ABD’nin İslam coğrafyasına yalnızca savaş uçakları değil; uçak gemileri, hava savunma unsurları ve stratejik lojistik kapasiteyi de kapsayan geniş çaplı bir askeri takviye gerçekleştirmesi, birçok uzmana göre 2003 Irak işgalinden bu yana bölgeye yapılan en yoğun askeri yığınak anlamına geliyor.

Savaş uçakları, USS Gerald R. Ford ve USS Abraham Lincoln uçak gemilerinin bölgedeki varlığı, ileri teknoloji hava unsurlarının konuşlandırılması ve personel hareketliliği; bunun sıradan bir “caydırıcılık hamlesi” değil, kapsamlı bir savaş hazırlığı olduğu yorumlarını güçlendirdi.

“Diplomasi” Söylemi ile Sahadaki Gerçeklik Arasındaki Çelişki

Beyaz Saray kamuoyuna “ilk tercih diplomasi” yalanını söylerken, İran’a sunulan şartların fiilen tam teslimiyet anlamına geldiği belirtiliyor. Analistlere göre bu şartların kabul edilmesi halinde dahi Tahran yönetimi daha kırılgan bir yapıya sürüklenecek ve dış müdahaleye daha açık hale gelecek.

Bu nedenle yürütülen sürecin gerçek bir müzakere değil; askeri baskı altında dayatılmış bir strateji olduğu belirtiliyor. Washington’un bölgeye yaptığı yoğun askeri sevkiyatın, diplomasinin tükendiği bir noktada “meşruiyet zemini” oluşturma çabası olduğu düşünülüyor.

“Karar Çoktan Verildi” Mesajı

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın, “İran için karar çoktan verildi, bu gemiler hava güzel diye gelmiyor” sözleri, askeri hazırlığın sembolik değil operasyonel bir anlam taşıdığı ve diplomasi söyleminin sadece maske olduğu yönündeki değerlendirmeleri ispatladı.

Benzer şekilde Senatör Ted Cruz’un, “Önümüzdeki altı ay içinde İran, Venezuela ve Küba’daki rejimlerin çöküşünü görmek tamamen mümkün olabilir” açıklaması, Washington’un yalnızca güvenlik politikası yürütmediği; rejim değişikliği perspektifini açıkça dile getirdiği şeklinde yorumlandı.

Bu açıklamalar, ABD’nin bölgede yürüttüğü politikanın diplomatik değil, “teslim alma ve yeniden dizayn” stratejisi olduğunu ortaya koyuyor.

ABD İstikrarsızlık Kaynağı

ABD’nin askeri yığınağı, Orta Doğu’daki mevcut kırılgan dengeleri daha da zorlayabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Enerji hatları, ticaret yolları ve bölgesel güç dengeleri açısından olası bir askeri operasyon, zincirleme sonuçlar doğurabilir.

Bu askeri takviyenin ardında sadece İran’a yönelik bir baskı politikası değil, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmeyen rejimlerin “alaşağı edilmesi” stratejisinin bir parçası olduğu görüşü de güçlü şekilde dile getiriliyor. Venezuela’da Başkan Maduro’nun kaçırılması ve petrol kaynakları üzerinde kontrol sağlama girişiminin açıkça itiraf edilmesine rağmen yeterince kınanmayan bir adım olarak kayda geçti. ABD Venezuela’daki sözde başarısını tüm dünyaya yaymak istiyor.

Washington’un İran’a yönelik müzakerelerde dayattığı şartlar da hem teslimiyetçi bir strateji hem de bölgesel güç dengelerini siyonist rejimin güvenlik ve genişleme hedeflerine göre yeniden şekillendirme amacını taşıdığını savunan çevreler tarafından dikkat çekici bulunuyor.

ABD’nin İran politikasında “diplomasi” söylemi, siyonist rejim ile koordineli bir şekilde yürütülen siyasi-militer projeksiyonu gizlemek için kullanılıyor; sahadaki yoğun askeri varlık ve saldırı tehditleri, bu stratejinin örtük amacının bölgedeki mevcut iktidarları zayıflatmak, istikrarsızlığı derinleştirmek ve siyonist rejimin jeopolitik avantajına hizmet eden yeni güç boşlukları oluşturmak değerlendirmeleri yapılıyor. Benzer bir strateji Küba ve Meksika için de yürütülüyor.

