ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), pazartesi günü erken saatlerde İran'a yönelik yeni saldırılar başlattığını duyurdu. İran medyası ise Bender Abbas, Sirik, Kişm Adası ve Cask Limanı'nda patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.
Öte yandan İran Devrim Muhafızları, ABD saldırılarına karşılık olarak Kuveyt, Ürdün, Bahreyn ve Umman'daki Amerikan hedeflerine yönelik bir dizi askeri operasyon düzenlediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı bizim toprağımızdır." ifadelerini kullanarak, ABD ordusunun bölgede "yasa dışı müdahalelerini" sürdürmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı ise Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı'nın yönetimine odaklandığını, ancak Washington'un bu görüşmeleri baltaladığını açıkladı.
Öte yandan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, pazar akşamı yaptığı açıklamada ülkesine yönelik olası askeri saldırılara karşı "kararlı şekilde karşılık verme stratejisinin" sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Garibabadi, X hesabından yaptığı paylaşımda, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi veya parlamentonun, İran dini lideri ya da üst düzey askeri ve sivil yetkililere yönelik herhangi bir suikast girişimi durumunda verilecek "kararlı ve pişmanlık verici" karşılığın niteliğini önceden belirleyen bir düzenlemeyi onaylaması çağrısında bulundu.
İranlı yetkili, "İran'a yönelik hiçbir saldırı karşılıksız kalmamalıdır." ifadelerini kullandı.
MUTABAKAT KRİZE GİRDİ
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ve müzakere heyeti üyesi İsmail Bekayi, yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ile imzalanan mutabakat muhtırasını ihlal ettiğini belirtti.Bekayi, haftalık basın toplantısında, ABD'nin kısa süre içinde 14 maddelik mutabakat muhtırasının çeşitli hükümlerini ihlal ettiğini belirterek, "Anlaşmayı açıkça ihlal eden taraf ABD'dir." dedi.ABD'nin yalnızca mutabakatı bozmakla kalmadığını, deniz ulaşımının güvenliğini de tehlikeye attığını ve bölgedeki gerilimi tırmandırdığını söyledi.
Bekayi, Tahran yönetiminin "Şehit lider Seyyid Ali Hamaney'in kanının intikamının alınması" yönündeki halk taleplerini gündeminde tuttuğunu belirterek, İran halkına karşı işlendiğini öne sürdüğü suçların belgelenmesi ve adaletin sağlanması için uluslararası alandaki tüm imkanları kullanacaklarını ifade etti.
İran halkının "medya atmosferinden etkilenmeyeceğini" söyleyen Bekayi, "Bedeli ne olursa olsun adalet arayışımız sürecek." dedi.İran'ın taahhütlerini yerine getirmemekle suçlanamayacağını söyleyen Bekayi, Tahran'ın karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirip getirmemesine göre aynı şekilde hareket edeceğini belirtti.
Müzakerelere ilişkin konuşan Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını "asılsız" olarak nitelendirdi. İki gün önce yapılan görüşmelerde ağırlıklı olarak Umman ile birlikte Hürmüz Boğazı'nın yönetiminin ele alındığını söyledi.
ABD'nin mutabakatın beşinci maddesini defalarca ihlal ettiğini belirten Bekayi, İran'ın egemenliğini korumak için gerekli tüm tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Bekayi ayrıca, İran'ın ABD ve İsrailin Hürmüz Boğazı'nı İran'ın çıkarlarına veya egemenliğine zarar verecek şekilde kullanmasına izin vermeyeceğini ifade etti.
Bekayi, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne ilişkin ortak açıklamasını da eleştirerek, Avrupa ülkelerinin gerçekleri görmek istemediğini söyledi.
Avrupa'nın bölgedeki gelişmelerde yapıcı rol oynayabileceğini ancak "Washington'a bağımlılık alışkanlığı" nedeniyle bunu yapmadığını belirten Bekayi, tek taraflı açıklamaların Avrupa'nın uluslararası konumuna katkı sağlamayacağını söyledi.
ABD ile ilişkilere de değinen Bekayi, İran'ın karşı tarafın stratejilerine ve çıkarlarına odaklanması gerektiğini belirterek, Washington'daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.
Bekayi, bölgedeki hiçbir ABD askeri üssünün İran'ın hedef listesinin dışında olmadığını belirterek, İran'a yönelik saldırılar için kullanılan herhangi bir ülke toprağının meşru savunma kapsamında değerlendirileceğini ifade etti.
Bekayi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın güvenlik ve istikrarı bozacak şekilde kullanılmasına izin vermeyeceğini yineledi.
ABD ile varılan mutabakatın geleceğine ilişkin soruları yanıtlayan BekaYi, "İslamabad Mutabakatı'nın bir kriz aşamasına girdiğine dair hiçbir şüphe yok" değerlendirmesini yaptı.
İran'ın katıldığı tüm müzakerelere büyük bir ciddiyet ve hassasiyetle yaklaştığını dile getiren Sözcü, ülkesinin imza attığı anlaşmalardaki taahhütlerini her zaman iyi niyetle yerine getirdiğini savundu.
Karşı tarafın ise anlaşmayı bozma konusunda sabırsız davrandığını ifade eden Bekayi, şöyle devam etti:
"O kadar sabırsızlardı ki beşinci maddede Hürmüz Boğazı ile ilgili öngörülen bir aylık sürenin dolmasına bile izin vermediler. İlk günlerden itibaren anlaşmadan caymanın yollarını aramaya başladılar. 14 maddelik mutabakat zaptının neredeyse tüm unsurları ABD tarafından çok kısa bir süre içinde fiilen ortadan kaldırıldı. Biz en başından beri taahhüde karşı taahhüt ilkesini benimsedik. Karşı taraf yükümlülüklerine bağlı kaldığı sürece biz de taahhütlerimizi yerine getireceğiz."
