• DOLAR 15.877
  • EURO 16.844
  • ALTIN 942.556
  • ...

Hepimiz bir şekilde erdemli toplumun özelliklerini konuşuyoruz. Kitaplar yazıyor, makaleler diziyor, bu konuda panel ve seminerler düzenliyoruz.

Bu konuyu tartışadururken toplumun mayası, bireylerin korunağı, değerlerin kalesi aile yapısını maalesef görmezden geliyoruz. Oysaki aile bitince zaten geriye bir şey kalmayacak.

TÜİK’in yeni verilerine göre aile eriyor, toplumsal bağlar kopuyor, bireyselleşme aldı başını gidiyor. Bugün, TÜİK’ten çarpıcı rakamları çokça naklederek ilerlemeye çalışacağım.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün, azalma eğilimi göstererek 2021 yılında 3,23 kişiye düştüğü görüldü. Çanakkale gibi yerlerde hanehalkı büyüklüğü 2,57 kişiye kadar düştü.

Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu iller yine Güneydoğu illeri oldu. Şırnak bu konuda başı çekiyor. 2021 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 5,46 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 5,12 kişi ile Şanlıurfa ve 4,94 kişi ile Hakkâri izledi. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en düşük olduğu il ise 2,57 kişi ile Çanakkale oldu. Bu ili, 2,60 kişi ile Tunceli ve 2,63 kişi ile Giresun izledi.

Hanehalkı büyüklüğünde düşüş yaşayınca doğal olarak yalnız yaşayanların oranı arttı. ADNKS sonuçlarına göre, 2014 yılında %13,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranının 2021 yılında %18,9'a yükseldiği görüldü. Artık “bireysel özgürlük” güzellemesiyle tekleşiyor, yalnızlaşıyoruz.

Yine TÜİK’in verilerine göre tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hanehalklarının oranında azalma görülürken, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranı arttı.

Yani aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertleri içeren; diğer bir ifadeyle çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranında artış olduğu gözlendi. Söz konusu hanehalklarının oranı 2014 yılında %2,1 iken 2021 yılında %3,2'ye yükseldi. Bu trend uykularımızı kaçırmalı!

İllere göre hanehalkı tipleri incelendiğinde, 2021 yılında tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu ilin %29 ile Tunceli olduğu görüldü. Tunceli ilini %28,8 ile Gümüşhane ve %28,2 ile Giresun izledi. Diğer yandan tek kişilik hanehalklarının oranının en düşük olduğu iller ise %10,8 ile Diyarbakır ve Batman oldu. Bu illeri %11,2 ile Van ve Adıyaman izledi. Yani Doğu bölgelerinde yine de durum nispeten daha iyi.

İlginçtir ki bu oranlar karşısında yine elde edilen verilere göre, insanların mutluluk kaynağı kendi aileleridir. Yani bireyler kendi aileleri ile mutludurlar. Ama ne yazık ki bireylerin mutluluk kaynağı aile gittikçe eriyor. Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2021 sonuçlarına göre bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde, kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı %67,6 olurken, bunu sırasıyla %16,8 ile çocuklar, %4,1 ile eş, %4 ile anne/baba yine %4 ile kendisi ve %2,1 ile torunlar takip etti. Yani netice itibariyle bireylerin mutluluğunun kaynağı aile, eş, çocuklar ve torunlardır.

Şimdi ülke olarak mutsuzluk, umutsuzluk ve huzursuzluğun asıl kaynağının ne olduğu bir kez daha iyi anlaşılmış oldu. Aileye ve dolayısıyla ülkenin güvenliğine, insanlığın huzuruna, bireylerin mutluluğuna kasteden bütün unsurların karşısında yine aile zırhıyla çıkmaktan başka çaremiz ve çözümümüz yoktur.

Bu toplumun kalesi ailedir. Aile küçüldükçe, insanlar bireyselleşerek şeytani saldırılar karşısında savunmasız ve korunaksız kaldıkça; zorluklar karşısında ayakta kalmanın, tehlikeler karşısında güvende durmanın imkânsız olacağı açıktır. İçten çözülmeye yüz tutmuş toplumların aksine kesinlikle insanlarımızı aile bağlarıyla, akraba ve yakınlık harcıyla kenetlemenin gayreti içerisinde olmalıyız.

Yalnız kalanı kurt kapacak, bireysel duranı şeytan iğfal edecek. Eskiden, ‘Böl, parçala yut!’ yöntemini farklı mezhep, cemaat ve ırklar için uygulayanların, bugün bunu ailenin her bir ferdi için öngördükleri net ve açıktır.

Bugün kötülük tüccarları maalesef, ‘Evlenmeyin, doğurmayın, dağılın, ayrılın, küçülün, her konuda ‘özgür’ olun’ diyerek milletin feleğini şaşırdılar; özgürlük düşleyen her bir bireyin tabir yerindeyse anasını ağlattılar. Ama gelin görün ki bunun farkına varmak daha çok zaman alacak gibi. Gittikçe eriyoruz, eridikçe mecalsiz ve güçsüz düşüyoruz. Bu tehlikenin farkına vararak sosyal politikalar ve aileler konusunda yeni baştan işe koyulmaktan başka çaremiz yoktur.

Selametle…