1-1=0 ve 1+1=2

Hayır, çocuklara matematik öğretmiyorum; haşa, büyükleri de çocuk yerine koymuyorum. Kibir olmasın, yolu bir türlü bulunmayan mutluluğun basit bir formülünü gösteriyorum. Hakeza mutsuzluk yollarında kaybolan nice kişinin de yerine işaret ediyorum. Büyük mü konuşuyorum? Bakalım...

Her mutsuzluğun temelinde kesinlikle bir mahrumiyet vardır. Bu mahrumiyet, bir hakikat olabileceği gibi zannî de olabilir. Yani aslında bir mahrumiyet yoktur ama kişi kendini mahrum hissediyor. Yine bu mahrumiyet maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Kişinin parası yoktur, kişinin seveni, sırdaşı yoktur vs. Her nasıl oluyorsa olsun mahrumiyet, eşittir duygular tepetaklak.

Mutluluk da haliyle bunun tersi oluyor. Yani kendinde bunlardan yana bir kusur görmemek, kendini ğeni/zengin bilmek. Takdir edersiniz ki bu da göreceli bir durum… Biri, bir dirhem ve bir dostuyla yoksunluktan kendini fersah fersah uzak görebiliyorken başka birisinde bu itminan, binbir dost ve dirhemden sonra ancak olabiliyor.

Toplama ve çıkarmanın ruh âlemimize olan yansımalarını açıklamaya çalıştığım yukarıdaki sözler, genel açıklamalar cinsinden olup bu yüzden de “Amaan daha neler!” diyebileceğimiz, bıkkınlık veren cinsten olduğunu biliyorum. O zaman bu iki basit işlemi genelden çıkarıp özelinizin ta içine atıyorum. Bakalım kim yanıyor kim kurtuluyor. Görün bakalım nasıl da bu işlemler arasında gah 1 gah 2 gah 0 olup halden hale dönüşüyorsunuz.

Ah, hayatları iç içe olan eşler, kardeşler ve bir bütün aile!.. Onlar bu basit işlemi bilselerdi ne güzel olurdu. Karı koca, birbirine omuz vererek iki olabilselerdi... İki deyip geçmeyin, çok mübarek bir sayıdır, bu iki sayısı. O, Hem maddesel bir artış hem de duygusal bir yükseliştir. Bir sıkıntı altında birbirine dayanmış, yekdiğerine dayanak olmuş iki eş arasında meydana gelen duygu yoğunlaşmasını, duygu derinliğini nerede bulabilirsin ki… Bunu, sakın nimetler üzerine tepinip duran ve yekdiğerine  takılar, arabalar hediye eden çiftlerde arama. Tek kelime: Bulamazsın… Tabi bu şekilde artılarda oynamak varken birbirini sıfır yapmak da vardır. Kavgayla sıfırı bulana kadar birbirini yemek.

Ya kardeşler… Bir Arap atasözü: “Aman, kardeşin! Aman kardeşin!…Unutma ki kardeşsizlik; savaş alanına, kılıçsız çıkmaktır.” diyor. Birbirine omuz vermiş iki kardeş ne yapmaz ki…   Ah, kardeşler toplamayı bilseler ve birbirlerine çatıp sıfır olmasalar!..

Biz; biri, bire katarak ikiyi meydana getirirken; Üstad, iki biri yana yana getirerek bunu on bire çıkarıyor(11)  ki galiba hakikat da onun dediğidir. Yan yana iki eş, iki kardeş; yan yana kardeş bacı, yan yana baba oğul, yan yana anne oğul çok şey demek, çok şey… Bundandır ki aile için “kralların bile fethedemediği kale!” denilirken anneler için de “kadınlar zayıf ama anneler güçlüdür.” demişler.

Birbirini bitirmenin remzi olan “ – ”nin zararına ve kuvvetin remzi olan “+”nın faydasına Enfal 46'ncı ayet şöyle işaret ediyor: “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Biz dedik ki mutsuzluk, bir mahrumiyetten neşet eder ve mutluluk, varlık temeline bina edilir. Kuvvet kadar güzel bir şey ve kuvvetsizlik kadar bir acizlik, bir bahtsızlık mı var. “Yapabilir” olmak ne güzel şey!

Unutma!.. Eşinle, kardeşlerinle, anne- babanla… Hâsılı hayatında bir şekilde yeri olan herhangi biriyle “hayat denklemi”ni, çıkarmadan toplamaya çevirmedikçe…

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..