Son yıllarda art arda yaşanan okul saldırıları ve çocukların suça sürüklenmesine ilişkin veriler, toplumun en kırılgan alanlarından biri olan çocukluk dönemine dair ciddi bir alarm veriyor. Saldırıların ardından okullarda güvenlik önlemlerinin arttırılması için harekete geçildi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında, Türkiye genelindeki tüm okullarda kamera sistemi zorunlu hale getiriliyor. Yeni düzenlemeyle yaklaşık 55 bin okulun tamamı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi’ne entegre edilerek sürekli izlenecek.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarının ardından alınan karar doğrultusunda, hali hazırda sınırlı sayıda okulun bağlı olduğu sistemin ülke geneline yayılması hedefleniyor. Mevcut durumda 21 bin okulda kamera sistemi bulunurken, bunların yaklaşık 1000’i KGYS’ye bağlı durumda.

OKULLARA GİRİŞLERE SIKI DENETİM GELİYOR

Yeni uygulamayla birlikte okullara randevusuz girişler yasaklanacak. Ziyaretçiler, okul yönetiminin onayıyla güvenlik kontrolünden geçirilerek içeri alınacak. Okul çevresinde ilgisiz kişilerin beklemesine izin verilmeyecek.

Okullarda imkanlar dahilinde turnikeli geçiş sistemine geçilecek, el dedektörleriyle tarama yapılacak. Emniyet birimleri de okul çevrelerinde şüpheli kişilere yönelik GBT kontrollerini artıracak.

RİSKLİ OKULLARA POLİS

Risk değerlendirme sistemine göre yüksek riskli okullarda kolluk görevlisi bulundurulması, giriş-çıkış saatlerinde polis ekiplerinin hazır olması ve kamera sistemlerinin aktif şekilde izlenmesi sağlanacak.

Uygulama kapsamında öğrenci ve personel verilerinin ilgili kurumlar arasında paylaşılabilmesi için yasal düzenleme yapılacak. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geniş veri havuzu sayesinde güvenlik analizlerinin daha etkin yapılacağını belirtti.

Tekin, tüm okulların merkezi sisteme bağlanacağını vurgulayarak, “Bütün okullarımız KGYS’ye entegre olacak, artık tamamı izlenebilir hale gelecek” dedi.

ERDOĞAN: OKULLARI HEDEF ALAN SALDIRILAR TÜM TÜRKİYE’Yİ ETKİLEDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı kapsamlı açıklamada, son saldırıların sadece Kahramanmaraş ve Siverek’i değil Türkiye’nin 81 ilini etkilediğini belirterek, “Yüreklerdeki yangının sönmeyeceğini biliyoruz” dedi. Erdoğan, saldırı haberini alır almaz 4 bakanın derhal bölgeye gönderildiğini, ilk andan itibaren ailelerin yanında olunduğunu ve yaralılara hızlı şekilde müdahale edildiğini ifade etti.

Erdoğan, olayın tüm boyutlarıyla soruşturulduğunu vurgulayarak, saldırganların dijital ayak izlerinin kısa sürede tespit edildiğini, detaylı incelemeler sonucunda çok önemli bulgulara ulaşıldığını ve saldırganlardan birinin babasının tutuklandığını açıkladı. Süreci bizzat yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, sosyal medya ve dijital platformlarda zararlı içerik yayan hesaplara karşı da gerekli adımların atıldığını söyledi.

“AMAÇ TOPLUMU TERÖRİZE ETMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür saldırıların dünyada da benzer örneklerinin bulunduğunu belirterek, amacın tıpkı terör örgütleri gibi toplumda korku ve huzursuzluk oluşturmak olduğunu söyledi. Olay henüz aydınlatılmadan hükümete yönelik eleştirileri sert sözlerle eleştiren Erdoğan, bazı medya organları ve siyasetçilerin “faillerin ekmeğine yağ sürdüğünü” belirtti.

Henüz hiçbir şey netleşmeden hükümete karşı kampanya başlatılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Erdoğan, “Daha cenazeler kalkmadan niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana sığar?” diyerek tepkisini dile getirdi. Vatandaşlara da çağrıda bulunan Erdoğan, gerilim tuzaklarına düşülmemesi ve sağduyunun korunması gerektiğini vurguladı.

