İslam’ın vazettiği değerlere sahip çıkmak, mutluluğumuzun yolunu açacaktır. İslam medeniyetinin Batı medeniyeti karşısındaki üstünlüğü gün geçtikçe daha net anlaşılmaktadır.

Batı’nın, bir anlamda fıtrattan esinlenerek ortaya koyduğu bir kısım değerlere son hengâmede sırt çevirdiğine dünya âlem şahitlik etmektedir.

Emperyalizmin, sömürgeci küresel hırsız baronlar üzerinden dünyaya yaşattığı keşmekeş artık üstü örtülemeyecek kadar ayan beyan ortadadır.

Bunlar ahlaksız, bunlar katliamcı, bunlar pedofili, bunlar hırsız, bunlar barbar ve gerçekten vahşidir. Bunu ifade ederken sıradan Batı’daki halkı kastetmiyorum.

Kadın ve çocuk öldürme konusunda bunların üzerine olmadığını son Gazze olayları ve Epstein rezaleti bir kez daha ortaya koymuştur.

Bunlar dünyada savaş bitsin, silahlar sussun istemiyor; silah fabrikaları harıl harıl çalışsın diye uğraşıyor.

Irak’ta 30 binden fazla asker katlettiler. Toplamda 1 milyon 400 bin civarı insanın katledildiğinden söz ediliyor.

Her bir savaş bitince hırsız baronlar başka savaşların başlaması için çalışıyor: Gazze savaşı, Lübnan savaşı, Suriye savaşı ve şimdi de İran savaşı… Silahlar ölüm kussun ve onların silah endüstrisinden elde ettikleri gelir artsın diye uğraşan bir güruhun değerler adına bir kıstası olabilir mi?

Hırsız baronlar, gerekirse savaşan iki tarafa da arka planda destek sunarlar. Onlar için ilkeli davranmak yoktur. Kendi çıkarları için dünyayı ateşe verecek kadar vahşi ve barbardırlar.

Uluslararası düzeyde kurdukları hiçbir organizasyonun insan haklarını korumada işlev görmediği açıkça ortadadır. Savaş ve soykırım suçu işlediği iddia edilen Netanyahu gibi bir ismin üst düzey protokolle karşılanması bile onların insani değerlerden fersah fersah uzakta olduklarının delili olsa gerek.

Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır. Geçmişte Amerika yerlilerine uygulanan soykırım, onların ne kadar barbar olduklarını göstermektedir. 40 milyonluk bir nüfusu öldürerek yok etmek nasıl bir vahşi aklın eseri olabilir? O gün sadece insanları değil, onların geçim kaynaklarını da kıyımdan geçirerek açlık üzerinden onları teslim almaya çalışmaları bugün Gazze’de de uyguladıkları yöntemlerin başında gelmektedir.

Biz, değerlerimize sıkı sıkıya sarılarak bu zalimlerin karşısında durmanın mücadelesini vermek durumundayız.

Yüz yıllardır süregelen kandırılmışlık ve köle ruhluluğun kurtuluş yolu olmadığını herkesin idrak etmesi gerekmektedir.

Onların kültür emperyalizmine karşı alınacak bütün önlemler önemlidir. “Özgürlük” yalanıyla bağıranların kimi figürlerin akılları da ruhları da işgal altındadır. Onları dinlemek, sömürünün devamını kabul anlamı taşımaktadır.

Dijital sosyal platformlara getirilecek düzenlemelerden anayasal çalışmalara kadar İslami değerlerin esas alınması kadar başka önemli bir husus olamaz. Gözlerimizi kapatarak gerçeklerden kaçamayız. Ülkenin içinde bulunduğu buhrandan kurtulmanın tek yolu, İslami değerlerin ikame edilmesinden geçer.

Televizyonlarımız artık bizi konuşmalı, bizim değerlerimizi anlatmalı. Sevgilisinin evinde ölen bir Hollywood oyuncusunu dakikalarca anlatıp “ünlü”, “kariyer sahibi”, “ödül sahibi”, “başarılı oyuncu” diye övmenin bir izahı var mı Allah aşkına? Bu insanlar reklam için para vermediklerine göre akıllar işgal altında, ruhlar ise kölelik zinciriyle mahpus demektir.

Bu eziklikten kurtulun, kendinize gelin! Ölen bir ahlaksızın ölüp gitmiş olması üzerinden dakikalar ayırarak övmenin bu topluma nasıl bir faydası var? Binlerce kilometre uzakta ölmüş birini ekranlara taşıyarak neyin peşindesiniz?

Alçaklık psikolojisinden kurtularak, İslam’ın vazettiği temel değerlere sarılarak gerçek huzura kavuşabiliriz. Yani kendimize dönerek, kendimize gelerek yol alabiliriz. Bu kadar açık ve net!

Not: Bugün Ramazan ayının ilk günü. Allah Teala oruçlarımızı ve diğer tüm ibadetlerimizi kabul eylesin. Hayırlı çalışmalar müyesser kılsın.