Gerek ülkenin gerekse dünyanın gündeminde kimisi endişe veren, kimisi kronik, kimisi hayli kritik çok önemli konular var. Ama şu aralar kimsenin umurunda değil.

“Ha şu ay, ha önümüzdeki sene düşecek” diye diye habire geçiştiriliyor ama rekor faizlere rağmen enflasyon bir türlü düşmüyor.

Toki ile çok sayıda yeni konutun kuraları çekiliyor ama kiraların ateşi bir türlü düşürülemiyor. Kiracılarla ev sahipleri arasında husumetler de bir türlü bitirilemiyor.

Emekli maaşlarına ve asgari ücretlere zam yapılmasına rağmen maalesef insani yaşam standartları hep daha yukarılara gidiyor ve gitgide memurlar da “bu maaşla geçinmek zor” korosuna katılıyor.

Aile meselesinde kontrolün kaybedildiğine dair pesimist yorumlar maalesef reel gerçekliğe dönüşüyor. Zorlaşan ve geciken evlilikler, korkunç hızda artan ve sıradanlaşan boşanmalar, nüfusu tüketeceği netleşen düşük doğum oranları, nafaka sorunu, feminist baskı, kadının beyanı esastır denilerek devasa yıkımlara yol açan evden uzaklaştırmalar ve daha neler neler. Ve ne hazindir ki, hiç biri için elle tutulur bir plan ortaya konamıyor.

Tekstil, inşaat, tarım gibi bir çok sektörde kangren haline gelmiş problemlerden nefes almayı bekleyen nice üreticinin düşleri yoruluyor.

Mafya ve çetelerin üzerine gidilmesine rağmen, bu alanda birilerine itibar kazandırılıyor algısı her gün büyüdüğü için o yöne doğru özentiler de artıyor.

Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes vs gibi fıtri farklılıklara kötü niyetli kesimler operasyon çekerken bu tür fitnelere müdahale çok cılız kalıyor. Ve ülke, sosyal fay hatlarının negatif enerji biriktirdiği tehlikeli bir akıbete sürükleniyor.

İran’a saldırmayı gözüne kestirenlerin bölgeye yığınağı devam ederken, Pakistan, Afganistan savaşı isteniyor. Ve Pakistan’la eskiden beri arası çok iyi olan Türkiye’nin bu durumda nasıl davranacağı merak ediliyor.

Gazze’nin silahtan ve direnişçiden arındırılması için devrede olan resim, günbegün net-leşmeye devam ediyor. Gazze’nin ruhunu yok edemeyen yılan, gömlek değiştirirken, uğursuz filmine yeni oyuncular arıyor. Ama Türkiye’nin Gazze’de asker bulundurması engelleniyor.

ABD ile yeni Suriye yönetimi arasındaki süper olumlu ilişkilerin ne doğuracağı yönündeki kaygıları kimse konuşmak istemiyor. Ve böylesi bir muammada ülkesine dönmenin hesabını yapan bir çok muhacir yarınlara yine kuşkuyla bakıyor.

Ve eğitimden sağlığa, vergilerden adalete, istihdamdan eğitime, madde bağımlılığından freni patlamış sosyal medyaya kadar daha nice dertli başlık var.

Fakat bunların hepsi şu sıralar gündemin gerisine düşüyor. Niçin?

Çünkü uzun zamandır müslüman halkın içine ata ata hep bastırdığı duygular sadece bir alanda ve çok mini düzeyde rahatlatılmaya çalışılırken, bir anda cüretkâr azgın din düşmanı güruh, laiklik adına arz-ı endam ediyor.

Yahu, çocuk doğmuyor çocuk. Bunun için bildiri yayınlayın, öneri söyleyin. Laiklik mi doğum oranlarını artıracak?

Fiyatlar düşmüyor fiyatlar. Bunun için efelenin, bir teklif getirin. Laiklik mi çarşının pazarın tansiyonunu düşürecek?

Zar zor evlenen durmuyor, boşanıp yuvasını dağıtıyor. Bunun için varsa bir fikriniz buyrun anlatın. Yoksa aile ocağını laiklik mi koruyacak?

Bir de beyaz olmadıkları için atanamayan laikler var. Hani topluma örnek göstereceğiniz bir annelik olgusu, sağlam bir aile kurumu? Yarım asırdır sosyalizm filan deyip aynı sazı çalarken, hep kadınlar ölmedi mi? Yetmedi mi demokratik, ekolojik, komün fantezilerinizin öğüttükleri..

Neyse Celal Hoca, istek ilahi söylüyorsa şu parçayı da yaysa ne güzel olur:

“Kim kurtarır bizi söyle vallah islam billâh islam
Kurtuluşu anlat bize vallah islam billâh islam
Kurtuluş Allah’ın yolu peygamberin sünnetidir
Zalimler engel oluyor müslüman bu halin nedir..”