Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar insanlık, sayısız diktatör, sayısız firavun, nemrut ve kan dökücü tiranlar görmüştür. Düşündükçe bunların sayılarının hiç de azımsanacak kadar olmadığı, en azından her döneme bir tane düştüğü görülür.

Bu firavunlar ve nemrutlar her biri kendilerini unutturmayacak kadar gâvurluk bırakarak gitmiştir.

“Firavun dedi; Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum (var mı?)” (Kasas, 28) demişti.

Hatta bu Firavun Musa Aleyhisselam’a bile “Eğer benden başka bir ilah edinirsen yemin ederim ki seni zindanlarda süründürürüm dedi.” (Şuara, 29)

Nemrut da “yaratan da benim, dirilten de benim” deyip defolup gitmişti dünyadan.

Yüz binlerce hatta milyonlarca kellelerden kule yapan ve buna benzer küstah sözler söyleyen nicelerine rastlarız.

Fakat bugün ortaya çıkan firavun daha değişik bir şey söylüyor;

“Ben sizin babanızım. Göz koyduğu birçok ülkenin yöneticisini zalim, diktatör ilan ediyor sonra o ülkenin insanlarına yönelerek ben sizin kurtarıcı babanızım!” diyor. Sonra her birinden kurtarma parası talep ediyor. Önce yakınlarından başlıyor ve halka halka genişletiyor bu işi.

Gazze’ye gökten ölüm yağdırıyor, Soykırımcı Netanyahu ile viraneye çeviriyor, sonra Gazzelileri sürerek orayı kendilerine ait sayfiye yapmak, damadı ve yakınları başta olmak üzere ne kadar sicili bozuk kişi varsa onlardan gelecekte yönetecek kişileri seçiyor. Sonra Sayfiye, Gazze’nin imarı için her ülkeden ilk etapta birer milyar dolar istiyor. Daha neler neler istiyor.

“Ben sizin babanızım!” sözünü özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin her birine ayrı ayrı yöneltiyor. “Ben olmasaydım sizin haliniz nice olurdu”? diye her birine ayrı ayrı faturalar çıkarıyor.

İşin garip tarafı da muhataplarından bir tek kişi çıkıp da “sen nereden bizim babamız oluyorsun?” diyemiyor, kimse gık çıkaramıyor.

Bizim için tarihin böyle bir döneminde yaşamak da varmış, çocuklarımız bizim bu tarihimizi nasıl okurlar bilemem.

Rabbim akıbetimizi hayreyleye!