Sol cenahın ekranlarında yine aynı nakarat dolaşıyor:
“Laiklik elden gidiyor!”
Oysa ortada olan şey, çocukların Ramazan ayının ruhunu tanımasına yönelik bir dizi etkinlikten ibaret...
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede, okullarda “Maarifin Kalbinde Ramazan” temasıyla paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma duygularını güçlendirecek çalışmalar yapılacağı duyuruldu. Hepsi bu.
Ancak ne zaman bu memlekette toplumun inancına, kültürüne ve değerlerine dair olumlu bir adım atılsa, bir koro aynı tonda yükseliyor; aynı kelimeler, aynı itirazlar, aynı pişkinlik…
Bu refleks artık şaşırtıcı değil. Sesi çok çıkan küçük bir azınlık, değer vurgusunu başlı başına bir tehdit olarak görüyor.
Bu Ramazan günlerinde sokağa çıkıp bakın. Çarşıda, pazarda, evlerde bambaşka bir gündem var. Anneler çocuklarına iftarın ne demek olduğunu anlatıyor; babalar küçük elleriyle yardım kolisi hazırlayan evlatlarına gururla bakıyor. Ramazan, bu topraklarda yalnızca bir takvim ayı değil; merhametin, sabrın ve paylaşmanın somutlaştığı bir zaman dilimidir. İnsanlar birbirine daha dikkatli, daha anlayışlı, daha cömert davranmaya gayret ediyor.
Bugün bu ruh ve erdem okullarda da çocuklara kazandırılmaya çalışılıyor.
Şunu unutmamak gerekir ki eğitim yalnızca matematik formüllerinden ve dil bilgisi kurallarından ibaret değildir. Bir çocuğun akademik başarısı kadar ahlakı ve vicdanı da inşa edilmelidir. Kendi kültürünü, geleneğini ve inanç değerlerini tanıyan bir nesil; köksüz değil, sağlam bir zemine basarak büyür. Aidiyet duygusu, insanı hem kendine hem topluma karşı sorumlu kılar. Değerlerinden habersiz yetişen bireylerin, küresel rüzgârlar karşısında savrulması ise kaçınılmazdır.
Burada sorulması gereken soru basittir: Çocuklara paylaşmayı, dayanışmayı ve iyiliği öğretmek hangi ilkeye zarar verir? Ramazanda inancı gereği olarak yardım kolisi hazırlayan bir öğrencinin empati duygusu gelişiyorsa, bir iftar sofrasında sabrı öğreniyorsa, bundan kim rahatsız olabilir?
Mesele bir genelge metninden ibaret değil. Bu, değerlerle bilgiyi aynı çatı altında buluşturma çabasıdır. Toplumdaki herkes, evlatlarının hem bilgili hem de erdemli yetişmesini istiyor. Kendi kimliğini bilen, başkasına saygı duyan, kültürüyle barışık bir nesil hayal ediliyor.
Belki de asıl soru şu: Bu ülkenin çocukları kökleriyle bağ kurarak mı büyüsün, yoksa kendi kültürüne, inancına mesafeli bir anlayış içinde mi yetişsin?
Bir de sözde aydın geçinen ve “Laiklik bildirisi” yayınlayan bir güruh, bu erdemli adımı güya aşağılamak için Taliban benzetmesi yapmış. Şunu unutmasınlar ki Taliban, her duyarlı Müslümanın gönlünde yerli ve milli bir harekettir. Ülkesini düşman işgaline karşı 20 sene Rusya, 20 sene Amerika’yla savaşmış ve bu ülkelerin sırtını yere indirmiştir. Oysa “Laiklik elden gidiyor” deyip bildiri yayınlayan şarlatanlar, sürekli olarak milletimizin değerlerine saldıran düşmanlarla iş birliği yapmışlardır.