BAKAN FİDAN’IN AÇIKLAMASINA TEPKİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İran'a yönelik açıklamalarına ve Tahran'ın adımlarını soykırımcı israilin eylemleriyle kıyaslamasına değinen Bekayi, bu değerlendirmeyi sert bir şekilde eleştirdi.
Bekayi, "Sayın Fidan gibi deneyimli bir siyasetçinin böyle temelsiz bir kıyaslama yapması şaşkınlık verici. Kendisi de çok iyi biliyor ki israil rejimi yapısı gereği yayılmacı bir karakter taşıyor ve Türkiye dahil olmak üzere tüm bölgeye zarar vermeyi hedefliyor. Ankara'nın nasıl böyle tuhaf bir analize ulaştığını anlamakta güçlük çekiyoruz" dedi.
İran'ın bölgede hiçbir vekil gücü olmadığını vurgulayan Sözcü, "Bölgedeki tek gerçek vekil güç israildir. Türkiyeli dostlarımızdan sahadaki gerçeklerle örtüşen analizler yapmalarını ve israil rejiminin kendi çıkarları doğrultusunda suistimal edebileceği argümanları tekrarlamaktan kaçınmalarını bekliyoruz" diye konuştu.
İRAN UÇAĞI HAVALANDI, YEMEN BOMBALANDI
Yemen'deki Sana Uluslararası Havalimanı, pazartesi günü öğle saatlerinde iniş ve kalkış pistlerini hedef alan çok sayıda hava saldırısına maruz kaldı. Saldırılar Ensarullah heyetini taşıyan bir İran uçağının Sana'ya inmeye çalışmasının ardından gerçekleşti.
İran uçağının inişini engellemek amacıyla Sana Uluslararası Havalimanı pistleri hedef alındı.
Suudi Arabistan destekli Savunma Bakanlığı kısa açıklamasında, "Husi grubu Yemen ulusal havayollarının Sana Havalimanı'na inişine izin vermedi ve İran uçaklarının Yemen topraklarını ihlal etmesinde ısrar etti. Bu nedenle havalimanının pisti hedef alındı." ifadelerine yer verdi.
Öte yandan Ensarullah Hareketi’nin askeri sözcüsü Yahya Seri, "Suudi saldırıları" olarak nitelediği bombardımana karşılık verileceğini belirterek bunun gerilimi azaltma sürecini sona erdirdiğini belirtti.
Seri yaptığı açıklamada, "Suudi düşmanı Sana Uluslararası Havalimanı'nı çok sayıda hava saldırısıyla hedef alarak gerilimi azaltma dönemini sona erdirmiştir. Bu saldırının sonuçlarına katlanacaktır. Bu saldırının karşılıksız ve cezasız kalmayacağını teyit ediyoruz." dedi.
Bu gelişmeler üzerine Suudi Arabistan destekli Yemen Bakanlar Kurulu, geçici başkent Aden'de Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şayi ez-Zendani başkanlığında olağanüstü toplandı.
Konsey, gelişmeleri yakından takip etmek ve gerekli kararları almak amacıyla sürekli toplantı halinde kalınacağını açıkladı. Ayrıca askeri, siyasi, diplomatik, hukuki ve medya çalışmalarını koordine edecek bir kriz yönetim ekibi kurulmasına karar verildi.
Suudi Arabistan destekli Bakanlık, Yemen hava sahasını ihlal etmeye çalışan ya da yetkili makamların talimatlarına uymayan her uçak ve kuruluşa karşı gerekli işlemlerin yapılacağını duyurdu.
Yerel basının uçuş takip verilerine dayandırdığı haberlere göre, İran uçağı Sana yerine rotasını Hudeyde'ye çevirdi ve daha sonra takip sistemini kapattı. Ardından Hudeyde Havalimanı çevresinin de hava saldırılarıyla hedef alındığı bildirildi.
Pazartesi sabahı Sana Uluslararası Havalimanı'na sivil bir uçağın indiği bildirildi. Sana'daki görgü tanıkları, uçağın havalimanına iniş yaptığını doğruladı.
Daha önce Suudi Arabistan destekli Başkanlık Konseyi Üyesi Abdullah el-Alimi BM Güvenlik Konseyi'ni İran uçağı krizini görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırmış, 3 Temmuz'da İran'ın Mahan Air şirketine ait uçağın Ensarullah heyetini Sana'dan Tahran'a taşımasını Yemen egemenliğinin açık ihlali olarak nitelendirmişti.
Yaklaşık 10 yıl aradan sonra Sana Havalimanı'na inen ilk İran uçağı olduğu belirtilen bu uçuş, gerilime neden olmuştu.
Öte yandan El Mayadin'e konuşan bir kaynak, Riyad ve ona bağlı paralı güçlerin "hesaplanmamış herhangi bir adım atması halinde sürecin yeni bir aşamaya taşınacağı" uyarısında bulundu.
Kaynak, "Suudi Arabistan kendi araçlarının arkasına saklanamayacak. İşlenecek herhangi bir çılgınlığın bedelini ekonomisi, havalimanları ve limanları ateş altında kalarak ödeyecek." dedi.
Ayrıca, "Paralı askerler Suudi Arabistan'ın emirleri doğrultusunda hareket ediyor. Onların gerçekleştireceği her türlü askeri hareket, Suudi Arabistan'ın doğrudan gerçekleştirdiği bir hareket olarak değerlendirilecektir." ifadelerini kullandı.





