• DOLAR 5,8339
  • EURO 6,5442
  • ALTIN 253,204
  • ...

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim de tehlikenin büyüklüğü anlaşılsın: Çocuklarımız bizi çiğ çiğ yiyecek vesselam!

Sanılmasın ki bahsedeceğim kurt çocuklar, anne-babaları tarafından ilgilenilmeyen çocuklardır. Hayır, tam aksine onlar, her türlü ilgiyi gören, el bebek gül bebek büyütülen, dahası İslami bir terbiyeden geçildiği sanılan çocuklardır. Maksat, "Biz ne yaptık, bu çocuk nasıl böyle oldu."na kalmadan yanlışımızdan dönmek.

Bu konudan bahsederken çocuğun etkilendiği diğer tüm unsurları dışarıda bırakarak sadece anne ve baba özelinde konuşacağız. Yani “onlar çocuğumuzu nasıl kurt haline getirdiler.”i değil, "Biz onları nasıl kurtlaştırdık.” ları konuşacağız.

Tabi, evvela şunu da belirtmem gerekir ki çocuğunu kurt yapmak; uzun, ısrarlı ve başarılı bir eğitim sürecinin sonucudur. İlginç olan şu ki; ebeveyn, bu kurt eğitimini çocuğuna ısrarla verdiği halde, İslami bir eğitimle çocuğunu büyüttüğünü sanıyor olmasıdır. Mesela ebeveynin beş yaşındaki çocuğu, İslam ve imanın şartlarını şakır şakır sayıyor, daha o yaşında Fatiha`yı, zammı süreleri okuyabiliyor. Sağ elle yemek yemenin sünnet olduğunu biliyor dahası sol elle yemek yiyenlere müdahale dahi ediyor… Belki büyüklere saygı, küçüklere sevgi, sonra anne baba hakkını da öğretmiş olabiliriz onlara.

Eee, peki sıkıntı ne?

Sıkıntı, söylediğimiz şeylerin yürüyen örnekleri olamayışımız. Sıkıntı, çocuğun İslami eğitiminin kavli değil, ameli bir eğitim olduğunu bilmeyişimiz. Sıkıntı, insanı kurtluktan kurtaran en esaslı ilaç olan fedakârlığı, özveriyi çocuklara içiremeyişimiz.

Evet, bir İslami eğitim vardır, bir de İslami olduğu sanılan eğitim vardır. İslami eğitim uygulamalı bir eğitimdir. Yani çocuk fedakârlık kavramını duyar, sonra da anne ve babasından bunun amelini görür. İslami olduğu sanılan çocuk eğitimi ise sadece bir sürü yaldızlı, cafcaflı sözler.

Çocuğundan vefa bekleyen biz anne ve babalar! Çocuğumuz başkası için zahmet çektiğimizi, başkasının yükünün altında terlediğimizi hiç gördü mü? Akrabaya, konu komşuya, yolda kalmışa kapımızı açıp bir tas sıcak çorba verdiğimizi gördü mü? Çocuğun gördüğü sadece "vaktim yok, imkânım yok, hastayım bunu yapacak gücüm yok." türünden şeylerse nasıl fedakârlığı öğrensin ve yarın sana nasıl baksın?

Fedakârlık ders halkalarındaki vaazlarla, kitaplarda arka arkaya dizilen sözcüklerle, filmlerdeki karelerle öğrenilecek bir şey değildir. O, anne ve babanın elinden, ayağından, alınlarındaki terden ve gözlerindeki ışıktan öğrenilir. Ve çocuk bunlarda fedakârlık adına hiçbir şey görmedi. Kendimizi bin bir maske ile herkesten saklasak da çocuğumuzdan saklayamayız ki... Çocuğumuz bizi en yalın halimizle gördü ve puanımızı da verdi.

Kurtluk; bencilliğin, rahat ve keyfini her şeyin önüne çıkarmanın, fedakârlık yokluğunun bir mahsulüdür ve çocuk bizde bu bencilliği, rahat ve keyif düşkünlüğünü gördü. O, bizde bir an önce baba evinden ayrılmanın "kutsal telaş"ını gördü. O, bizde eşini anne babasının çok çok önüne çıkarmanın "yüce sevgisin"i gördü. Sonra evden ayrıldın. Annen- baban veya kaynanan, kayınbaban senin evine gelecek yüzü sende bulamadılar. Her şeye rağmen bir gün geldiklerinde de senden hoş bir yüz göremediler. Ve çocuk anladı ki her şey yalan. Büyüklere saygıymış, anne-babaya hürmetmiş, akrabalara vermekmiş... Hepsi palavra! Ortada güneş gibi parlayan hak ve tek hakikat, insanın keyfi ve rahatıymış.

İşte bu ısrarlı, devamlı ve dahi başarılı eğitimin sonundadır ki olan olacak ve o tam bir kurt olacak. O anne-babaya nasıl davranacağını da evlenince ne yapacağını da tam olarak öğrendi şimdi. Sıra bu bilgiyi uygulayacağı uygun bir ortamı yakalamaya geldi ki o da bugün değilse yarın, yarın da değilse bir sonraki gün ama bir gün muhakkak.

Heyhat! İnsan ne kadar da cahildir, ne kadar öngörüsüzdür. İnsan bindiği dalı kırdığını nasıl da bilmez. Bencillikle yaptığı şeyin, aslında kendi boynuna idam ilmiğini dolamak olduğunu nasıl da görmez. Kız ya da oğlan, kayınbaba tarafına kötü davranan, aslında kendi yarınına bin bir dil ile beddua edip geleceğini harap ettiğini nasıl anlamaz. Zira sen, bugünün gelin ya da damadıysan yarının da kaynana ya da kayınbabasısın.

Çare yok, onlar kurt olup bizi yiyecekler. Ama kendisi düşen ağlamaz derler ya sakın kimse sızlayıp ağlamasın. Onlar, bizim elimizin mahsulü. Zaten koyunların kurt doğurduğu görülmüş mü ki...