ABD’nin soykırımcı israil ile birlikte İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik başlattığı savaş, yalnızca Orta Doğu’yu değil küresel enerji, ulaşım ve gıda sistemini de derin bir krize sürükledi. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla dünya petrol akışı ağır darbe alırken, enerji piyasalarında tarihi stok kayıpları yaşandı, milyonlarca varillik arz buharlaştı ve birçok ülke kritik yakıt eşiğine dayandı. Uzmanlar, savaş bugün sona erse bile küresel petrol sevkiyatının, rezervlerin ve tedarik zincirlerinin eski dengesine dönmesinin aylar hatta yıllar sürebileceği uyarısında bulunuyor.
İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat krizinin küresel enerji piyasalarında tarihi bir stok erimesine yol açtığı belirtildi.
Morgan Stanley’nin hesaplamalarına göre, 1 Mart-25 Nisan tarihleri arasında küresel petrol stokları günlük yaklaşık 4,8 milyon varil azaldı. Bu düşüşün yaklaşık yüzde 60’ının ham petrolden, geri kalan kısmının ise rafine yakıtlardan kaynaklandığı ifade edildi.
Uzmanlar, yalnızca stok miktarındaki azalmanın değil, petrol sisteminin çalışabilmesi için gerekli olan “operasyonel minimum” seviyelerin de kritik hale geldiğine dikkat çekiyor. Boru hatları, depolama tankları ve ihracat terminallerinde belirli seviyelerin korunmasının zorunlu olduğu vurgulanıyor.
JPMorgan Küresel Emtia Araştırmaları Başkanı Natasha Kaneva, petrol stoklarını “küresel sistemin şok emici tamponu” olarak tanımlayarak, “Her varil kullanılabilir durumda değil” değerlendirmesinde bulundu.
4 ÜLKENİN SADECE BİR AYLIK YAKITI KALDI
Analize göre ilk ciddi baskı, yakıt ithalatına bağımlı Asya ülkelerinde hissediliyor. Endonezya, Vietnam, Pakistan ve Filipinler’in yalnızca yaklaşık bir aylık yakıt stokuna sahip olduğu belirtilirken, bu ülkelerde kritik seviyelere hızla yaklaşılabileceği ifade edildi.
Çin ve Güney Kore gibi büyük ekonomilerin ise şimdilik daha güçlü rezervlere sahip olduğu aktarıldı. Ancak Çin dışındaki Asya-Pasifik bölgesinde petrol stoklarının savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 70 milyon varil azaldığı kaydedildi.
Japonya ve Hindistan’daki stokların da son 10 yılın mevsimsel olarak en düşük seviyelerine gerilediği belirtildi.
DİZEL VE JET YAKITINDA DA ALARM
Küresel ekonominin temel yakıtlarından biri olan dizelde de ciddi sıkışma yaşandığı bildirildi. Özellikle rafinaj kapasitesi sınırlı ülkelerin daha yüksek risk altında olduğu ifade edildi.
Avrupa’da ise en büyük alarmın jet yakıtında verildiği kaydedildi. Amsterdam-Rotterdam-Anvers depolama merkezindeki jet yakıtı stoklarının savaşın başlamasından bu yana üçte bir oranında azalarak son altı yılın en düşük seviyesine indiği belirtildi.
Yaz sezonunun yaklaşması nedeniyle İngiltere, Almanya ve Fransa gibi yoğun hava trafiğine sahip ülkelerde riskin daha da arttığı ifade edildi.
ABD STOKLARI GERİLİYOR
Krize sebep olup sonrasında da dünyanın son büyük tedarikçisi rolünü üstlenen ABD’nin de kendi petrol ve yakıt stoklarını hızla tüketmeye başladığı kaydedildi.
ABD’nin ham petrol stoklarının, Stratejik Petrol Rezervi dahil olmak üzere dört hafta üst üste düştüğü belirtildi. Damıtılmış ürün stoklarının 2005’ten bu yana en düşük seviyeye indiği, benzin stoklarının ise 2014’ten bu yana en düşük mevsimsel seviyelere yaklaştığı ifade edildi.
