• DOLAR 5.899
  • EURO 6.545
  • ALTIN 295.48
  • ...

Toplumumuzun hafızasını diri tutmanın ve medeniyetimizi yaşatmanın yöntemlerinden birisi değerlerimizi muhafaza etme ve yaşatmaktır. Toplumun hafızası silinirse medeniyet yok olmaya mahkûmdur. Medeniyetimiz yok olursa kültürümüz ve değerlerimiz için yas tutarız. Medeniyetimizin yok olması için çalışanlar; büyük projelerle, yıllarca süren programlar geliştiriyorlar. Bu programlar karşısında uyanık olmalı, önlem almalı ve yeni programlar olgunlaştırmalıyız.

Geçen internette bir videoya rastladım. Bu video, toplumumuzun içerisinde bulunduğu hali özetliyordu. Adam bir televizyon programında karşısındaki izleyicilere şu şekilde sesleniyordu:

“Bir medeniyeti yok etmek istersen, bunun üç aşaması var:

  • Aileyi yok etmek
  • Eğitimi yıkmak
  • Örnek olanın değerini düşürmek

Aileyi yıkmak için, annenin rolünü değiştirir, onu ev hanımlığı vasfından utandırırsın.

Eğitimi yok etmek için muallimleri toplumda önemsiz hale getirirsin, öyle ki, öğrencileri bile ona hakaret edebilsin.

Örnek olanları gözden düşürmek için, âlimlerin ve fikir adamlarının, değerini düşürür, onlardan şüphe duyulmasını sağlarsın. Ta ki kimse onları dinlemeyinceye dek...”

Evet, bulunduğumuz yüzyıl içerisinde ailemiz, eğitimimiz ve toplumda örnek alınacak şahsiyetler itibarsızlaştırıldı. Aileler yok olmaya başladı. Küçük tartışmalar artık boşanmayla neticeleniyor. Boşanma oranları artıyor. Çocuklar annesiz veya babasız büyüyorlar. Bu şekilde çocukların karakterlerinde büyük boşluklar oluşuyor.

Eğitim bu ülkede en sorunlu alanlardan biridir. Sorunlu olmasıyla beraber, değerlerimiz ve kültürümüz yeterli oranda işlenmediği için sorun ve sıkıntılarımız her geçen gün daha da artıyor.

Yıllar önceki sinema filmlerimizin birçoğunda üçkâğıtçı, düzenbaz, sözünde durmayan şahsiyetlerin tamamı toplumda itibar sahibi ve örnek alınması gereken imamlar ya da dindar şahsiyetli kişilerdi. Bu figürler, sinemanın daha çok izlenmesi için oluşturulan figürler değildi. Bir medeniyetin erozyona uğraması için örnek alınması gereken şahsiyetlerin değerini düşürmek için yapılan sinema filmleriydi. Yayınlanan bu sinema film yönetmenlerinin çoğu ateistti. Bu insanlar, sinemada fikirlerini mesaj yoluyla direkt vermiyor; oluşturdukları şahsiyetlerle, insanımızın fıtratını bozuyorlardı. Bu bozuk ve fıtratımıza ters sinema filmleriyle bu ülkede girilmedik ev bırakmadılar. Bu topluma zehirlerini akıttılar, kısmen de başarılı oldular.

Bu toplumun ıslahı, değerlerimizin tekrardan dirilişi, medeniyetimize ve özümüze dönmek için ailelerimizin imarı için çalışılmalı ve hükümet İstanbul Sözleşmesi’ni fesh etmeli; eğitimde kendi modelimizi oluşturup, öğretmenlerimize toplumda statü kazandıracak programlar geliştirmeli; örnek alınacak şahsiyetlerimiz olan âlimlerimizle, fikir adamlarımızla ve akademisyenlerimizle halka yönelik organizasyonlar düzenlenmeli, toplumdaki itibarları imar edilmelidir.

Yeniden, daha güçlü bir şekilde, İslam medeniyetimizi diriltme ve özümüze dönme dileğiyle… Allah’a emanet olun.