Eğitim ve öğretim hayat boyu devam eden kesintisiz bir süreçtir. Yani beşikten mezara kadar ilim tahsil etmek dinimizin bir emridir. Ülkemizde eğitim ve öğretim yolculuğu Eylül ayında başladı ve Ocak 16’da nihayete erdi. İkinci yarıyıl 2 Şubat itibarıyla yeniden başlıyor.

Bir eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, öğrenciler için sadece takvimde bir dönüm noktası değil; aynı zamanda niyet tazeleme, muhasebe, istikamet belirleme ve güçlü bir iradeyi ortaya koyma zamanıdır.

İslam düşüncesinde zaman, en kıymetli sermayedir. Sermayesi eriyen adam hikayesi buna en güzel örnektir. Bağdat yazın sıcak günlerinden birini yaşıyordu. İnsanlar güneşin hararetinden serinleyecek bir köşe arıyor, ağaç gölgelerine sığınıyordu. Adamın biri de dağlardaki mağaralardan getirdiği buzları satmaya çalışıyordu. Öğlen sıcağında erimeye yüz tutmuştu. Tek sermayesi olan buzların erimesi karşısında adam, canhıraş bağırmaya başladı: “Sermayesi eriyen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan Cüneyd-i Bağdâdî’nin kulağına bu sözler çarpınca aniden durdu, olduğu yere çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. Talebeler telaşlandılar: “Ne oldu hocam” diye sordular. Büyük alim onlara sarsıcı gerçeği şöyle açıkladı: “Bu adamın söylediklerine dikkat edin! Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak, adamın maddi sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Saniye saniye, dakika dakika ömrümüz eriyor, hissedebiliyor muyuz?”

Kur’an-ı Kerim’de “Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyandadır” hükmü zamanı bilinçli kullanmanın öğretisini bize hatırlatıyor. Bu bilinci yeniden kuşanmak için ikinci yarıyıl zaman yönetimi açısından büyük bir fırsattır

Niyet meselesine gelince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ameller niyetlere göredir” buyurur. Ders çalışmak, sınavlara hazırlanmak ya da bir meslek hedeflemek; tüm bunlar yalnızca dünyevi bir başarı aracı olarak görülmemelidir. Öğrenci, ilim talep ederken niyetini Allah rızası, topluma fayda ve kendini geliştirme üzerine kurduğunda, öğrenme süreci ibadet değerine ulaşır. Bu niyet, motivasyonu artırdığı gibi karşılaşılan zorluklara da anlam kazandırır.

İkinci yarıyılda en sık karşılaşılan sorunlardan biri de yorgunluk ve dağınıklıktır. İslam, ölçülülüğü ve dengeyi esas alır. Ne tamamen dünyadan el etek çekmek ne de yalnızca başarı hırsıyla tükenmek doğru görülür. Düzenli bir çalışma programı yapmak, vakitleri namaz saatlerine göre planlamak ve günlük hedefler belirlemek hem zihni hem kalbi disipline eder. Sabahın bereketinden faydalanmak, özellikle ders çalışma açısından sünnetle de uyumlu bir alışkanlıktır.

Ahlaki duruş, eğitim hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Kopya, haksız rekabet ya da tembellik gibi davranışlar kısa vadede kazanç gibi görünse de uzun vadede karakteri zedeler. İslam’da ilim, ahlakla birlikte anlam kazanır. Öğrencinin dürüstlüğü, sabrı ve emeğe saygısı, aldığı notlardan çok daha kalıcı izler bırakır.

Ayrıca dua ve tevekkül, öğrencinin manevi dayanaklarıdır. Çalışmadan sadece dua etmek nasıl eksikse, çalışıp sonucu tamamen kendi gücüne bağlamak da o kadar eksiktir. Gayret gösterdikten sonra sonucu Allah’a havale etmek, kalbi kaygıdan arındırır. Özellikle sınav dönemlerinde yapılan samimi dualar, öğrencinin iç huzurunu güçlendirir.

Son olarak, ikinci yarıyıl bir telafi değil; bir inşa süreci olarak görülmelidir. Geçmişte yapılan hatalar için ümitsizliğe kapılmak yerine, tövbe ve azimle yola devam etmek gerekir. Çünkü İslam’da ümit her zaman vardır. Öğrenci, ilmi bir emanet bilinciyle taşıdığında hem bu dünyada hem ahirette karşılığını bulacaktır.