Yık, yok et ve kendine göre düzen kur! Pragmatist yenidünya düzeni, çıkarları uğruna hiçbir insani ilke ve ahlakta sınır tanımıyor.

Savaşın bir adab ve ilkesi vardır. Masumlar, mabedler, eğitim kurumları ve sağlık hizmetleri;

Bunların dokunulmazlıklarına rağmen Siyonist emperyalizm ve epsteinci kan içiciler kendi hegemonyaları için barbarca katliamlarını bunlar üzerinde gerçekleştirmeye devam ediyor, eğer dünya insanlık medeniyeti, buna “dur” demezse.

Evet, bugün Siyonist emperyalizm ve epsteinci evanjelist karanlık güçler, karşısına dikilen her güç ve ülke hedef tahtasında. Korkuyla, sindirmeyle, kaba kuvvetle, en teknik çağdaş silahlarla vahşi katliamlarını zayıf olan ülkeler üzerinden gerçekleştirerek korku imparatorluğunu oluşturmaya çalışıyor.

İki yıl boyunca mazlum Gazze halkı üzerinde savaşın tüm kirli yüzünü gösterdiler. Sivil halkı, sağlık merkezlerini, mabetleri ve eğitim kurumlarını yerle bir ettiler. Buna rağmen Gazze direniş cephesini kıramadılar. Rezil kepaze oldular. Bu rezilliklerini örtbas etmek için Müslüman coğrafyamızda mazlumları hedef almaya devam ettiler. Hiçbir hak ve hukuk tanımadan en kalleşçe oyunlarla arkadan kahpece saldırılar düzenlediler.

Bu kez İran İslam Cumhuriyetini hedefe koydular. Kendi iradeleriyle devlet kuran, sadakat gösteren ve aynı zamanda bugüne kadar yüz binlerce şehid veren İran halkının siyasi tercihine müdahale etme yüzsüzlüğünü gösterdiler.

Uluslararası hukuk denen hiçbir normu tanımadan, insanlığa dair tüm değerleri ayaklar altına alarak, gaddarca ve sadistçe saldırlar gerçekleştirdiler. Şecere-i Tayyibe yani Minab kız okulu katliamıyla çirkin ve vampir yüzlerini göstermekten çekinmediler.

Bu katliam, insanlığın hâlâ çözemediği bir utancı tekrarlıyor: Güçlü olanın "operasyonu", zayıf olanın "soykırımı" oluyor. Minab'daki o küçük okul, sadece İran'ın değil, dünyanın vicdanında bir yara olarak kaldı.

Minab'daki Şecere-i Tayyibe Kız okulu katliamı, emperyalist ABD ve siyonist İsrail rejiminin masum çocukları katletme vahşetinin en çıplak örneğidir. 28 Şubat 2026'da, kız okulunu Tomahawk füzeleriyle yerle bir ederek 168 masum yavrunun canına kıydılar. Oysa savaş hukukunda eğitim ve sağlık hizmetlerinin dokunulmazlığı olmasına rağmen bilinçli bir şekilde bu vahşeti gerçekleştirdiler. Bir mesaj verdiler esasında; “sizin en can alıcı ve yürek dağlayıcı değeriniz ne ise onu yok etmeye yeminliyiz.”

Minab'da okulun iki kez vurulması, kasıtlı bir barbarlıktır – kız çocuklarının eğitimini, geleceğini yok etmek için planlanmış bir saldırıdır.

Emperyalizm ve siyonizmin tarih boyunca tekrarladığı en iğrenç vahşetlerden biri, masum çocukları ve okulları hedef alarak sivilleri katletmektir. Minab'daki kız okulu katliamı (165-175 çocuğun bombalanarak öldürülmesi), emperyalist güçlerin sistematik barbarlığının en son halkasıdır. Bu katliamlar, gerçekte sivillerin, özellikle çocukların geleceğini yok etmeye yöneliktir. Çünkü eğitim, direniş ve özgürlüğün temel kalesidir.

İşte emperyalist ve siyonist güçlerin çocuk kanıyla yazılmış utanç tabloları:

Khadija Kız Okulu, Pakistan(27 Temmuz 2024): ABD yapımı bombalarla vuruldu, en az 15 sivil öldü.

Zeitoun C Okulu, Gazze(21 Eylül 2024): En az 34 kişi katledildi.

Fahmi Al-Jargawi Okulu, Gazze (Mayıs 2025): 54 kişi öldü, çoğu çocuk ve kadın.

UNRWA Okulları, Gazze (Mayıs 2025): bir günde iki kez vuruldu, 2.000 sığınmacıdan en az 30'u (kadın ve çocuk) öldürüldü.

Cebaliya ve Nuseyrat Saldırıları (2024-2025): ABD yapımı GBU-39 bombalarıyla okullar ve evler vuruldu, 40 kişi katledildi.

Gazze'deki bu okul katliamları, Minab'daki İran kız okulu vahşeti aynı mantığın parçası:

Emperyalist-siyonist güçler, masum çocukları bombalayarak "zafer" ilan ediyor. Ama gerçekte, bu kanlı eller tarihin en büyük utancını taşıyor.

Çocukların intikamı, direnişle alınacak.

Emperyalizme ve siyonizme lanet olsun!