ABD, Erdoğan ve biz

ABD seçimleri sonrası Obama'nın gitmesine ve Trump'ın gelmesine, Türkiye medyası sevinmişti. Hükümetin etkisindeki medyanın, tabir-i caizse etekleri zil çalıyordu. Çünkü Trump, seçim kampanyası döneminde Erdoğan'ı övücü laflar etmiş, Türkiye ile ilgili müspet mesajlar vermişti. Ancak biz Trump ile birlikte ABD'nin değişmeyeceğini, ABD'deki başkan değişimlerine aldanmamak ve beklentiler içine girmemek gerektiğini söyledik.

Gelinen noktada Trump, Türkiye için tam bir hayal kırıklığı oldu.

Türkiye'ye karşı PYD/PKK tercihini daha ileri seviyelere taşıdı ve PYD'ye silah yardımını daha da artırdı.

THY yolcularına kısıtlama getirmek üzerinden, Türkiye'ye adı konulmamış ekonomik bir yaptırım uygulamaya başladı.

F. Gülen'i teslim etme konusunda hiçbir adım atmadı. Bilakis FETÖ'nün hükümete karşı başlattığı 17, 25 Aralık operasyonlarının yargı ayağını ABD'ye taşıdı. FETÖ'nün hedefinde olan eski bakan ve genel müdürler hakkında tutuklama kararı çıkararak, FETÖ'nün bu operasyonlarını ABD'de sürdürdü.

Ve en son vize işlemlerinin askıya alınması kararı...

Bu karara gerekçe olarak ABD Büyükelçiliği'nde çalışan bir Türk vatandaşının tutuklanması gösterildi.

ABD bu karar ile bir kez daha FETÖ'nün arkasında olduğunu gösterdi. Düşünüyorum da; Türkiye, her ne kadar ABD Büyükelçiliği'nde çalışıyor olsa da, sonuçta kendi vatandaşını tutuklamış, acaba sıradan bir ABD vatandaşını tutuklasa, ABD bu kadar büyük bir tepki verir miydi?

Sıradan bir ABD vatandaşı değil, Büyükada'daki toplantı suçlaması ile tutuklanan ABD'li papaz için bile bu tepkiyi vermedi.

Demek ki; FETÖ mensupları ABD için son derece önemli.

Dikkat edilirse; ABD'nin vizeleri askıya almasının asıl hedefi, doğrudan değil, dolaylı olarak hükümet ve Erdoğan'dır. ABD, Erdoğan'ın son dönemlerdeki dış politikasından oldukça rahatsız. Darbe ile yapamadığını Erdoğan'a karşı Türkiye içinde sivil rahatsızlık oluşturmak üzerinden yapmak istiyor. Çünkü vizelerin askıya alınması tedavi, eğitim, iş vb. amaçlarla ABD'ye gitmek isteyenleri rahatsız edecektir.

Bu karar ile birlikte Türkiye'de bazıları ABD'yi savunur tarzda yaklaşımlar sergiliyor.

Bu tavırlar içinde olan bazılarının cemaziyel-evvelleri belli; ABD'ye ve Batı'ya göbekten bağlı olanlardır. Ancak bir kısmının Erdoğan düşmanlığı sonucunda savrulduğu yer açısından ibret verici bir durum.

Bu ülkedeki darbelerin arkasında olan, bu ülkeye karşı darbecileri ve terörü destekleyen ve her türlü casusluk faaliyetlerinde bulunan ABD'yi masum görmenin ve haklı çıkarmanın hiçbir kabul edilir tarafı ve izahı yoktur.

Bizim de, zaman zaman Erdoğan'ın ve hükümetin eleştirdiğimiz ve karşı çıktığımız yanlışları var. Bundan sonra da yanlışları söylemeye ve karşı çıkmaya devam edeceğiz ama hiçbir zaman memleketimizi/Türkiyemizi hedef alan şer güçlerine gözlerimizi kapatmayacağız, onları masum görme ve hele hele onlarla beraber hareket etme ihaneti içinde hiçbir zaman olmayacağız.

Bilakis bu şer güçlere ve düşmanlıklarına karşı memleketimizi ve bu memleketin çocuklarını savunacağız.

Kısacası; Şer güçlere karşı ve doğrularında Erdoğan'ı savunuruz, yanlışlarını da çekinmeden haykırırız.