OKUL GÜVENLİĞİ VE DİJİTAL TEHDİTLER ÖN PLANDA

Erdoğan, şiddet olaylarının tek boyutlu olmadığını, okul ikliminden aile yapısına, dijital medyadan sosyal çevreye kadar birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Okul güvenliğinin en öncelikli konu olduğunu belirten Erdoğan, “En küçük taviz söz konusu değildir” dedi.

Siber devriye faaliyetlerinin artırılacağını ve siber birimlerin kapasitesinin güçlendirileceğini açıklayan Erdoğan, okul-kolluk iş birliğinin genişletileceğini ve yeni güvenlik modellerinin devreye alınacağını duyurdu.

Dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisine de dikkat çekerek ebeveynlerin çocuklarının dijital ortamda kurduğu ilişkilerden çoğu zaman haberdar olmadığını belirterek, ekran sürelerinin aile içi iletişimi zayıflattığını söyledi.

AİLE VE EĞİTİM VURGUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ailenin bireyin ilk eğitim aldığı yer olduğunu vurgulayarak, kültürün, ahlakın ve toplumsal değerlerin ailede öğrenildiğini ifade etti. Aile içi iletişimin zayıflamasının çocukları daha kırılgan hale getirdiğini belirterek okul, aile ve rehberlik sisteminin sadece kriz anlarında değil her zaman aktif olması gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda Veli Randevu Sistemi’nin daha etkin hale getirileceğini açıklayan Erdoğan, dijital bağımlılıkla mücadele için ailelere yönelik destek ve danışma hatlarının devreye alınacağını duyurdu.

Ayrıca öğretmenlere kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri verileceğini de belirterek, öğrenciler için psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirileceğini ve erken uyarı sistemlerinin daha hassas hale getirileceğini söyledi.

MEDYA VE ŞİDDET İÇERİKLERİNE TEPKİ

Erdoğan, şiddetin yaygınlaşmasında medya içeriklerinin de etkili olduğunu belirterek, özellikle suç temalı yapımlarda faillerin güçlü ve cezadan muaf kişiler gibi gösterilmesinin gençler üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu ifade etti.

Haber bültenlerinde saldırı anlarının detaylı şekilde verilmesi ve görüntülerin tekrar tekrar yayınlanmasının taklit riskini artırdığını belirten Erdoğan, medya kuruluşlarına daha sorumlu yayıncılık çağrısında bulundu.

RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarla birlikte şiddet ve yozlaşma içeren yayınlara karşı daha kararlı adımlar atılacağını ifade etti.

SOSYAL MEDYA VE YENİ DÜZENLEMELER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital içeriklerin çok hızlı yayıldığını ve zararlı içeriklerin engellenmesinde gecikmeler yaşanabildiğini belirterek, hızlı filtreleme sistemlerinin devreye alınacağını söyledi.

Mecliste görüşülen 15 yaş altına sosyal medya kullanımını sınırlayan düzenlemenin önemli bir boşluğu dolduracağını ifade eden Erdoğan, sosyal medya platformlarında kimlik doğrulama zorunluluğunun da getirileceğini açıkladı.

SİLAH DÜZENLEMESİ VE YENİ EYLEM PLANI

Ateşli silahlarla ilgili yeni düzenlemelerin yolda olduğunu belirten Erdoğan, özellikle silahların çocukların eline geçmesi durumunda cezaların artırılacağını ve silah sahipliğinin sınırlandırılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin tüm çocuklarına sözümüz var; onların güvenli bir ülkede yaşamalarını sağlayacağız” Dedi.

VERİLER ALARM VERİYOR

Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de çocukların suça karışma oranı dikkat çekici boyutlara ulaştı. Son 10 yılda soruşturulan çocuk sayısı yüzde 17,47 arttı.

Buna göre 2025 yılında toplam 330 bin 496 çocuk hakkında, 683 bin 823 ayrı suçtan dolayı 332 bin 648 soruşturma yürütüldü.

