• DOLAR 5.717
  • EURO 6.376
  • ALTIN 261.187
  • ...

Deizm; Yaratıcının kâinata, dünya yaşamına müdahale etmediğini; dinin aracısız ve sadece akıl yoluyla kavranabileceğini savunan inanç veya felsefi doktrindir. Böyle düşünen de deisttir.

Bir nevi seküler düşünce diyebiliriz. Seküler düşüncenin birçok emarelerini de kadim cahiliye/şirk inançlarında pekâlâ bulabiliriz. Hakikatte, müşriklerin de söylemi, buydu.

Cahiliyenin şirk dinlerinde, helal ile haram sınırı, kulların kendi hevalarına göre belirlenirdi. “Allah`a ulaştıran vesileler;” olan “vahiy, resul ve varisleri, ibadetler…” linç edilir, hayatın dışına atılırdı. İnanç şekli şirk, buna inananlar ise müşrikti.

Günümüz dünyasına esaslı bir şekilde baktığımızda; “kadim cahiliye ve şirki” birçok alanda görmek mümkün. Postmodern Şirk diye tanımlamaya çalıştığımız anlayış da budur.

Değerlerimiz sarsılıyor, tanımlarımız neredeyse kökten değişiyor.

Müslüman toplumların sosyal yaşantıları tam bir sorumsuzluk, keyfilik almış başını gidiyor. Ekonomik, siyasi, dini.. alanlarda da aynı duyarsızlık var.

Resulullah`ın da zinhar taviz vermememizi öğrettiği temel kavramalara, kırmızıçizgilere baktığımızda, geldiğimiz trajikomik durumu rahatlıkla görebiliriz. Söylem ve kavramlar aynı ama bunların hayatımızdaki uygulaması ve tanımlarımız değişti. 

“Hac, zekat, namaz, tesettür, mahrem/na-mahrem; cihad, dost ve düşman; helal ve haram, günah; şeref ve onur, örnek insan..” gibi kelime ve kavramların “tanımı, tarzı, uygulama şekli” içler acısı.

Bunları anlamak için sadece “kadın ve erkeğin uyduğu TESETTÜR algısı ve uygulamamıza bakmak yeterli.  Rabbimizin ferman ise açık:

“…Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm`ı seçtim…” Maide 3

“..Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir.” Haşr 7

“..kim İslâm'dan başka dîn ararsa bu, kendisinden asla kabul edilmez ve o, ahrette hüsranda olanlardan olur.” A.İmran 85

Bilinmesi gereken; “tamamlanmış bir din olan İslam`ın” üzerine eklenen her şey  cahiliyeye götürür. Peygamberlerin belirlediği “helal ve haram sınırları” bizzat Yaratan adına olduğu için aşılamaz, çiğnenemez. “heva, heves ve aklın” ürünü her inanç batıldır, bühtandır; dünya ve ahrette hüsrana, azaba götürür.

Müslümanlar, tüm yapılarıyla Allah`a değil, kendi camiasına çağırdı. Bu durumu da belki yüzyıllık bir üst akıl, bunların yerli işbirlikçileri, paralel yapıları hazırladı.

Kadim cahiliye ve şirk ruhunu taşıyan “postmodern şirk ve cahiliye,” örgütlü ve profesyonel çalıştı. Peygamberin(a), uygulamalı olarak öğrettiği İslam`ın günümüzdeki varisleri ise amatör çalıştı; iman ve İslam`ın gururuyla rehavete kapıldı. Derken gaflete girdi ve gafil avlandı. Bütün bunların sonucunda da cemaat ve İslami yapılara olan güven sarsıldı.

Gençliğimiz; bugün havra ve haç istihbaratlarının, yine bunlara hizmet veren hümanizmin yemyeşil alanlarımızın üzerine süpürdüğü “deist atığın” tehdidinde.

Deizm; yalancı Peygamber Müseylemet`ül Kezzap gibi “haramları, helal diye sunuyor; İlahi Yasakları kaldırıyor. Böylece, yaratıcısına hesap veremeyen, onu hayatının dışına atan cins ve tür(!?) değiştiren, eşref-i mahlukattan esfele`ssafiline, en aşağılara inen bir gençlik türüyor.

Yakın gelecekte, genelde tüm dünyayı, özelde de Müslüman ülkelerin geleceğini tehdit etmekte. Kontrol edilmesi zor, laf anlamaz, akl-ı selimi, aile mahremiyetlerini eleştiren, değerlere kafa tutan hatta bunlarla mücadele eden bir gençlik geliyor.

Az okuyor, hatta hiç okumuyor, zorunlu eğitimi bile bitirip bitirememenin anlamını bilmiyor, merak da etmiyor. Gelecek endişesini düşünebilecek kapasite yok. Silahı yok ama basiretsizliği; akl-ı selimin, kurulu düzenini sarsıyor, işte postmodern terörizm.

İşin kötü tarafı; bu nev-zühur nesilden nemalanacak olan yine kapitalist emperyalizm ve yerli ihanet çevreleridir.

Dermanımız; “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.” Nahl 125

“Habibim! …Allah'tan olan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Eğer katı kalpli, kaba birisi olsaydın muhakkak etrafından dağılırlardı. Onları affet, kendileri için bağış dile ve işlerde onlarla görüş alışverişinde bulun. Bir şeye kesin karar verdiğin zaman da Allah'a güven. Allah (kendisine) güvenenleri sever.”  A.İmran 159.

Rabbimiz elbette doğru söyledi amma bu doğruların varisi olabilecek “ak alınlar, imanlı yürekler..” gecikmesin Rabbim! Vesselam…