İran Hazırlığı

ABD ordusu 18 Şubat’ta 24 saat içinde 50’den fazla savaş uçağını Orta Doğu’ya gönderdi. Axios’un bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, sevkiyat Washington’un İran yakınlarında hava ve deniz kapasitesini güçlendirme stratejisinin parçası.

Uçuş takip verileri ve bir ABD’li yetkilinin aktardığı bilgilere göre sevk edilen unsurlar arasında F-35, F-22 ve F-16 tipi savaş uçaklarının yanı sıra, E-3 havadan erken uyarı ve kontrol uçakları ile E-11 havadan iletişim merkezleri de bulunuyor. Ayrıca saldırı uçakları ve elektronik harp kapasitesi taşıyan ikinci bir uçak gemisi de bölgeye doğru ilerliyor.

ABD Donanması yetkilisine göre, şu anda Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de olası bir operasyonu desteklemek üzere 13 Amerikan savaş gemisi bulunuyor. Bunlar arasında USS Abraham Lincoln uçak gemisi, bölgeye doğru ilerleyen USS Gerald Ford ve balistik füzelere karşı savunma kapasitesine sahip dokuz muhrip yer alıyor.

Orta Doğu’da konuşlandırılması gerekmeyen bazı silah sistemleri de devrede tutuluyor. B-2 hayalet bombardıman uçakları, geçtiğimiz haziran ayında İran’a yönelik operasyonlarda olduğu gibi ABD ana karasından ya da Hint Okyanusu’ndaki ABD-İngiltere ortak üssü Diego Garcia’dan doğrudan görev icra edebiliyor.

Geçen hafta ABD medyası, dünyanın en büyük uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford’un İran’la olası bir çatışmaya hazırlık kapsamında Orta Doğu’ya gönderileceğini bildirmişti. USS Abraham Lincoln uçak gemisi görev grubu ile diğer önemli hava ve deniz unsurları ise ocak ayından bu yana bölgede konuşlu bulunuyor.

Trump’a “Hazırız” Mesajı

Üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri, ABD ordusunun İran’a yönelik olası saldırıları en erken cumartesi gününden itibaren başlatabilecek hazırlıkta olduğunu Başkan Donald Trump’a iletti. Ancak CBS News’e konuşan kaynaklara göre, herhangi bir askeri adımın zamanlaması hafta sonrasına da sarkabilir.

Yetkililer, Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini, Beyaz Saray içindeki değerlendirmelerin sürdüğünü belirtti. Olası bir operasyonun hem askeri hem siyasi sonuçları ile bölgesel tırmanma riski dikkatle analiz ediliyor.

Personel Yeniden Konuşlandırılıyor

CBS’e göre Pentagon, önümüzdeki üç gün içinde bazı askeri personeli geçici olarak Orta Doğu dışına, Avrupa’ya veya ABD içine kaydırıyor. Bu adımın, olası bir operasyon ya da İran’dan gelebilecek misillemelere karşı ihtiyati tedbir niteliği taşıdığı ifade edildi. Kaynaklar, bunun rutin bir güvenlik uygulaması olduğunu ve saldırının mutlaka yakın olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Diplomasi Yalanına Devam

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran’a yönelik bir saldırıyı gerekçelendirebilecek “çok sayıda neden” bulunduğunu belirtirken, Başkan Trump için ilk seçeneğin diplomasi olduğunu iddia etti. “İran’ın Başkan Trump ve yönetimiyle bir anlaşmaya varması son derece akıllıca olacaktır” dedi.

ABD ile İran arasında Cenevre’de arabuluculuk eşliğinde dolaylı görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmeler birkaç saat sürerken, ABD yönetimi bazı ilerlemeler kaydedildiğini açıkladı. Ancak tarafların bazı konularda hala ciddi görüş ayrılıkları bulunduğu belirtildi.

Beyaz Saray, İran’ın önümüzdeki iki hafta içinde daha ayrıntılı öneriler sunmasının beklendiğini açıkladı.

Trump’tan Diego Garcia Tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda İran’ı açık şekilde tehdit etti. Trump, Tahran yönetimini Washington ile anlaşma yapmak ya da ABD’nin Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü’nü kullanması seçeneği arasında tercih yapmaya çağırdı.

Siyonist rejim ise ise İran’la bir savaşın patlak verme ihtimaline ilişkin artan işaretler nedeniyle askeri alarm seviyesini yükseltti. CNN’e konuşan iki siyonist yetkiliye göre, İran’a yönelik bir saldırı günler içinde ve ABD-siyonist rejim koordinasyonuyla gerçekleşebilir.

Muhabir: ENSARİ ŞANA