Bu çocukların 141 bin 872’si yaralama gibi vücut dokunulmazlığına karşı suçlardan, 4 bin 54’ü cinayet gibi hayata karşı suçlardan, 12 bin 285’i ise silah ve bıçak taşıma gibi suçlardan soruşturuldu.

Yıl içinde yürütülen dosyaların 209 bin 22’si karara bağlanırken, 123 bin 626 dosya 2026’ya devredildi. Karara bağlanan dosyalar kapsamında 86 bin 424 çocuk hakkında 81 bin 339 dava açıldı.

Aynı yıl içinde 184 bin 529 çocuk, 411 bin 971 ayrı suçtan mahkemelerde yargılandı.

Adalet Bakanlığı uzmanlarının hazırladığı raporda, suça sürüklenen çocukların sosyo-demografik yapısına ilişkin çarpıcı veriler yer aldı:

Çocukların yüzde 89’u 15-17 yaş grubunda

Yüzde 51,1’i cezaevine girmeden önce okulu bırakmış

Düzenli okula devam edenlerin oranı sadece yüzde 28,7

Yüzde 83,4’ü sigara, yüzde 52,9’u uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor

Yüzde 72,5’i günde 1 saatten fazla sosyal medya kullanıyor

Yüzde 41’i günde 4 saat ve üzeri sosyal medyada vakit geçiriyor

Yüzde 32,3’ü en az bir kez şans oyunu oynamış

Yüzde 60,6’sının çevresinde, yüzde 43,5’inin ailesinde suçla ilişkili kişiler bulunuyor

Raporda ayrıca çocukların önemli bir kısmının kalabalık ailelerden geldiği, sosyal çevre ve dijital alışkanlıkların suça yönelimde etkili olduğu vurgulandı.

SADECE TÜRKİYE DEĞİL DÜNYA DERTLİ.. İNGİLTERE’DE AYDA 2 ÇOCUK ÖLDÜRÜLÜYOR

İngiltere’de yapılan ulusal bir araştırmaya göre İngiltere’de her ay en az iki çocuk bıçak yaralanmaları sonucu hayatını kaybediyor.

Türünün ilk örneği olan analiz, 17 yaş altı çocuklar arasında bıçaklı saldırı sonucu ölümlerde artış olduğunu ortaya koydu; bu sayı 2019/20’de 21 iken 2023/24’te 36’ya yükseldi. Hayatını kaybedenlerin çoğu yaklaşık 14 yaşındaki erkek çocuklardan oluşurken, büyük bölümü yoksulluğun daha yoğun olduğu bölgelerden geldi.

National Child Mortality Database verilerinin yanı sıra hastane, sosyal hizmetler ve polis kayıtlarını kullanan Bristol Tıp Fakültesi araştırmacıları, beş yıllık dönemde gerçekleşen toplam 145 ölümün %90’ının erkek olduğunu tespit etti.

Hayatını kaybedenlerin yaklaşık üçte biri (%32) siyah, bir diğer üçte biri (%31) ise beyazdı. Ayrıca 110 çocuk (%75), ülkenin en yoksul bölgelerinde yaşıyordu.

Nüfus bazında yapılan analizde, siyah veya siyah Britanyalı çocuk ve gençlerin, beyaz akranlarına kıyasla bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetme riskinin yaklaşık 13 kat daha yüksek olduğu belirlendi.

BAHÇELİ: MESELE ASAYİŞ DEĞİL, TOPLUMSAL ÇÖZÜLME

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara ilişkin yaptığı açıklamada, yaşananların yüzeysel değerlendirmelerle ele alınamayacağını belirterek, meselenin çok boyutlu bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekti.

Bahçeli, olayların yalnızca bir güvenlik meselesi olarak görülemeyeceğini vurgulayarak; aile yapısındaki zayıflama, okul ortamının yetersizliği, dijital dünyanın denetimsizliği ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“ÇOCUKLARIN RUH DÜNYASI TEHDİT ALTINDA”

Dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Bahçeli, artan ekran süreleri, sosyal medyadaki saldırgan dil ve akran zorbalığının çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Çocukların sanal dünyaya yöneldiğini belirten Bahçeli, bu durumun kimlik gelişimini zedelediğini ve sosyal hayatı aşındırdığını ifade etti.

