Dersim Katliamı üzerinden büyük bir tartışma yürütülüyor.
CHP`de tam bir deprem yaşanırken, hükümet ve ona yakın medyadan o dönemde yaşananlara ilişkin çarpıcı açıklama ve bilgiler yansıyor.
Kemalist statüko korku içinde.
Yıllardır kurdukları sistem sallanmaya başladı.
Dokunulmazlar, tabular oluşturulmuş ve onların etrafına kalın zırhlar örmüşlerdi. Küçük çocukların kafası daha 5-6 yaşlarındayken uydurulmuş tarihi bilgilerle dolduruluyor, sistem kendi doğrularını her yerde herkese dayatıyordu.
Memurlara inanmadıkları şeylere bağlılık yeminleri ettiriliyor, toplum zorla dönüşmeye zorlanıyordu.
Koruma kanunları adı altında düzenlemeler yapılıyor, birçok insan bu gerekçe ile eziyete uğratılıyordu.
Ama şimdi Dersim üzerinden çok şeyler sorgulanıyor.
Kimileri yine tabularla korkutmaya çalışıyor insanları. Katliamı kabul ediyor; ama 'dönemin şartları gereği' olan bir olay diyorlar. Biraz diretirsen 'İşin içinde Atatürk var, onu da mı suçlayacaksınız' diyorlar.
Bilal Çetin aynen şunları yazdı: 'Dersim`e eğer sorumlu aranıyorsa sorumlu cumhuriyet rejimidir. Cumhuriyetin kuruluş felsefesidir. Kişisel sorumluları arayacak olursanız en başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü, İsmet İnönü`yü, Celal Bayar`ı, Mareşal Fevzi Çakmak`ı bulursunuz.'
Daha önceden CHP`li Onur Öymen 'Dersim`den Atatürk`ün habersiz olması mümkün değil' demişti.
Atatürk`ü öne sürerek Dersim belasından kurtulmayı düşünenlerin elinde patlayacak bomba. Çünkü belgeler konuşuldukça Dersim`de bir katliamın yaşandığı ortaya çıkacak. Katliam ortaya çıktıktan sonra artık uygulayıcıların, emri verenlerin tartışılmasının önüne kimse geçemez.
Bir katliama, bir soykırıma kimse kalkıp 'dönemin şartları gereği' diyemez.
Hitler`in yaptıkları için de, Amerikalıların Kızılderililere yaptıkları için de 'dönemin şartları' der işin içinden çıkarız o zaman.
Hiçbir dönemsel şart kitlesel kıyımların sorgulanmasının önüne geçemez.
Boyalar döküldükçe özellikle Kemalistler zihin yapılarını yeniden sorgulamak zorunda kalacaklardır.
Aleviler de politik duruşları ile yüzleşecek ve kendilerini sorgulayacaklardır.
O yüzden Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün`ün yaptığı şey çok önemlidir.
DERSİM`DEN AÇILAN KAPI
Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşananların sorgulanabilmesi için neredeyse yüz yıl geçmesi gerekiyormuş. Tabii mesele Dersim`le sınırlı değil. Mesela Şeyh Said kıyamı ve sonrası da yeniden tartışılabilecek mi? Başbakan Şeyh Said kıyamı sonrası yaşanan katliamlar, sürgünler ve tecritler için de konuşabilecek mi? Seyyid Rıza`nın 'Evladı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, günahtır' şeklindeki son sözlerini söyleyebildiği gibi, Şeyh Said`in 'Değersiz dallarda beni asmanızdan korkum yoktur, çünkü inanıyorum ki, ölümüm Allah ve din içindir' şeklinde olan son sözlerini de söyleyebilecek midir?
Bu konularda bir kapının açıldığını düşünüyoruz.
Artık bundan sonra 'İskan yasaları' da İstiklal mahkemeleri de arşivler açılarak yeniden incelenmelidir. İşgalcilerle savaşan bir halkın işgalcilerin zihniyetinin hakim olması için nasıl sindirildiği, eziyet gördüğü, bazen de katliamlara maruz kaldığı gerçeği yeni nesillerce bilinmelidir.
Bilinmelidir ki, cumhuriyetin tarihi Yunanlılara, İngiliz ve Fransızlara verilen mücadelelerle sınırlı değildir. Müslüman kadının çarşafına el uzatan Fransız askerine karşı çıkan Sütçü İmamların, yeni rejim kurulduktan sonra nelerle karşılaştıkları da bilinmelidir.
Kimi şeyler sadece devlet kayıtlarında vardır ve kimsenin incelemesine izin verilmiyor. Bu da zulmün boyutların ortaya çıkmasına engel oluyor.
Mesela şapka giymediği için idam edilenlerin sayısı bile tam olarak bilinmemektedir.
Ezan okuduğu için öldürülen ya da zindanlara atılanların, Kur`an dersi verdiği için eziyetlerle karşılaşanların hikayeleri artık gün yüzüne çıkmalıdır.
Menemen komplosu ve sonrası da yeniden araştırılmalıdır. Komplocuları ayarlayıp eylemi yaptırdıktan ve Şeyh Esad Erbili hazretlerini planlayıcı olarak suçladıktan sonra zehirli iğne ile şehid edenlerin yüzleri açığa çıkarsa belki de Ergenekon`un sanılandan çok daha eski bir tarihinin olduğu ortaya çıkacaktır.
Dersim`den tarihin karanlık koridorlarına bir kapı açıldığını düşünüyoruz.
Hiçbir şeye takılmadan, hiçbir şeyi korumaya çalışmadan gerçeklerin ortaya çıkmasının zeminin oluşturulacağını umuyoruz.
Dersim`den açılan kapının hayırlı olmasını diliyoruz.