ACİL DURUM REZEVLERİ DE AZALIYOR
Krizi hafifletmek amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda acil rezervlerden toplam 400 milyon varillik petrol piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Ancak uzmanlar, piyasaya sürülen her rezerv varilinin gelecekteki olası krizlerde kullanılabilecek tamponu küçülttüğüne dikkat çekiyor.
ABD’nin şu ana kadar taahhüt ettiği 172 milyon varilin yaklaşık 79,7 milyon varilini kullandığı, tam salım gerçekleşirse ABD Stratejik Petrol Rezervi’nin 1982’den bu yana en düşük seviyeye gerileyeceği ifade edildi.
YENİ FİYAT ŞOKLARI YAŞANACAK
Analistler, stokların kritik seviyelere yaklaşmasının petrol ve yakıt fiyatlarını daha da yükseltebileceği uyarısında bulunuyor. Bunun havacılıktan taşımacılığa, sanayiden tüketici fiyatlarına kadar birçok alanda yeni maliyet baskıları oluşturabileceği belirtiliyor.
Chevron Finans Direktörü Eimear Bonner, “Stokların ve atıl kapasitenin önemli bir kısmı zaten tüketildi. Haziran-temmuz dönemine girerken ithalata bağımlı bazı ülkelerde ciddi kıtlıklar görebiliriz” dedi.
Uzmanlar ayrıca Hürmüz Boğazı yeniden açılsa bile Körfez’de petrol üretimi ve taşımacılığın kısa sürede normale dönmesinin beklenmediğini ifade ediyor.
Bloomberg’in değerlendirmelerine göre İran savaşı, yalnızca bugünkü enerji arzını değil, dünyanın gelecekteki enerji krizlerine karşı dayanıklılığını da zayıflatıyor.
DÜNYA 1 MİLYAR VARİL PETROL KAYBETTİ
Suudi Arabistan’ın petrol devi Aramco’nun CEO’su Emin Nasser, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu. Nasser, son iki ayda dünya genelinde yaklaşık 1 milyar varillik petrol kaybı yaşandığını açıkladı.
Nasser, yaptığı açıklamada, enerji piyasalarının Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatların yeniden başlaması halinde bile kısa sürede normale dönemeyeceğini söyledi.
“Amacımız basit; sistem üzerindeki baskıya rağmen enerji akışının sürmesini sağlamak” diyen Nasser, “Geçiş yollarının yeniden açılması, yaklaşık 1 milyar varil petrolden mahrum kalan piyasaların hemen normale dönmesi anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.
Aramco CEO’su, enerji sektörüne yıllardır yeterli yatırım yapılmamasının mevcut krizi daha da ağırlaştırdığını belirterek, bunun zaten düşük seviyelerde bulunan küresel petrol rezervleri ve stokları üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.
Kriz sürerken Aramco, yılın ilk çeyreğinde net karının yüzde 25 arttığını duyurdu.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı tutulması nedeniyle küresel enerji arzının ciddi şekilde daraldığı, sevkiyatların aksadığı ve petrol fiyatlarının savaşın başlamasından bu yana sert yükseldiği belirtildi.
Aramco’nun, Hürmüz Boğazı’nı aşmak için petrol sevkiyatında Doğu-Batı boru hattını kullandığı ifade edildi. Ham petrolün bu hat üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı’na taşındığı kaydedildi.
Emin Nasser, söz konusu boru hattını “krizin etkilerini hafifleten hayati bir damar” olarak tanımladı.
Şirketin sevkiyat rotalarını değiştirmek ve alternatif yollar aramak zorunda kaldığı belirtilirken, Nasser buna rağmen Asya pazarlarının Aramco için stratejik öncelik olmaya devam ettiğini vurguladı.
MİLYONLARCA UÇUŞ İPTAL EDİLEBİLİR
Tedarik krizi havacılık sektörünü de vurdu. Alman Havalimanları Birliği, beklenen kerosen tedarik açığı nedeniyle milyonlarca uçuşun iptal edilebileceği ve uçak bileti fiyatlarının ciddi şekilde artabileceği uyarısında bulundu.
