Bu yılki İsra ve Mirac'ın bu günlere tevafuk etmesi çok anlamlı olmuştur. Çünkü Peygamber Efendimiz (as)a da bu mucize, tam da bugünlere benzer bir atmosferde ihsan edilmişti.

Hicretten bir buçuk yıl öncesinde Peygamber efendimiz(sav), o güne kadar en büyük destekçileri olan amcası Ebu Talip ile vahyin indiği ilk günden itibaren O'na maddi ve manevi destek verip moralmen zinde ve dinç olmasını sağlayan dünya kadınlarının en üstünlerinden olan Hz. Hatice Annemiz'i birkaç ay arayla kaybetmişti. Bu iki insanın vefatı, Efendimiz (as)'ın hayatında zelzele ve deprem etkisi meydana getirmişti. O andan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Müşrikler adete ipini koparan köpekler gibi her taraftan efendimize saldırıyorlardı. Efendimiz her zamankinden daha çaresiz ve yalnız hissediyordu kendini. Çünkü daha önce müşrikler bunu yapmaya cesaret edemiyorlardı. Efendimiz (as) bu müşriklerin artık iman edeceklerinden ümidini kesince son bir umut, iman edebilirler temennisiyle Taife gider. Taif halkı O'nun davetini kabul etmedikleri gibi, her taraftan etrafını sarıp O'nu taşlamaya başlarlar. Atılan taşlardan dolayı, Efendimiz (as)'ın bedeninin her tarafından kanlar akıyordu. Mübarek başından dökülen kanlar vücudunda süzülüyor ayaklarına doğru akıyordu. Efendimiz bu saldırılara, yaralanmalara başından akan kanlara aldırış etmiyordu. Ama bugüne kadar her sıkıntılı anında O'na yardım eden Rabbi bu defa O'nu neden yalnız bırakmıştı. Acaba Rabbi O'na küsmüş müydü, darılmış mıydı? O saldırılar altında zihni bununla meşguldü. Ve şöyle diyordu." Ya Rabb, eğer bana karşı gazablı değilsen, çektiğim bela ve sıkıntılara hiç aldırmam "İşte cenabı Allah, Resulüne darılmadığını ayetlerle ona vahyetti: 'Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da' cenabı Allah bununla beraber, O'ndan razı olduğunu göstermek, dört bir taraftan baskı ve yıldırma muamelesine maruz kalmış Peygamberini hem teselli etmek, hem de azim ve kararlılığını yenilemek için, Resulünü huzuruna davet etti. O'na Kuran'dan sonraki en büyük mucizeyi gösterdi. O'nu kendi katına çıkardı. Yani İsra ve Miraç olayı gerçekleşti. Gecenin bir vaktinde, Peygamber efendimiz (sav) İsra, yani gece yürüyüşü ile Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya gitmiş, Miraçla da Mescid-i Aksa'dan semaya yükseltildi.

Bir buçuk yıla yakındır Gazze'de Müslümanlar tarihte eşine az rastlanır bir soykırıma tabi tutuldular. Tıpkı Taifte Peygamber Efendimiz (as)'ın yalnızlığı gibi bir yalnızlık yaşadılar. Dört bir taraftan düşmanlar, onları koruyacak hiç kimsenin olmadığından emin oldukları için insafsızca vahşice saldırdılar. Cenabı Allah da Peygamberi (as)'ı Miraç'la sevindirdiği gibi Mirac'ın yıldönümünde Gazzeli Müslümanları da yardımıyla ve zaferle sevindirdi. Miracın yaşandığı topraklarda ve Mirac'ın yıldönümünde, Gazzeliler Miracı yeniden yaşadılar. Kutlu olsun mübarek olsun!