Allah Resulü (s. a. v) buyurdular ki: "Allah'ı koru ki Onu önünde bulasın. Genişlik günlerinde Allah'ı bil ki, sıkıntılı anlarında O seni bilsin. Bilmiş ol ki, sapıp sana dokunmayan kaza, bela ve diğer şeyler herhalde dokunacak değildir; sana dokunan şey de hata edip sapacak değildir. Bilmiş ol ki, zafer ve yardıma erişme sabırla beraberdir; genişlik ve ferahlık sıkıntı ve bunalma ile beraberdir. Şüphesiz ki her sıkıntıyla beraber bir kolaylık vardır."

Dostlar! Her aile reisi, çocuğunun kalbine tevhid tohumunu ekmekle mükelleftir. Çocuklarının akidesinin bozulmaması adına zihinlerini sahih bir bilgiyle donattıktan sonra bu sefer Kur’ani ve tevhidi bir bakış açısı kazandırmak için eğitim vermelidir. Allah (cc.)'ın varlığını, birliğini ve en önemlisi O’nun sevgisini çocuğunun kalbine yerleştirip zihnine nakşetmek için üstün gayret göstermelidir. Çocuğunu İslami irşad vazifesi gören vakıf, dernek, cemaat ve kuruluşların düzenlediği sohbetlere götürmeli, devamlı gitmesi için de teşvik etmelidir.

İlim ve irfan meclisinden uzaklaşan çocukların/gençlerin nefislerine yenilip şeytani hileler peşinde koşmaya başlayacağı da bir hakikattir. Hakeza ifsad ehlinin kemendi boynuna dolanmış bir gençlik desen, zaten böylesi bir gençlik kendisi bir fitne unsuru olmuştur. Öyle ki, akranlarını yoldan çıkarıp onları kertenkele çukuruna çeker, nesli öldürmek için zehirli kuyular açar, avlanmak için suyun mecrasını değiştirir; günahı alabildiğine süsler, hayasızlıkla aldatmaya çalışır, insanlar arasında kin ve düşmanlık saçmaya başlar.

Malumunuzdur, çocuklar, sevgiyi ilk defa aile yuvasında tanırlar. Aile yuvasında bu etkili hissi yaşayan çocuk, Allah'ı derin ve içten sevmekte zorlanmaz. Rabbimiz Allah (c. c), kendisine o çok sevdiği anne ve babasını sunandır. Kimi insanlar, sevdiklerini, özellikle de anne-babalarını kaybettikten sonra, Allah'a daha çok yaklaşır ve O’nu daha çok sevmeye başlarlar. Çocuk Allah'ın varlığını, birliğini, rahmetini, bağışlayıcılığını ve bilhassa da yarattığı insanları ne kadar çok sevdiğini öğrendiğinde, tüm gönlüyle Yüce Yaratıcıya bağlanır.

Bu sebeple, çocuğun ilk öğreneceği bilgiler arasında Allah'ın güzel isim ve sıfatları bulunmalıdır. Çocuğun yaşına göre, anlayış seviyesini de hesaba katarak Allah(cc.) ona tanıtılmalıdır.

Yazar Vehbi Vakkasoğlu, "Allah'ı Çocuklarımıza Nasıl Anlatmalı?" adlı kitabında: "İnsan öğrendikçe daha bir rabbini tanımış olur. Doğru tanıyan çocuk Allah'ı mutlaka sever. Kişi sevmediği şeye düşman kesilir. Müslümanların, çocuklarına her konuda Allah'ı ceza veren olarak tanıtmaları ve Allah'la korkutmaları yanlıştır. Ebeveynin yaramazlık yapan çocuklarını Allah'la tehdit etmeleri kadar sakat bir anlayış olamaz" der.

Çocuğun davranışının karşılığını ceza şartına bağlayan cümleler de yanlıştır.

-Böyle dersen Allah seni yakar!"

-Beni üzdüğün için Allah seni Cehennemine atar!"

-Namaz kılmazsan Allah seni taş yapar!"

Dostlar! Bu yöntem çok ucuz ve kolay, aynı zamanda çok da zararlı bir yöntem… Şartlı cümleler Allah'ı bir korku odağı haline getirip çocuğu Allah'tan uzaklaştırır. Halbuki Allah, korkulan değil, korkulardan kurtarandır. O, Rahman ve Rahim’dir; kendisine inananları ve sevenleri Cehennemi ile cezalandırmayacak, Cennet'i ile mükâfatlandıracaktır. Oysa bütün korkularımızdan ancak Allah'a sığınarak kurtuluruz.

"Bizi korkutan şeyler de sevdirenler de O’ndandır. O’nun müsaadesi olmadan yaprak kımıldayamaz, karınca yürüyemez, insan parmağını kıpırdatamaz. Bunun için İslam’da korkunun yeri, sadece günahtan ve kötülükten kurtarıp iyiliklere yönlendirmek içindir. Bu sebeple doğru korku, Allah'a layık kul olma yolundaki endişelerden ibarettir. Allah korkusu, inanan ve ibadet eden bir müminde, O’na karşı duyulan hürmet, hayranlık ve minnettarlık duygularına dönüşür."

Hülasa, Allah'ı sevdirelim derken yanlış metotlara başvurarak çocuğun suçluluk psikolojisine kapılıp bunalıma düşmesine sebebiyet verebiliriz. Çocuk, yanlış telkin edilen Allah korkusuna inanmazsa hem anne babasına hem de onların inancına güveni sarsılabilir.