Birliğin İcra Direktörü Ralph Beisel, Alman gazetesi Welt am Sonntag’a yaptığı açıklamada, özellikle düşük maliyetli hava yolu şirketlerinde ve daha düşük destinasyonlarda daha fazla uçuş iptali yaşanabileceğinden endişe ettiklerini söyledi.
Beisel, “2026 için en iyi senaryo yolcu sayılarında durgunluk yaşanmasıdır. En kötü senaryo ise bazı havalimanlarında operasyon kapasitesinin yüzde 10 düşmesidir. Bu durum tüm havalimanlarına yayıldığında yaklaşık 20 milyon yolcu etkilenebilir” dedi.
Beisel, bazı destinasyonlara hiç uçuş yapılamayabileceğini, bazı hatlarda ise uçuşların seyrekleşeceğini ve bilet fiyatlarının yükseleceğini ifade etti.
Kerosen fiyatlarının savaş öncesine kıyasla iki aydan kısa sürede iki katına çıktığını belirten Beisel, “Önümüzdeki aylarda normale dönüş beklemiyoruz. Kerosen bulunmaya devam etse bile, hava yolu şirketleri bu fiyatlarla ekonomik olarak sürdürülebilir uçuşlar gerçekleştiremeyecek” diye konuştu.
İran savaşı nedeniyle yükselen yakıt maliyetleri, mevcut çeyrekte hava yolu şirketlerinin karlarını ciddi biçimde azalttı. Bu durum şirketlerin kâr beklentilerini düşürürken maliyetleri kısmaya yönelmelerine neden oldu.
Birçok hava yolu şirketi uçuşlarını iptal etti, bazı rotaları tamamen durdurdu ve yüksek yakıt tüketen eski uçakları filodan çıkarmaya başladı.
Avrupa Birliği ise şu aşamada uçak yakıtında doğrudan bir kıtlık yaşanmadığını ancak en kötü senaryoya hazırlandığını açıkladı. Brüksel’in alternatif çözümler arasında ABD’den kerosen ithalatını da değerlendirdiği belirtildi.
Orta Doğu’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasından önce Avrupa’da tüketilen kerosenin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz üzerinden taşınıyordu.
Avrupa Birliği Enerji Komiseri Dan Jorgensen geçen salı yaptığı açıklamada, krizin sürmesi halinde “tedarik güvenliğiyle ilgili sorunlar” yaşanabileceğini söyledi. Jorgensen, “Henüz o aşamaya gelmedik ancak bu ihtimal mevcut” ifadelerini kullandı.
Avrupa Komisyonu geçen hafta, AB’nin yakıt üretimi, ithalatı, ihracatı ve stok seviyelerini takip edecek bir “yakıt gözlem merkezi” kurulacağını duyurdu. Sistemin önümüzdeki günlerde faaliyete geçmesi bekleniyor.
Şu ana kadar Avrupa Birliği’nin üye ülkelerdeki stratejik yakıt stoklarına ilişkin kapsamlı ve net bir değerlendirmeye sahip olmadığı ifade edildi.
AB mevzuatı, üye ülkelerin net petrol ithalatının 90 gününe ve iç tüketimin 61 gününe denk gelecek düzeyde petrol stoku tutmasını zorunlu kılıyor. Ancak düzenleme benzin, dizel ve uçak yakıtı gibi ürünler arasında ayrım yapmıyor.
Avrupa’daki rafineriler normal şartlarda uçak yakıtı ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini karşılayabiliyor. Kalan bölüm ise ağırlıklı olarak bölge ülkelerinden ithal ediliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ise geçen ay Associated Press’e verdiği kapsamlı röportajda, Avrupa’nın elinde “yaklaşık 6 haftalık uçak yakıtı kalmış olabileceğini” söyledi ve İran savaşı nedeniyle petrol akışındaki kesintinin sürmesi halinde yakın zamanda uçuş iptallerinin başlayabileceği uyarısında bulundu.
