Vefatının 89. yıl dönümü münasebetiyle merhum üstadımız Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle yad ediyoruz, Rabbim onun ruhunu şad, makamını ali etsin.

Mehmet Akif, bu gök kubbe altında, vatan toprağında ve ümmete hizmet anlayışında en ön saflarda yer alan bir kimlik ve şahsiyettir. Sorumluluk bilinciyle ve kulluk yapma aşkıyla gecesini gündüzüne katarak ecnebilere karşı hem söz hem de duruş olarak dimdik duran, boyun eğmeyen ve iman dolu göğsüyle mevziye siper yatan cengaver bir mürşittir.

Hem şair hem veteriner hekim hem öğretmen hem de siyasetçi kimliğiyle bu millete hizmet etmeyi en büyük vazife olarak görmüş ve İslami anlayışını ortaya koymada ve yaşamada en ufak bir ödün vermemiştir. Sürgün yemiş taviz vermemiştir. Yalnız kalmış pes etmemiştir. Vefatında çıplak tabuta konulmuş ama sevenleri onu yalnız bırakmamıştır. Rabbine alnı pak başı dik bir şekilde vasıl olmuştur.

Mehmet Akif’in eğitim anlayışı ne idi ve neye dayanıyordu? Öğretmenlikte neyi esas alıyordu?

Her şeyden evvel bir öğretmenin en öncelikli işi, öğrencilerini sadece bilgi aktararak değil, aynı zamanda ahlak, fazilet ve sorumluluk değerleriyle donatarak nitelikli fertler yetiştirmektir. Bu, bilgi öğretiminin ötesinde, öğrencilerin karakterini şekillendirmek, onları topluma ve hayata hazırlamak anlamına gelir.

Mehmet Akif’in öğretmenlik anlayışında da vurguladığı üzere, öğretmenlik yalnızca ders anlatmak değil, “marifet ve fazilet” kazandırmaktır.

Eğitim felsefesinde temel yaklaşım; öğretmenin görevi, öğrencilerin zihinsel gelişiminin yanı sıra manevi ve ahlaki yönünü de güçlendirmek ve geliştirmektir. Taklitçilikten uzak, gerçekçi bir eğitimle gençleri bağımsız düşünen, vicdanlı fertler haline getirmektir.

Akif’in de ideal öğretmenlik anlayışında bu temel yaklaşım vardır. O, ideal öğretmeni “önce imanlı, edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı” olarak tanımlar. Ona göre öğretmen, öğrenciye ilim yanında yüksek ahlak aşılamalıdır. Eğitimi, “maarif” olarak yüceltir. Maarif…Maarif!.. Bizim için başka kurtuluş çaresi yok; eğer yaşamak istersek her şeyden evvel maarife sarılmalıyız.”

Akif’in ifadesiyle, öğretmen “gece gündüz didinerek” gençleri ilim ve faziletle donatmalıdır. Bu görev yerine getirilmeden, diğer tüm faaliyetler yani ders anlatma ve sınav yapma gibi çalışmalar eksik kalır.

Mehmet Akif; kalemiyle, öğretileriyle ve siyasetiyle vatan kurtuluşunda katkı sağlamış, İslam birliği ile ümmet anlayışını harmanlamış bir mücadele adamı olmuştur. Hayatını vatan ve millet hizmetine adamış, İslami kişiliğinden taviz vermediği için sürgün yemiş her türlü eziyet ve meşakkatlere göğüs gererek Rabbi Rahim’ine kavuşmuştur.

Milli eğitim bakanlığında ve tüm eğitim kurumlarında vazifeli olan her öğretmenin bu yaklaşımı esas alması gerekir. Salt bilgi transferiyle ve rutin eğitim hizmetleriyle öğrencilerin nitelikli bir şekilde yetişmeleri beklenemez. Milli eğitim bakanlığının kağıt üzerinde ve teorik olarak maarif modeli yaklaşımı isabetli olmuş ama bu modeli benimseyen ve özümseyen Akif gibi öğretmenleri yetiştirmediği müddetçe bu model muallakta kalmaya mahkum kalacaktır.

Memlekete hizmet etme anlayışını benimseyen her eğitimci neferin öncelikle kendisini yoklaması ve sonra kendisini geliştirmesi gerekir. Sonuna geldiğimiz geçen bir yılın değerlendirmesini vicdani olarak yapmalıdır. Her öğrenciyi kendi çocuğu, kendi kardeşi olarak bilmelidir. Faydalı ve sorumluluk bilincine dayalı bir nesli yetiştirmek ana gayesi olmalıdır.

Biz de bu vesileyle öğretmenlerimize şu mesajımızı bırakmak istiyoruz. Allah sizin çocuklarınıza sizin gibi öğretmenleri nasip etsin.!