• DOLAR 6.865
  • EURO 7.725
  • ALTIN 391.77
  • ...

Geçen hafta atılması gereken adımların; öz değerlerimize, medeniyetimize uygun olması gerektiğini, eğitime toptancı bir mantıkla değil bireysellik üzerine adımların inşasını ve eğitimde eşitliği değil, hakkaniyeti ve adaleti gözetmemiz gerektiğini yazmıştık.
Bugünkü köşemizde; müfredatın, eğitmenlerin toplumdaki statülerinin düzenlenmesi, farklı ülkelerin eğitim modellerini bir şehir efsanesi gibi ülkemize uygulamanın yanlış olduğunu ve eğitimin ideolojik saplantılardan kurtarılması gerektiğini işleyeceğiz.

• Müfredat yeniden düzenlenmelidir: Ülkemizde toptancı bir eğitim sisteminin olmasından dolayı tüm öğrencilere aynı müfredat uygulanıyor. Bu uygulama, yapılacak yanlışlara başından zemin hazırlıyor. Etilerdeki bir öğrenci kardeşimiz ile Arnavutköy’deki bir öğrenci kardeşimize aynı müfredatı uyguladığınız zaman büyük problemlerin zemini hazırlanıyor. Eğitim sistemimizde müfredat; ihtiyaca göre şekillenmediği gibi içi boşaltılmış bir şekilde öğrenci kardeşlerimize sunuluyor. Bu uygulamanın düzeltilmesi için küçük veriyi yönetmeli, ülkemizin her mahallesine aynı müfredat değil ihtiyaca göre müfredat oluşturulmalıdır. Müfredatı ve eğitimimizin diğer detaylarını düzenlemek ve denetlemek adına yerel birimler oluşturulmalıdır. Bu birimler, eğitimcileri sürekli toplamalı, sorunlara acil ve yerinde çözümler üretmelidir.

• Eğitmenlerin toplumdaki statüleri yeniden düzeltilmelidir: Ülkemizde statüsü en düşük meslek öğretmenlik olarak biliniyor. Bir öğrencinin seviyesi düşükse öğretmenliği tercih etmesi için mahalle baskısı kurulur. Oysa bugün tüm meslek gruplarının yetişmesini, mesleki olarak gelişmesini sağlayan öğretmenlerdir. Ülkemizde öğretmenlerin statüsü düşük olduğundan diğer meslek gruplarının da yetişmesinde sorunlar oluşabiliyor. Öğretmenlerimizin büyük bir kısmı, öğretmenlik statüsünün düşüklüğünden dolayı mesleklerini sevmiyorlar. Bazı öğretmen arkadaşlarımızın da yapısı ve karakteri bu mesleğe uygun olmaması toplumun eğitilmesinde ciddi sorunlar oluşturuyor. Sorunlarımıza en kısa sürede çözüm bulmamız gerekiyor. Öğretmenlik mesleğinde; liyakat sahibi, mesleğini seven, fedakâr kişilerin seçiminde hassas bir sistem geliştirilmelidir. Bunlarla beraber öğretmenlik maaşına yeni düzenlemeler getirilmeli, vaktinin büyük kısmını eğitimle geçirecek ve ek iş yapmayı düşünemeyecek şekilde düzenlenmelidir.

• Başka birilerine uygulanıp, başarı sağlayan eğitim modelleri herkese uygulanmamalıdır: Her öğrencinin yapısı, karakteri farklı olduğu gibi mahallelerimizin, ilçelerimizin, ilimizdeki öğrencilerin farklı sosyolojik yapıları bulunmaktadır. Başka bir vilayete veya ülkeye uygulanan eğitim modelini olduğu gibi uygulamaya geçilirse büyük bir yanlışın eşiğine gelmiş olunur. Ancak bir şehrin ya da ülkenin sosyolojik yapısını, kişilerin karakterlerini düşünerek, uygulamaların olgunlaştırılması gerekiyor.

• İdeolojik saplantılardan kurtarmalıyız: Ülkemizin eğitim sisteminin eksik ve yanlış olmasının en büyük sebebi; ideolojilerin eğitimde asıl amaç haline getirilmesidir. Eğitim sistemimizde, değerlerimizin içini boşaltan her türlü ideolojik saplantıyı uzaklaştırmalıyız. Eğitim sistemini ideolojilere kurban etmemeliyiz.

Eğitim geleceğimizin en karlı ve en ucuz yatırımıdır. Bu alanı iyi değerlendirmeli, ülkemizin eğitim seviyesini yükseltmek için çalışmalıyız. İyi bir eğitim seviyesine ulaşmak dileğiyle… Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.