“Ne zaman Allah’ın ismi tek başına zikredilse ahirete inanmayanların kalplerindeki nefret yüzlerine vurur, ama ne zaman Allah’ın dışındakiler anılsa sevinçten yüzlerinin ışıldadığını görürsün” (Zümer, 45)

“Sen rabbinin Kur’an’daki ismini tek başına andığında nefretle arkalarını dönüp giderler.” (İsra, 46)

Görüldüğü üzere Allah’ın adını duymaya tahammül edemeyenlerin bir ucu varıp Mekke müşriklerine dayanıyor.

Bu ülkede yüz yıldan bu yana Allah’ın adını duymaya asla tahammül edemeyen bir kesim var, sayıları ne kadardır bilemem ama insanımızın huzurunu bozacak kadar varlar.

Aslında Allah’ın adına tahammül edemeyen bu kesim uzun bir zaman, gücü ellerinde bulunduruyor, bu tahammülsüzlüğünü dipçikle icra ediyordu. Sonra bu gücünü önemli ölçüde kaybetti, şimdi hasretle o günlerin özlemini duyuyorlar.

Şu günlerde tartışılan mesele varıp buraya dayanmaktadır.

Peki, niye tahammül edemiyorlar Allah’ın adına? Çünkü Allah denilince akla ilk gelen şey ahirettir, diriliştir, mahşerdir, hesaptır. Allah denilince akla ilk gelen şey O’nun bizden yaşamamızı istediği hayat tarzıdır, Allah der demez bunlar akla geldiği için duymak istemiyorlar. Daha açıkçası Allah’sız bir hayat yaşamak istiyorlar.

Ama onlar istedikleri kadar Allah’a kulaklarını tıkasınlar, hiç beklemedikleri yerlerden duymaya devam edecekler; Kâbe’deki hacıların hu seslerini mahallelerindeki okul çocuklarının şakıyan dillerinden dinleyecekler.

Müminlere gelince; onlar Allah’ın adını duyduklarında mutluluğun zirvesini yaşarlar:

“Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında (heyecandan) yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını artırır, onlar yalnızca rablerine tevekkül ederler.” (Enfal, 2)

Demek ki bu mesele basit bir şey değilmiş; Allah’ın adını duyduğunuzda kendinizin kim olduğunu çok rahat bir şekilde anlayabilirmişsiniz.

Allah’ın selamı üzerinize olsun!