Bismihi Teâlâ
Dilimiz kimliğimizdir.
Bu tartışmaya kapalı bir gerçektir.
İnsan en sahici haliyle kendini ana diliyle anlatır.
Susturulan dil, hafızayı susturur.
Hikâye kaybolur, onur da zedelenir.
Diliyle barışmayan toplum,
kendisiyle barışamaz.
Kürtçe bu coğrafyanın en kadim dillerindendir.
Uzun süredir ya yok sayılmakta
ya görmezden gelinmektedir.
Bazen açıkça, bazen örtük biçimde…
“Kürtçe ana dilde eğitim” yeni bir talep değildir.
Bu, ertelenmiş bir insani haktır.
Sistem fay hattıyla bakar bu talebe.
Kimileri de köprü olarak görür.
Sormak gerekir:
İnkâr mı, tanıma mı?
Dili tanımak insanı tanımaktır.
Bundan korkmak yerine güç görmek gerekir.
Diller bölmez, birleştirir.
Dil tanışmanın ilk adımıdır.
Anlamayı ve saygıyı mümkün kılar.
Dili dışlamak insanı görünmez kılar.
Hiçbir toplum sessizlikle güçlenmez.
Somut bir adım bugün mümkündür.
Ortaokul öğrencisi olan aileler seçmeli Kürtçe dersini tercih ederek
çocuklarının ana dili ve kültürel bağlarını güçlendirebilirler.
Aslında bu bir ders seçimi değildir.
Bu, hafızaya sahip çıkmaktır.
Bu, kimliği yaşatma iradesidir.
Çocuğa verilen açık bir mesajdır:
Olduğun hâlinle değerlisin.
Bu sözler artık gizli değil,
Yüksek sesle söylenebilmeli:
Zimanê me rumeta me ye.
(Dilimiz onurumuzdur.)
Perwerdehiya bi zimanê dayikê mafekî insanî ye.
(Ana dilde eğitim insani bir haktır.)
Zimanê Kurdî bila bibe zimanê fermî.
(Kürtçe resmi dil olsun.)
Bu bir ayrılık çağrısı değildir.
Bu, eşitlik talebidir.
Bunu dile getirmek sorumluluktur.
Zira çocuğa “sen değerlisin.” mesajını vermektir.
Ezcümle; dil yaşarsa insan yaşar.
İnsan yaşarsa toplum iyileşir.
#Ez zımane xwu hilbijerim.
Kalın sağlıcakla…