Dijital çağdaki etkileşimin boyutu çok farklılaştı. Beyin yıkama teknikleri çok genelleşti. İnsanların algılarını yönetmek çok kolaylaştı.

Modernitenin dayattığı cinnet yüzünden beğenilme egosu çok şişti. İnsanlar kendilerinden söz edilmesini büyük bir meziyet saydı ve bunun için olmadık yollara başvurdu.

Saf dimağlar, internet denen ağ üzerinden kirletildi. Koca beyinler, ekranların küçüklüğünü aşamadı. Bilgi ve becerinin geliştirdiği, ilerlettiği insan, adeta bir adım ötesini göremez oldu.

Çocukların beyin ve vücut gelişimini sağlayan sokak ve saha oyunları bir bir unutulmaya yüz tuttu. Çocuklar da büyükler gibi ellerindeki telefonlarla oturdukları yerde kala kaldı. Böylece ne zihin gelişti ne de beden sağlıklı bir büyümeye doğru evrildi.

Dijital ortam, tam bir güvenlik sorunu olmaya başladı. Bunun için eğitim ve güvenlik tedbirleri artık olmazsa olmaz bir hâl aldı.

Sosyal platformların 15 yaş altı çocuklar/gençler için yasaklanması önemli bir adım oldu, ancak bununla da kalmak sorunu çözemeyecektir.

Anne karnından başlayan eğitim sürecinin çocuğa olan etkisinin konuşulduğu bir asırda, çocukların ahlaklı ve erdemli büyümelerini sağlayacak İslami eğitime daha küçük yaşlardan başlamak çok ama çok önemlidir.

Bütün okul kademelerine Kur’an-ı Kerim eğitimi ve İslami ahlak-adap dersleri konmalıdır. Bir taraftan alınan tedbirlerle çocuklar internetin tehlikelerinden korunurken, bir taraftan da ahlak, adap eğitimi çok önemlidir.

Anneler; ahlaklı, dürüst ve zeki bir nesil yetiştirecek en öndeki eğitim-öğretim kahramanlarıdır. Onları bu ulvi görev için müsaitleştirdikten sonra, Allah’ın izniyle sağlıklı ve ahlaklı bir neslin oluşturulması hiç de zor olmayacaktır.

Bu arada 15 yaş üstü çocukların 18 yaşa kadar bu dijital ortamın tehlikelerinden nasıl korunacağı da ayrıca düşünülmelidir.

17 yaşında evlenen gençlere çocuk muamelesi yapılarak kolluk ve mahkeme yoluyla aileleri dağıtılırken ve onlara zindan reva görülürken, aynı yaştaki “çocuklar”ın sosyal medyada büyüklerle aynı kefeye konmaları da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir husus olsa gerek. Evlenirken çocuksa, sosyal tehlikelerden korunma konularında da çocuk muamelesi görebilmelidir.

Daha önce de yazdım; İslami ahlak, adap ve yaşam biçimine adeta veba muamelesi göstermekten artık vazgeçilmelidir.
Müslüman memlekette, hassasiyeti gereği bir kaymakam açıklamasına ‘Besmele’ ile başladı diye görevden alınırken, yarı çıplak kadına selam duran askerlerle ilgili hiç kimse bir inceleme başlatmadıysa sorun vardır demektir.

Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül’ün kaymakamlıktan alınarak Edirne Valiliği Hukuk Müşaviri olarak görevlendirilmesinin sebebi olarak belki başkaca üslupla ilgili gerekçeler de öne sürülebilir, ama sanki asıl sebep, besmele üzerinden kaymakam beye yapılan şirretli tepkilerin dindirilmesidir. Yani birçok konuda olduğu gibi burada da asi zümreye boyun eğildi diyebiliriz.

Elhasıl, düzeltiyormuş gibi yapmamalıyız; gerçekten değişim gerekiyor ve bunun usul ve esaslarına uyarak harekete geçilmelidir. Bunun için de kınayıcının kınamasından artık korkulmamalıdır.