• DOLAR 5,6965
  • EURO 6,2970
  • ALTIN 275,351
  • ...

Selam, binlerce selam o annelere... Selam PKK'nın tehditten, şiddetten, vahşetten ve ölümden ördüğü korku duvarlarını gözyaşlarıyla eritip yıkanlara... Selam kalpleri taşlaşmış ve gözlerini kan bürümüşleri dahi lanetlemeden önce insanlığa çağıran o yüce annelere... Selam, masum insanları öldürenlere karşı dilsiz şeytan olanları zilletten izzete çağıran annelere...

Annelerin bu duruşu yücedir! Annelerin bu duruşu kutsaldır! Başta devlet ve siyasiler olmak üzere herkes bu yüceliğe ve bu kutsallığa zerre kadar halel getirmeden yükümlülüklerini yerine getirmelidir! Bu yüce ve kutsal duruşun o çocuklarımızın pak kalbine cesaret ve onları alıkoyanların kötü kalplerine de korku salacağı şüphesizdir. 

Türkiye olarak "güvenli bölge" mi istiyoruz? İşte güvenli bölge! Annelerin yüreğinden daha güvenli bölge mi olur? Türkiye, emeli malum Amerika ile kendisinin de inanmadığı "güvenli bölge" için vakit kaybedeceğine, 80 milyon vatandaşının kalbini birer güvenli bölge ve birer güvenli liman yapmaya çalışmalıdır. Bu bağlamda PKK-HDP'nin Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma cesaretini gösteren anneler büyük bir nimettir.

Neden annelerimizin bir kısmı da Diyarbakır Valiliği’nin önünde oturmalı, diyorum?  Çünkü halk mevcut yasalarla hakkın ve adaletin yerini bulacağı konusunda şüphe içindedir. Bu ve benzer nedenlerden dolayıdır ki, yetkililerin de kaçırıldıklarını kabul ettikleri bu çocuklarımızı PKK'nın pençesinden ve onun "eğer dönerseniz, devletin zindanlarında çürüyeceksiniz" türündeki propagandalarının etkisinden kurtarmaları gerekiyor. Yani devlet teröre ve teröristlere karşı ne kadar tavizsiz ve şedit ise, vatandaşlarına karşı da o ölçüde adil olmalı ki kara propagandaların etkisi olmasın.

"İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın" düsturu gereği devleti vatandaşlarına zulmetmenin bir aygıtı olmaktan kurtarıp hizmetin bir aracına dönüştürmemiz gerekir. Her kim bu çocuklarımızın ölmelerine, öldürmelerine veya öldürülmelerine engel olmak için elinden geleni yapmazsa, onların kanında elinin olduğunu da bilmelidir.

Tabii, en büyük sorumluluk da TBMM'ye düşüyor! Hükümet olan AK Parti'den CHP'ye, MHP'den İYİ Parti ve HDP'ye kadar hepsi aslında bir insanlık sınavından geçiyorlar. Eğer isterlerse, annelerimizin bu soylu duruşunu ve direnişini daha insani, daha adil, daha barışçı ve daha müreffeh bir Türkiye'yi inşa etmenin bir başlangıcı yapabilirler.

Eğer düne kadar körpe dimağları "Kürtlerin hakları için savaşıyoruz" gibi yalanlarla zehirleyenlerin bugün emperyalistlerin emrine girmelerinden bazı dersler çıkaramazsak, birilerinin hergün çocuklarımızdan birkaçını bizden koparıp Dehhaklara kurban etmelerinin önüne geçemeyeceğimizi de bilmeliyiz.

Barış, demokrasi ve kardeşlik gibi kelimeleri dilinden hiç düşürmeyen HDP'ye de çağrımız, ya PKK'nın Amerika'nın safında ve dahi emrinde olmasının Kürtlerin de çıkarına olduğuna dair Kürtleri ve Türkiye kamuoyunu ikna etmeleri veya PKK ile bağlarını kesmeleridir. Temennimiz, PKK ile birlikte ördükleri korku duvarlarının, çocuklarını ellerinden aldıkları annelerin yürekleri karşısında yerle yeksan olacağını bir an önce kavramalarıdır.

Devlet, örgüt, parti veya şahıs, fark etmez, "her kim haksız yere bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir." Selam bu bilinçte olanlara ve selam katillere direnenlere!