• DOLAR 32.788
  • EURO 35.16
  • ALTIN 2457.99
  • ...

Bir tarafta küffarın desteklediği israil’in aylardır soykırım uyguladığı bir avuç Gazzeli Müslüman ve iki milyar Müslüman!

Yani 50 küsur İslam Ülkesi…

Yani Krallarıyla, Emirleriyle, Başkanlarıyla ve Cumhurbaşkanlarıyla 50 küsur lider…

Yani dünya petrolünün ve gazının büyük bir kısmının kaynağı olan bir İslam Dünyası…

Yani Allah’a ve Hesap Gününe iman ettiklerini söyleyen biz Müslümanlar…

Yani her insanın yaptığı zerre kadar iyiliğin mükâfatını ve yaptığı zerre kadar kötülüğün cezasını alacağına iman eden bizler…

İsrail, gece gündüz demeden ve hem de canlı yayınlar eşliğinde bombalıyor… Yakıyor… Yıkıyor… Tecavüz ediyor… Öldürüyor…

Açlıktan susuzluktan ve ilaçsızlıktan ölen kardeşlerimize bir bardak su, bir ekmek ve bir ilaç veremedik, veremiyoruz, ama onları öldürenlerin yiyeceğini, içeceğini ve giyeceğini ve onları bombalayan uçakların ve tankların yakıtını biz gönderdik ve biz gönderiyoruz.

Malumunuz, Türkiye olarak yüce yöneticilerimizin bu soykırıma karşı gösterdikleri biricik somut tepki, kesintisiz olarak yapageldikleri ihracatı kısmak oldu. Kısmak dedikleri de şudur: Örneğin, günde gönderdikleri 100 tonu 99 buçuk tona indirdiler mi, alın size kısıtlama…

Derken ajanslara bir haber düşüyor:

“Başkan Erdoğan'dan kritik Gazze hamlesi! Papa'ya mektup”

“Saygıdeğer Papa Hazretleri” diye başlayan mektupta, Erdoğan,  “Türkiye’nin, 7 Ekim 2023 tarihinden beri gönderdiği 45 bin tona yakın insani malzemeyle Gazze'ye en fazla yardım sağlayan ikinci ülke konumuna geldiğini” belirtmiş, ama katil israil’e yapageldikleri ihracattan, örneğin, 7 Ekim 2023’ten bugüne kadar israil’e kaç yüz bin ton yiyecek, kaç yüz bin ton mühimmat ve kaç yüz bin varil petrol ihraç ettiklerini belirtmiyor.

Artık gözlerimiz Vatikan’da olacak…

Eğer Papa Hazretleri Erdoğan’ın mektubuna alicenap bir cevap anlamında Netanyahu Hazretlerine ricada bulunursa ve Netanyahu Hazretleri de lütfederse, Türkiye de israil’in belirlediği sınırlar çerçevesinde insani yardım yapacaktır.

Hem böylece hala ihracat yapan MÜSİAD şirketleri ile malum gemilerin sahipleri de rahat bir nefes alır ve karlarına kar katarlar.

Bizler de bu zilleti bizlere yaşatan liderlerimize kızmasına kızalım, ama bu zillete düşmedeki payımızı da unutmayalım… Çünkü her birimiz gücümüz oranında bu zillette pay sahibiyiz.

Sözlerime son verirken, israil’e yapageldikleri ihracata dair haberlere yayın yasağı getirenlere de dostça bir uyarıda bulunayım: Gücünüz ve biriktirdiğiniz mal yetiyorsa, Yazıcı Meleklerin işlerinizi haber yapmalarını engelleyiniz. Çünkü onlar engellediğiniz haberleri de yazıyorlar.

Bu zilletten çıkışımızın yolu mu? “Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmak.”