Operasyon sonrası Amerika`da sevinç gösterileri yapıldı. Liderler memnuniyetlerini dile getirdiler. Üsame Bin Laden sonrası üzerine çok sayıda senaryo konuşuldu.
Kimdi Üsame Bin Laden ve neden Amerika`nın bu cinayeti bu kadar önem kazandı? 15 milyar dolara hükmeden bir ailenin ferdi iken hangi sebep Şeyh Üsame`yi Afganistan dağlarına götürdü?
Şili`yi ziyaret eden Amerikan başkanını protesto etmek isteyenler neden yüzlerine Laden maskeleri geçiriyorlardı?
Meksika ABD futbol müsabakasında yüz bin Meksikalı Amerika`yı protesto için neden hep bir ağızdan 'Üsame!' diye bağırıyorlardı?
Sebebi çok basit aslında.
Katil, tahripkar ve sömürgeci Amerika`ya karşı isyanın ismiydi Üsame. Yiğitçe bir duruşun, fedakarlığın ismiydi.
Siyonizmin etkisini iyi biliyordu ve ısrarla şunu söylüyordu: 'Kudüs işgal altında olduğu müddetçe Amerikalılar rahat yüzü görmeyecek!'
'Ne alakası var' diyebilirsiniz. Alakasını söyleyeyim. Operasyon sonrası açıklamalardan en ilginci Siyonist Lieberman`dan geldi. 'Amerika operasyondan önce bizi bilgilendirdi' dedi.
Amerikalılar 'Adalet yerini buldu' diyorlar.
'Hangi adalet' diye sormak lazım. Yüz yıldır dünyayı yağmalayan Amerika adaletten söz ediyor.
Nükleer silah tehdidi var diye Irak`a saldıran, İran ve Kuzey Kore`yi hedefe koyan Amerika, dünyada nükleer silahı kullanan tek ülkedir. Kimyasal silahları, fosfor bombalarını kullanmaktan çekinmiyen, deniz aşırı ülkelerde suikastler düzenleyen bir terör devleti, bir katiller toluluğudur Amerika. Ve bu çirkin yüzüne rağmen adaletten söz edebiliyor.
Amerika için daha adalet yerini bulmadı; ama Üsame Bin Ladin için durum farklı.
Müslüman hassasiyeti ve hüsnü zannıyla bakarak şunları görüyoruz.
Tekfirciliğin ümmeti parçalamaktan, anti emperyalist direnişi halktan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadığını görüyoruz. Buna karşı çıkarken akidede değişiklik yapmayı ya da nasları devre dışı bırakmayı kast etmiyoruz. İslam kültürü içerisinde tekfircilik, kökü sağlam olmayan hastalıklı bir tavırdır.
Selefi çizginin değerlendirmesini yapmıyoruz; bunun hem yeri değil hem de zamanı.
Selefi çizginin keskinliğini ve topluma bakışını bir tarafa bırakarak;
Afganistan el Kaidesinden son yapılan açıklamayı esas kabul ediyoruz. Bu açıklamadan bazı önemli cümleler alıyorum:
'Müslümanları camilerinde, pazar yerlerinde, nakil yolculuklarında ya da toplanma yerlerinde hedef alan herhangi bir operasyondan yana tamamıyla masumiyetimizi yineliyoruz.'
'Müslüman halkımızı seçimi olmayan bir halk olarak gördüğümüzü açıklamıştık. Fakat aynı zamanda onları da kendimizi de hatalardan münezzeh görmüyoruz.'
'Müslümanların kanını, malını ve izzetini göz ardı etmeye götürecek bütün yolların kapılarını kapatmalıdırlar.'
'Bırakın Dünya yok olsun; bırakın biz, örgütlerimiz, gruplarımız ve planlarımız mevcudiyetlerini yitirsin fakat ellerimiz, Müslüman kanını gayri meşru bir şekilde akıtmaya sebep olmasın. Bu, net ve kesin bir meseledir.'
Bu açıklamada ayrıca tekfirciliğe de net bir eleştiri vardır. Merak edenler tümünü internetten bulabilir.
Müslüman halkı kucaklama ve onlara adalet ve özgürlük yolunda öncü olma çabasına teşvik vardır. Birkaç kelimede toplumu tekfir edenler bu açıklamadan önemli dersler çıkarmalıdır.
Müslümanlar içinse hüsnü zannı esas almak gerektiği…
Bu son açıklamayı esas alıyor ve diğer iddiaları emperyalist güdümlü odakların dezenformasyonu olarak kabul ediyoruz.
Evet, adalet yerini buldu ve Şeyh Üsame şehid oldu. Hak etmişti çünkü.
Emperyalist katiller için adaletin tecelli edeceği günü bekliyoruz.
Yağmalanan, kana ve gözyaşına boğulan mazlum İslam coğrafyasında Şeyh Üsame`nin yolu devam edecektir.