• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...

Trump’ın vaadiydi Afganistan’dan çekilmek. Birçok konuda olduğu gibi herkes çekilme isteğini Trump’un nev’i şahsına münhasır çıkışlarından biri olarak gördü.

Ancak uzun süren görüşme trafiği, varılan çekilme anlaşması ve Biden yönetiminin de çekilmenin arkasında durması, bunun Trump’la sınırlı olmayan kurumsal bir tavır olduğunu ortaya koydu.

Afganistan zorlu bir coğrafya. Kızılordu işgaline eyvallah etmedi. Amerikan işgaline de aynı şekilde…
Zorlu ülke olması, sadece işgalci bedbahtlara karşı duruşundan ibaret değil elbette. Kendi içerisinde de zorlu bir coğrafya. Ne denli zorlu olduğu, Rus işgali bitince anlaşıldı. Zafer havası bir süre sonra kabusa döndü. SSCB işgaline karşı yan yana, sırt sırta savaşan mücahit gruplar bir süre sonra birbirlerine silah doğrultup “Kahpe Moskof” muamelesi yaptılar.

Afganistan, işgalciye davetiye çıkaracak petrolü, gazı gibi ekonomik çekiciliği olan bir ülke değil. Ancak Orta Asya’da deyim yerindeyse yolların kavşak noktasında bulunması, konumunu değerli kılmaktadır.

Açıkça söylemek gerekirse ABD’nin çekilme kararının Afganistan’ın selametiyle ilgisi yoktur, olamaz da. Taliban’ın mukavemetiyle baş edemediği doğrudur. Ama çekilme iradesinin nüksetmesi, salt mukavemetle baş edememekle ilgili değildir. Afganistan, ABD için iki cihetten önemlidir. İlki, tam kontrolle ilgili; ikincisi de istikrarsızlık. Yani Afganistan ya ABD’nin kontrolünde olacak, bu olmuyorsa da istikrarsızlaştırılacak!

ABD, işgalden sonra ülke yönetimini kendi yanlılarına tahsis etti. Ülkenin bir bölümü de Taliban’da kaldı. Bu durum giderek stabil bir hal almaya başladı. Devlet sınırları içerisinde iki ayrı devlet şeklinde. Ortamı zehirleyen yıkıcı/tekfirci grupların ayrışması ve elzem olan başka alanlara kaydırılması sonrası Taliban’ın daha özgün politikalar yürütüp diplomasi kulvarlarını değerlendirme hamlesi, Taliban kaynaklı istikrarsızlık beklentilerini boşa çıkardı.

Ezcümle Afganistan coğrafyasının şu anki haliyle ABD’nin bölge politikasına hizmet edemeyecek kadar stabil bir hal alması, yeni hamleleri zorunlu kıldı.

Ülkenin bir tarafında Rusya ve Orta Asya cumhuriyetleri, bir tarafında İran, bir tarafında Çin ve Pakistan yer alıyor. Hepsinde de iç istikrarı zedeleyecek Müslüman halklar veya azınlıklar var. ABD’nin Çin, Rusya ve İran politikaları yeni strateji belgesinin ana omurgasını oluşturuyor. Haliyle şu anki stabil durumdan kaos ve çatışmaların tetikleneceği bir sürece girecek olan Afganistan, tüm bölge için yeniden endişe kaynağına dönecektir.

Bunun ilk örneği SSCB’nin çekilmesiyle yaşandı. Büyük ihtimalle ABD çekilmek suretiyle eskinin tekrarını hayal ediyordur. Çünkü çekilmesi, ABD’ye bel bağlayan yerli kesimi hayli korkutuyor. Çekilmeyle beraber kıyımdan geçirilecekleri havası hakim.

Burada iş elbette Taliban’a ve diğer benzer gruplara düşüyor. Evet, direndiler Amerikan işgaline geçit vermediler. İşgalci şimdi dönüş/kaçış yolunda.
Geçmiş tecrübelerden ders çıkarılarak derli toplu bir idare mi kurulacak, yoksa SSCB’nin çekilmesinden sonra olduğu gibi “Cihad” diye birbirlerine silah mı doğrultacaklar?

İşgalcinin çekilmesi kadar önemli olan asıl nokta bu olmalı.