Aslında Kemalist diktatörlüğün ne kadar çürük olduğu “Kâbe’de hacılar” ilahisiyle ortaya çıkmıştır. Bir nefeslik, bir üfürüklük canı varmış. Sadece ne zaman ve nereden üfleneceğini iyi bilelim o kadar.

Rabbimiz bunu Ankebut suresinde Ankebut ayetiyle bize gösteriyor;

“Allah’tan başkasını veli edinen (korumasına sığınanların) durumu örümceğin durumuna benzer. Örümcek kendine bir yuva yapar, ama yuvaların en çürüğü örümceğin yuvasıdır, keşke bilselerdi.” (Ankebut, 41)

Dikkatinizi çekerim, bu ayetten önce geçmiş diktatörlerden bahsedilir, son olarak da “Karun, Firavun ve Haman zikredilir, onların hepsinin iktidarının ancak bir örümcek yuvası hükmünde olduğu belirtilir.

Dikkat ederseniz böylesi diktatörlükler çok büyük güçlerle değil, ufak bir nefesle, basit bir üfürükle yıkılıp giderler.

Şu günlerde Kemalist dinozorların paniklemesine baktığımızda bunu görüyoruz.

Elbette bu mesele basit bir ilahi ile izah edilemez. Aslında bu yüz yıldan bu yana birikmiş bir öfkenin, yüz yıldan bu yana bastırılmış bir özlemin bir anda dışa vurmasıdır. Okullardan yükselen bu ses bu millete çok tanıdık gelmiş olmalı ki derhal kendisi de bu koroya katılmıştır.

Durum böyle olunca bizim laik dinozorların feveran etmelerini çok görmeyin, kendileri de biliyor ki bir nefeslik ömürleri var.

Müslümanlara düşen toplumun yüreğinin nerede attığını, hangi damarlarının yakalanması gerektiğini iyi bilmek ve o damarlardan girebilmektir.

Ama her şeyden önce biz şuna inanmalıyız ki, firavunlar istedikleri kadar güçlü olsunlar, denizler dolusu savaş gemileri, uçak gemileri olsun, onların saltanatları bir örümcek yuvası mesabesindedir.

Rabbim hem içerideki dinozorların hem dışarıdaki zalimlerin saltanatlarının bir nefesle yıkılışını görmeyi Cuma hürmetine bizlere lütfeylesin!