DALGALANMA SÜRECEK
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, perşembe günü Toronto’da düzenlenen bir konferansta yaptığı açıklamada, İran savaşının her gün milyonlarca varil petrol kaybına yol açmayı sürdürmesi nedeniyle küresel enerji piyasalarının “çalkantılı bir döneme” girdiği uyarısında bulundu.
Fatih Birol, piyasadaki sert dalgalanmanın sürmesinin muhtemel olduğunu belirterek, savaş sona erse bile petrol arzının normale dönüşünün zaman alacağını söyledi.
Kanada Büyüme Zirvesi’nde konuşan Birol, “Benim görüşüme göre dalgalanma baskın özellik olmaya devam edecek. Bu nedenle petrol arz güvenliği temel bir mesele olmayı sürdürecek” dedi.
Birol ayrıca dünyanın dördüncü büyük petrol üreticisi olan Kanada’ya da çağrıda bulunarak yeni ihracat pazarları araması gerektiğini söyledi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın, savaş nedeniyle yaşanan arz kesintilerinin sürmesi halinde stratejik rezervlerden ek petrol piyasaya sürmeye hazır olduğunu belirten Birol, şimdiye kadar mevcut petrol rezervlerinin yüzde 20’sinin piyasaya verildiğini açıkladı.
YAĞ, ET.. GIDA FİYATLARI DA FIRLADI
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yaptığı açıklamada küresel gıda fiyatlarının nisan ayında son üç yılın en yüksek seviyesine çıktığını duyurdu. Özellikle bitkisel yağ fiyatlarındaki yükselişte İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının etkili olduğu belirtildi.
FAO Başekonomisti Maximo Torero, bitkisel yağ fiyatlarındaki artışın temel nedeninin yükselen enerji maliyetleri olduğunu söyledi. Torero’ya göre enerji fiyatlarının yükselmesi, yağ bakımından zengin bitkilerden üretilen biyoyakıtlara olan talebi artırıyor.
Torero, savaşa bağlı küresel sarsıntılara rağmen tarım-gıda sistemlerinin direnç gösterdiğini belirterek, önceki sezonlardan kalan yeterli stoklar sayesinde tahıl fiyatlarındaki artışın sınırlı kaldığını ifade etti.
FAO Gıda Fiyat Endeksi, dünya genelinde işlem gören temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerini ölçüyor. Nisan ayında endeks ortalama 130,7 puana yükseldi. Bu rakam, mart ayına göre yüzde 1,6 artış anlamına gelirken, Şubat 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye oldu.
Endeks, Mart 2022’de Ukrayna savaşının başlamasının ardından 160,2 puanla zirveye ulaşmıştı.
FAO’nun bitkisel yağ fiyat endeksi, nisan ayında aylık bazda yüzde 5,9 artarak Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Artışta soya, ayçiçeği, kanola ve palm yağı fiyatlarındaki yükseliş etkili oldu. Özellikle palm yağının, biyoyakıt politikaları nedeniyle daha güçlü destek gördüğü belirtildi.
Buna karşılık tahıl fiyatları nisanda mart ayına göre yalnızca yüzde 0,8 arttı. Yıllık bazda ise yüzde 0,4 yükseldi.
Bu artışın; buğday ve mısır gibi ürünlerde hava koşullarına ilişkin endişeler, gübre maliyetlerindeki yükseliş ve biyoyakıt talebindeki artıştan kaynaklandığı ifade edildi.
FAO ayrıca, yüksek gübre maliyetleri nedeniyle çiftçilerin daha az gübre gerektiren ürünlere yönelmesi sonucu 2026’da buğday ekim alanlarının daralabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan et fiyatlarının nisanda aylık bazda yüzde 1,2 artarak rekor seviyeye ulaştığı belirtildi.
FAO, ayrı bir raporda ise 2025 yılı küresel tahıl üretim tahminini hafif yükselterek 3 milyar 40 milyon tona çıkardı. Bu rakamın geçen yıla göre yüzde 6 artış anlamına geldiği kaydedildi.