Çocukların yalnızca disiplinle değil; ilgi, aidiyet ve güven duygusuyla yetiştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin de bu anlayışla yeniden şekillenmesi gerektiğini kaydetti.

ÇÖZÜM KAMERA VE GÜVENLİKLE SINIRLI DEĞİL”

Bahçeli, çözümün yalnızca okullarda güvenlik önlemlerini artırmakla sınırlı olamayacağını belirterek, “Mesele daha derin, daha geniş ve daha vahimdir” dedi. Aile, okul ve devlet arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti ve bu üç yapının zayıflaması halinde çocukların yalnızlaştığını ve risklere açık hale geldiğini söyledi.

“ÖĞRETMENİN İTİBARI KORUNMALI”

Öğretmenlerin rolüne özel vurgu yapan Bahçeli, öğretmenlerin yalnızca ders anlatan kişiler değil, çocukların şahsiyetini şekillendiren temel aktörler olduğunu belirtti. Öğretmenin itibarının zedelenmesinin eğitim sistemini zayıflatacağını ifade eden Bahçeli, güçlü bir gelecek için öğretmenin konumunun korunması gerektiğini söyledi.

“AİLE GÜÇLENDİRİLMELİ, ORTAK MÜCADELE ŞART”

Aile yapısının korunmasının hayati önemde olduğunu dile getiren Bahçeli, modern hayatın aileyi yalnızlaştırdığını ve bunun çocuklara doğrudan yansıdığını belirtti. Ailelerin desteklenmesi, rehberlik sistemlerinin yaygınlaştırılması ve çocuk ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, siyasetin bu konuda kutuplaştırıcı dil kullanmaması gerektiğini vurgulayarak, akademi, bürokrasi, medya ve ailelerin ortak sorumluluk alması çağrısında bulundu.

ÇOCUKLAR OYUN SOHBETLERİNDE HEDEF ALINIYOR

Uzman değerlendirmelerine göre çocukların dijital ortamda en fazla riskle karşılaştığı alanların başında çevrim içi oyunlardaki sohbet sistemleri geliyor. Bu platformlarda kimliği belirsiz kişilerin çocuklarla doğrudan iletişim kurabildiği, zamanla güven ilişkisi oluşturarak yönlendirme yapabildiği belirtiliyor.

Özellikle çok oyunculu popüler oyunlardaki açık sohbet sistemlerinin bu riski artırdığı ifade edilirken, Telegram benzeri kapalı mesajlaşma grupları ve şifreli kanallar üzerinden çocuklara yönelik içeriklerin yayılabildiği vurgulanıyor. Bu ortamlarda yalnızca şiddet içeriklerinin değil, aynı zamanda psikolojik baskı ve manipülasyon tekniklerinin de kullanıldığına dikkat çekiliyor.

Araştırmalar, özellikle 13 yaş altındaki çocukların dijital içerikleri eleştirel süzgeçten geçirme becerilerinin sınırlı olması nedeniyle en riskli grup olduğunu ortaya koyuyor. Bu yaş grubunun oyun ve sosyal medya kullanımında daha sıkı ebeveyn denetimine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.

Bu tür içeriklere maruz kalan çocuklarda içe kapanma, uyku bozuklukları, agresif davranışlar ve sosyal izolasyon gibi belirtiler görülebiliyor. Uzun vadede ise dijital şiddetin çocukların gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği uyarısı yapılıyor.

Ebeveynlere yönelik önerilerde ise yasaklayıcı yaklaşımdan ziyade rehberlik edici bir tutumun benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Çocukların kullandığı uygulamaların bilinmesi, oyunlara birlikte katılım sağlanması ve dijital güvenlik ayarlarının aktif şekilde kullanılması öneriliyor.

Eğitimciler de dijital risklerin yalnızca okul ortamında çözülemeyeceğine dikkat çekerek, aile-okul iş birliğinin önemine işaret ediyor. Dijital farkındalık eğitimlerinin erken yaşta verilmesi gerektiği belirtiliyor.

Muhabir: ENES ÖZCAN