• DOLAR 5.718
  • EURO 6.382
  • ALTIN 260.518
  • ...

Türkiye, 9 Temmuz 2018 itibarıyla “partili cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yönetim sistemi ya da asıl adıyla başkanlık sistemine” geçti; hayırlara vesile olsun!

Bilinmelidir ki; artık eski Türkiye olmayacak, olmamalıdır.

Sayın Erdoğan`ın ilk ifadelerinde; bu çıkmaz sokakları ve bunun aşılacağına dair vurgulanan kararlı ifadeleri işitmemiz önemliydi.

Sayın Başkan`ın cülûsunda görülenler:

Eşiyle arenaya yürüyüşü güven ve umut vermeye yönelik ve başarılıydı.

Halk, sandıkta konuşmuş, Sayın Başkan da dersi almış gibiydi.

Muhterem Hanımefendi; birinci döneminde halktan biriyken; ikinci döneminde; halk ve sosyete arasında bir orta yol bulmuş; elbiselerini kısaltmış, tesettürünün renk ve albenisini artırmış, tarzlar geliştirmişti.

Üçüncü dönemde; aslına rücu ile halka yaklaşmıştı. Başörtüsü altında beslediği hörgücünü düzeltip sadeleştirmiş, elbiselerini ayaklarına kadar sarkıtmış; dahası siyahlara bürünüp Anadolu kadınına dönmüş duayen bir hanımefendi görüntüsüyle daha çok güven verdiği, dua aldığı, beğenildiği açıktı.

Sayın başkan da fazlasıyla öyleydi. Vakur, ağır yükünün bilincinde, kibirlenmeyen, Rabbine sığınan ve “az zamanda -yapması gereken- çok ve büyük işlerinin..” farkında. “Nehirleri, gölleri aşmış; mutlaka aşması gereken denizlerle, okyanuslarla..” baş başa kaldığının şuurunda bir lider.

“Allah`a sığınması, halktan dua beklemesi, kendini sorgulaması…” tam da bunun göstergesiydi.

*Sorunlar: Türkiye`de, darbe ve dayatmalar yüzünden, ortak aklın kabul edeceği bir devlet kültürü maalesef hala oluşmamıştır.

FETO ihanetinin mirası olarak, kurumlarda liyakat sistemi kalmadı. Liyakat; imkânı olanın çevresine dağıttığı bir cülûsiyeye döndü. 

Adalet terazisi bozuldu. Mahkemeler hatta kurum içindeki soruşturmalarda hakkın tecelli edeceğine dair güven kalmadı. İkinci yarılama haklarıyla,  salıverilmeyen darbeci kalmamışken; FETO`nun camiden alarak müebbet verdikleri 26 yıldır içerde! Ahları, Arş-ı Ala`ya; masumiyetleri, Gayretullah`a dokundu.

Cumhuriyet yaşını aşan Kürt Sorunu, küresel arenada bir milletin de sorunu. Beraberlik içinde, eşit haklara sahip, kardeşçe çözümleyip yaşayabileceğimiz basitten bir sorun.  

Merhum Özal, Merhum Erbakan`ın dillendirdiği; Sayın Başkan`ın da “çözüm süreciyle” bizzat adım attığı bir sorun; nedense İHA, tank, top sesleri arasında xafilda tunne (birden yok) oldu. “Ceylan, kuzu melemesine dahi “we go hirç” (ayı mı dediniz?) diye bakan kadim anlayışın terki gerekirken;  Milli Şeflerin karşı milliyetçiliği hortlatan ret/inkâr politikalarına dönülmemeli.

*Eğitimin hali pür melali, içler acısı. Öğretmen, hatta idareler, öğrenciye karşı bitik. Teftişler, yargısız infazlara dönmüş.

Erken yaşta dijital/sanal ortamla tanışan “bilinci, ufku, zihni, romantizmi..” daralmış çocuklarımız; bir müddet sonra baştan çıkıyor; kadim tecrübenin olduğu aileyi, bilgi alacağı öğretmeni dinlemekten sıkılıp zıvanadan çıkabiliyor.

Askeriye ve emniyet teşkilatı, FETO casusluk ve ihanet şebekesinden derin yaralar aldı. Ülke; ümmetin mağduriyeti, muhacirlerin, mazlum ve yetimlerin duasıyla direkten döndü. Bir paralelden kurtulan o hassas kurumlar; başka paralellerin etki alanı olmamalı. Denge ve adalet, tüm renklere açılan kapıyla oluşur biline!

Batı ve NATO ülkelerinin, başkanlık törenlerine katılmamaları; Haçlının, bölgedeki derin paralellerini destekleyip konuşturacağının delilidir. Tedbir anlamına gelebilecek “kapasite ve zihniyet” geliştirilmeli.

Tüm bunların ve her yenilik ve yerlileşme hareketinin önünde bir engel olarak duran Batı emperyalizminden beslenen ve şimdilik en zayıf konumunda olan pusudaki paralel/seküler statükoların üstüne üstüne gidilmelidir.

Çocuk ve kadına şiddet olayları gibi masumiyetlerin ardına gizlenerek gündem saptırıp, yerlinin eliyle yerliyi vuran derin algılara takılmadan çalışıp terlemeye, gerekirse bedel ödemeye devam…

Türkiye; adaletin tecelligahı, ümmetin umudu olabilecek birikim ve tecrübeye sahiptir. Çözüm süreçlerini, atalar dinine göre değil, ortak akla göre çözmelidir.

“Rê düre, derîv tenge..” (Yol uzak, kapı dardır) desek de derdimizi seviyoruz.

 Rabbim, etkili ve yetkililerimize; “iman, tevhid, iz`an, cesaret, basiret, merhamet,..” versin vesselam!