• DOLAR 16.783
  • EURO 17.497
  • ALTIN 976.05
  • ...
SON DAKİKA

Ne mübarek günlerdeyiz! Dün Cuma günü Ümmetin haftalık bayram günü ve Dünya Kudüs Günü idi. Bir önceki gün Kadir Gecesi temennisiyle ibadete rağbet ve teşvik günü idi. Yarın arife, bir sonraki gün de Müminlere hediye edilen iki bayramdan biri, Ramazan Bayramı’dır.

Daha da önemlisi, Ramazan’ın bu son günleri, cehennem azabından kurtulmuş olanlar/olacaklar için en büyük bayram günleri demektir.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; bütün bu bayramlarınız mübarek olsun, hayırlı olsun! Rabbimiz bizleri bayramı/bayramları bayram eden, onu/onları hakkıyla yaşayan, yaşatan kullarından eylesin!

Sevinçler paylaşarak çoğalır, kederler paylaşarak azalır. Bu, ‘Paylaştıkça kazanırız, kazandırırız’ demektir. Herkese bayramı bayram gibi yaşatarak gerçek bir bayramın idraki içerisinde olabilirsek, ne mutlu bize!

Her bayramda eski bayramlardan dem vurarak hasret çekeriz. “Nerede o eski bayramlar”! deriz. Eski bayramların verdiği hazzı ve mutluluğu hep arar dururuz.

Eski bayramları ihya etmek, o bayramları tekrar yaşatmak aslında bizim elimizde. Öncelikle dedelerimizin, aile büyüklerimizin bayramlarda yaşattığı mutluluğun sebebini, vesilesini bulmamız lazım. Onlara sarılarak özlemi duyulan bayramlara vasıl olabiliriz.

Onların ta küçük yaşlarda tuttukları orucun ruhlara yaşattığı itminan, orucun ardından gelen bayram günü, bayram günü içinde sabah namazı ve bayram namazı ile başlayan heyecan, Kurban Bayramı’nda Kurban kesmekle devam eden tatlı koşuşturma ve sonrasında bayram ziyaretleri…

Ramazan Bayramı’nda şekerle dolan poşetlerin eve taşınarak odanın ortasında sayılması ve sonrasında tekrar kalınan evden ziyaretlerin devam etmesi…

En küskünlerin barıştığı; birbirlerini uzun süre sormayan akraba, yakın ve dostların ziyaretleştikleri; kapısı çalınmayan mahrum ve mazlumların bayram sevinciyle yılın en mutlu gününü geçirdikleri bayramlar tabii ki bayram olur. Bunu yaşatmak o eski bayramların aynısını ihya etmek bizim elimizde.

Başta akraba ve yakınlar olmak üzere yerini yurdunu terk etmek durumunda kalan milyonların yaşadığını unutmayarak yakınımızdaki muhacirlerin bayramlarını kutlayarak mutlulukları çoğaltabiliriz.

Yeri gelmişken, birkaç ırkçı faşistin hırlamasını esas alarak muhacirlerin bölgeler arası kısa süreli bayram ziyaretlerini engellemenin anlamı ve izahı yoktur. Kadın, çocuk ve yaşlıların halinden anlamamanın nezdimizde yeri yoktur.

Her şeyden önce empati yapmak durumundayız. Bir bayram selamını fazla gördüğünüz o insanlar buraya turist olarak gelmedi. Bütün varını yoğunu terk ederek gelmek durumunda kaldı.

Telefonlaşmanın ötesine geçerek bayramın vazgeçilmezi ziyaretlerle bayramı bayram etmek isteyenlere sınırlar koymayın!   

 Sadece bu dünyadaki bayramları yaşayıp yaşatmakla iktifa etmeyeceğiz. Bilelim ki iyilikte, itaatte, ibadette yarışanların dünyası Ramazan olunca, inşaallah ahiretleri de Bayram olur.

Asıl bayramın ne olduğunu bir de gelin şairden alalım…

Cân bula cânânını / Bayrâm o bayrâm ola

Kul bula sultânını / Bayrâm o bayrâm ola

Mevlâ'yı cândan seven / Rızâ-yı Hakk’a eren

Lutf-i Hudâ'ya güven / Bayrâm o bayrâm ola

Bu bayramların o asıl bayramları yaşatmaya vesile olmasını dileyerek tekrar hepinizin Ramazan Bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.