CHP bu, huylu huyundan vazgeçmez.

Kurultaylar partisinde ayak oyunlarından, siyasi manevralara kadar her şeyi bulmak mümkün. Ülke siyasetinde sığ, ufuksuz, projesiz bir görüntü verenler içerde aslan kesiliyorlar.

Muhaliflerin kurultay için imza toplamalarına karşılık Genel Başkan Kılıçdaroğlu, daha önceden yapılacak bir kurultaya karar verdi.

Maksat inisiyatifi muhalefete kaptırmamak ve onları hazırlıksız yakalamak.

Tabii bir de gündemi belirleme meselesi var.

Tam da bu sıralarda yeni kaset iddiaları atıldı ortaya. Abdülkadir Selvi`nin yazdığına göre Alman istihbaratı tarafından çekilmiş, iki üst düzey CHP`liye ait görüntü kayıtları varmış ve bunlar yakında piyasaya sürülebilirmiş.

Parti içi dengelere müdahale edilmesi gündemdeymiş.

Malum, kurultaylar da gündemde ya…

Benim dikkatimi bu kaset ve kurultay meselesinden çok 'Alman istihbaratı' çekti.

Aslında Almanların ismi ilktir dillendirilmiyor. Daha önceden 'Alman vakıfları' ve faaliyetleri de gündeme gelmişti.

İşin CHP ile bağlantısına ise komplo deyip çıkabilirsin; ama o kadar kolay değil.

Birazcık geriye gidelim isterseniz.

Hatırlarsanız bir süre önce Almanya`da 'Deniz Feneri' olayı patlak verdi.

Dönemin CHP grup başkan vekili Kemal Kılıçdaroğlu hemen Almanya`ya gitti ve mahkemeyi yakın takibe aldı.
Sonra meclis kürsüsünden dosyalar salladı.

Almanların ona bazı belgeler verdiği konuşuldu o zamanlar. Yani aralarında bir ilişki vardı.

O mesele Almanya`da kapanınca burada açıldı; ama dava açan savcılar belgede tahrifat yapınca hükümet yanlısı HSYK`nın eline koz verdiler. Savcılar önce görevden alındı, ardından haklarında dava açıldı.

Kılıçdaroğlu savcılar hakkında dava açılmasına öfkeleniyor ve hükümete yükleniyor. Öyle ya devran değişti. Bir önceki HSYK, Van savcısını görevden aldığında sesini çıkarmamıştı CHP.

Neyse, konudan fazla uzaklaşmadan yeniden Almanlar meselesine dönelim. CHP`nin Almanlarla geçmişi çok eskilere dayanır. CHP`nin fikir öncüleri İttihatçılar, Alman hayranıydı. İttihatçılar, Osmanlı Devletini 1. Dünya savaşına Almanlarla beraber sokarak çöküşün sorumlusu olmuşlardı.

1940`lardaki 2. Dünya savaşında yine bir Alman hayranı kitle vardı devletin başında.

Dönemin CHP`si Alman taraftarıydı ve dönemin Cumhuriyet Gazetesi, Hitler Almanya`sına durmadan övgüler yağdırıyordu.
Almanların yenilmesinden kısa bir süre sonra da CHP yenilmiş ve muhalefete düşmüştü.

Yani dememiz o ki, CHP`nin Alman aşkı ya da Almanların CHP`nin içişlerine karışması yeni bir şey değil.
Sadece şunu merak ediyoruz:

Bu işlerde hep Almanların parmağı varsa, bu adamların Bizans oyunlarını iyi öğrendiğini gösteriyor.
Biliyorsunuz CHP`de Bizans Oyunları hiç eksik olmaz. Şimdi soru şu:Almanlar bu oyunları ne zaman öğrendiler?
Bu taktikler Almanya`da da deneniyor mu?

Hani Türkiye`den derin devlet faaliyetlerini öğrendikleri, 'dönerci cinayetleri' ile ortaya çıkmıştı. Geçenlerde Alman Cumhurbaşkanının basına şantajını da duyduk.

Siyasette ayak kaydırma yöntemi olarak görüntü kayıtları da kullanılacak mı?
Merak ediyoruz.

ARTIK KAZMAYIN, YETER!

CHP`de Bizans oyunları devam ederken MHP`de başka bir gündem var.

Devlet Bahçeli, Diyarbakır`da insan kafataslarının bulunduğu kazıyı kast ederek 'Millet kazı siyasetinden bıktı' açıklaması yaptı.

Biz bu işten bıkan pek kimseyi görmedik, ama Bahçeli`nin açıklamasının üzerinde durmak gerektiğini düşünüyoruz.
Açıklamasının devamında 'Çanakkale`yi, Dumlupınar`ı, Sakarya`yı da kazın' dedi Bahçeli.

Devlet Bahçeli, devletin has adamı. Bir işten derin devlet değil asıl devlet zarar görmeye başladığında sesini yükseltiyor.
Diyarbakır kazıları Ergenekon`la sınırlı kalsa Bahçeli sesini çıkarmazdı.

Ama bazıları Şeyh Said`den söz edince işin rengi değişti.

Çanakkale, Dumlupınar gibi savaş bölgelerini hatırlatıyor MHP lideri.

İşin ucunun başka yerlere doğru gittiğini görünce itiraz ediyor Bahçeli ve aslında 'Artık kazmayın' demeye getiriyor.
Kazarsanız kötü olur.

Tabii sadece Bahçeli için değil.

Başkaları da bundan rahatsız.

Mesela farklı partide olmasına karşılık aynı zihin kodlarına sahip olan Cemil Çiçek de aynı durumdadır.

Bulunduğu partide bulunma amacı katkı değil kontroldür.

Ve düşünebiliyor musunuz?

Yeni anayasa ona emanet edilmiş!