Nasıl bir Anayasa istiyoruz?

Sivil bir Anayasa konusunda halkta bir mutabakat var ama siyasilerde değil… Halkın “en kötü sivil Anayasa, darbe Anayasasından daha iyidir” mantığıyla razı olduğu yeni bir Anayasanın hangi zemin üzerine kurulacağı ise muammadır. Cumhuriyetin başlangıcında hatta daha öncesinde de Anayasa tartışmaları vardı. 1961 ve 1924 Anayasası, tamamıyla halktan bağımsız bir Anayasaydı. 1961 ve 1982 Anayasası ise sözde referandum yoluyla halka sorulmuş, ancak bu da silahların namluları gölgesinde gerçekleşmiştir. Tamamıyla “askeri mantık” üzerine bina edilmiş bir Anayasayı zorla halka kabul ettirmişlerdir. Buna karşı çıkanlar ise bir şekilde cezalandırılmışlardır…

Bu süreçten sonra köprünün altından çok sular aktı. Her siyasi iktidar döneminde “sivil bir Anayasa” gündeme geldi. Fakat AK Parti döneminde bu daha da güçlü bir şekilde dillendirildi. AK Parti, arkasına halkın gücünü alarak daha fazla bu meseleye yoğunluk göstermiş bulunuyor. Anayasayla birlikte başkanlığı da güçlü bir şekilde gündemlerine almış bulunuyorlar. Aslında AK Parti, başkanlık konusunda kafaları karışık olan halkı, sivil bir Anayasa gündemiyle entegre etmeye çalışıyor. Çünkü yeni ve sivil bir Anayasa konusunda halkın kafası karışık değil. Eğer yarın halka gidecek bir referandumda sadece “başkanlık” sunulsa güçlü bir destek çıkmama riski görünüyor. Bu riski bertaraf etmek için, kendilerinin destekledikleri sivil bir anayasayı “başkanlıkla” birleştirerek halka gitmek istemekteler.

Bu konuda kendilerine yeşil ışık yakan MHP'nin tavrını fırsata çevirmek istiyorlar. MHP'yle hazırlanacak yeni bir anayasa çalışması konusunda anlaşmış gözüküyor. Bu durumda da yeni bir tehlike söz konusu oluyor. Bu tehlike ise MHP'nin kırmızıçizgileridir. AK Parti'nin halkı kuşatan gri siyasetine karşı, MHP'nin koyu ve milliyetçilik kokan siyasetiyle hazırlanacak yeni Anayasa'nın kuşatıcılığı tartışılır. Bu kırmızıçizgileri aşmak isteyen AK Parti, MHP'nin kırmızıçizgilerini aşmazsa halkın istediği “kuşatıcı bir Anayasa” çıkmayacaktır.

Hükümetin bu konuda yapması gereken en önemli nokta; bütün partilerin fikirlerini dikkate alarak bir anayasa çalışması başlatmaktır. Hatta sadece partileri değil, Türkiye'deki çok farklı fikirleri dinlemesi ve hassasiyetlerini gözetmesi gerekir. Etnik unsurları ve halkın temel inançlarını gözetecek şeffaf ve kuşatıcı bir anayasa Türkiye'nin faydasına olacaktır. Yok, eğer “ötekileştirme” üzerine oluşturulacak ve kendisi dışında sadece bir parti'nin hassasiyetleri gözetilerek yapılacak yeni bir Anayasa ise akim ve faydası sınırlı kalır…

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..