ABD, dünya jandarmalığına soyunarak haydutça faaliyetler yürütmeye devam ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini kaçırdıktan sonra, şimdi de başka ülkelere yönelik tehditler savurmaktan geri durmuyor.

Özellikle İran, siyonist çetenin ve haydut ABD’nin hedefinde olmaya devam ediyor. İran’da baş gösteren sokak protestoları nedeniyle Trump, protestoların şiddetle bastırılması durumunda müdahale edeceklerini söylemişti. Ardından katil Netanyahu aynı şekilde tehditler savurmuştu.

İran’da 28 Aralık 2025’te başlayan protesto eylemlerinin sebebi olarak, ekonomik sıkıntılar ve İran riyalinin serbest piyasada ABD doları karşısında sert düşüşü gösteriliyor. Tüm bu ekonomik sıkıntıların baş sorumlusu kendileri değilmiş gibi Trump, İranlılarla ilgili olarak, “Birçok sorunları var: Devasa enflasyon var. Ekonomileri iyi değil, çökmüş durumda. İnsanların çok mutlu olmadığını biliyorum” diyerek sözüm ona İranlıları düşündüklerini ima etmeye çalıştı.

Oysaki petrol zengini İran’a, tam 46 yıldır ABD tarafından uygulanan bir ambargo var ve bu ambargo hâlen şiddetlenerek devam ediyor. İran İslam Devrimi’nin gerçekleşmesinden sonra; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, israil ve ABD gibi uluslararası çete, kuruluş ve ülkeler tarafından İran’a çeşitli ticari, siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulanmıştır. Ambargolar zaman zaman hafifletilmiş olsa da hep bir şekilde devam etmiştir.

4 Kasım 1979’da, ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin basılmasıyla ortaya çıkan rehine krizinin ardından, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter bir kararname imzaladı. 14 Kasım 1979 tarihinde imzalanan bu kararnameye göre, İran’ın ABD’deki 12 milyar dolarlık mal varlığı donduruldu. Ambargoyla da kalmayıp bir de halkın parasına el koydular.

Aynı hırsızlığı ve gaspı Afganistan’da da yaptılar. ABD’nin pılını pırtını toplayıp Afganistan’dan kaçmasının ardından, 15 Ağustos 2021’de ülkenin kontrolü Afgan mücahitlere geçti. ABD ise 16 Ağustos’ta, Afganistan Merkez Bankası’nın rezervlerine el koydu. Afganistan Merkez Bankası’na ait 9,5 milyar dolarlık rezervin önemli bir bölümünü elinde tutan ABD, bu rezervleri dondurduğunu açıkladı. Yani burada da Afgan halkının parasına ve ekonomisine çöktü, gasp etti.

Madoru’yu kaçırdıktan sonra Venezuela’nın petrolüne çullandılar bile. Trump, Venezuela 30 ile 50 milyon varil arasındaki petrolu ABD’ye devredecek, dedi.

Emperyalistlerin dünya genelindeki stratejileri genelde bu şekilde olmuştur: Önce hedef ülkenin parasını ve zenginliklerini çalarak, gasp ederek ülkeyi ekonomik olarak çökertirler; ardından da halkın ekonomik tepkilerini bahane ederek fiziki müdahalelerde bulunur ya da bu müdahaleleri tetiklerler.

Venezuela’dan sonra Kolombiya ve başka ülkeler de hedeflerindedir. ABD basınına açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump’ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller, Grönland’ın ABD’nin bir parçası olması gerektiğini savunan ifadeler kullandı. En son Beyaz Saray, Donald Trump yönetiminin Grönland'a sahip olmak için "ABD ordusunu kullanmak da dahil" çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini açıkladı. ABD ile Grönland arasındaki en yakın uçuş noktaları 4.800 km civarıdır.

Haydut dünyaya hükümran olmuşsa, dünyanın huzuru kalmamış demektir. Haydut; haktan, hukuktan, uluslararası kurallardan ve düzenlerden anlamaz. Hele bu haydutların siyonist bir arka planı varsa, dünya için cehennem kapıları aralanmış demektir.

Venezuela, petrolü sebebiyle hedef olmuş olabilir; ancak asıl mesele Maduro’nun anti-siyonist duruşu ve her fırsatta Gazze’ye ve Filistin’e yönelik destek açıklamalarında bulunmasıdır. Maduro, anti-siyonist olmasının bedelini ödemektedir.

Dünya ülkelerinin bu saldırgan hayduta karşı bir çare arayışına girmesi gerekir. Aksi takdirde, hiçbir ülke için huzurlu bir gelecek mümkün ol(a)mayacaktır.

Haydutların bu pervasızlığı karşısında, İslam ülkelerindeki bazı basın yayın organlarının algı operasyonlarına çanak tutmaları ve peşinen İslam ülkelerine adeta yenilgiden başka seçenek tanımayan yayınlar yapmaları dikkatlerden kaçmamaktadır. Günlerdir Ali Hamaney’in ülkeden “nasıl kaçacağına” dair senaryoları dolaşıma sokmaları, bu algı operasyonlarına hizmet etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Unutmayalım ki “ötekisi, berikisi” denildikçe tehlike yaklaşmaktadır. Kurbanlık koyunlar gibi herkes sırasını mı bekleyecek?

Hayır, hayır; bu doğru bir strateji değildir.