ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürmesi ve ardından Umman Denizi’nde İran ticari gemisine saldırması, Washington’un asıl amacının diplomasi değil, sahada yeni bir askeri tırmanış için zaman kazanmak olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Nitekim İran tarafı da bu adımları ateşkes ihlali olarak nitelendirirken, müzakere sürecinin baskı ve tehditlerle yürütülmeye çalışıldığını vurguluyor.
ABD Başkanı Donald Trump Pazar günü yaptığı açıklamada, bir ABD destroyerinin Umman Körfezi’nde İran İslam Cumhuriyeti bayraklı “Toska” adlı yük gemisine ateş açtığını ve gemiyi ele geçirdiğini söyledi. Trump, geminin ABD’nin uyguladığı deniz ablukasını kırmaya çalıştığını öne sürdü. Aynı gün israil Kanal 12’ye verdiği röportajda ise İran ile anlaşma ihtimali konusunda iyimser olduğunu ve anlaşma çerçevesinin büyük ölçüde hazır olduğunu belirtti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı da (CENTCOM), İran bayraklı bir yük gemisini abluka ihlali nedeniyle durdurduklarını açıkladı. ABD güçlerinin, gemiye uyarı yaptığı, ardından makine dairesine ateş açılarak geminin hareket kabiliyetinin durdurulduğu ve deniz piyadelerinin gemiye çıkarak kontrolü ele geçirdiği ifade edildi.
İRAN: MİSİLLEME GELECEK
Saldırının ardından açıklama yapan İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Komutanlığı “Hatemu’l-Enbiya Karargahı” sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin ateşkesi ihlal ettiğini ve “deniz haydutluğu” gerçekleştirdiğini söyledi. Zülfikari, ABD’nin Umman Denizi’nde bir İran ticari gemisine ateş açtığını, geminin seyir sistemini devre dışı bıraktığını ve ardından deniz piyadelerini gemiye indirerek saldırıda bulunduğunu belirtti.
Zülfikari İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran Silahlı Kuvvetleri’nin bu “silahlı saldırı ve deniz haydutluğuna” yakında güçlü bir şekilde karşılık vereceğini ve intikam alacağını vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ikinci bir açıklamada mürettebatların hayatını koruma kaygısının, anında karşılık verilmesinin önündeki tek engel olduğu vurguladı.
İran televizyonunda yayımlanan açıklamada sözcü, “ABD’li terörist komandoların Umman Denizi sularında İran ticaret gemisine yönelik açık saldırısının ardından, silahlı kuvvetlerimiz saldırı anında kesin bir karşılık vermeye hazırdı. Ancak mürettebat ailelerinin gemide bulunması ve hayatlarının tehlikede olması, karşılığın niteliğine geçici sınırlamalar getirdi. Ailelerin ve mürettebatın güvenliği teyit edildikten sonra, güçlü İran Silahlı Kuvvetleri ABD terörist ordusuna karşı gerekli önlemleri alacaktır” dedi.
İRAN: İHANETLERİNİ UNUTMADIK, MÜZAKERELER İÇİN PLANIMIZ YOK
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pazartesi yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile İslamabad’da yeni bir müzakere turu düzenlenmesi konusunda henüz herhangi bir karar almadığını söyledi. Bekayi, haftalık basın toplantısında, ABD yönetiminin yeni bir görüşme turu için heyet göndereceğine dair açıklamalarına ilişkin bir soruya yanıt verirken, “İran’ın şu ana kadar bir sonraki müzakere turuna dair herhangi bir planı yoktur ve bu konuda bir karar alınmamıştır” dedi.
ABD heyetinin İslamabad ziyaretinin “ABD’nin kendi meselesi” olduğunu belirten Bekayi, Tahran’ın ABD tarafında müzakereler konusunda herhangi bir ciddiyet görmediğini ifade etti. İki ülke arasında güven olmadığını vurgulayan Bekayi, “Olası herhangi bir anlaşmada, anlaşma hükümlerinin uygulanmasını garanti altına alacak baskı araçlarını elimizde tutmamız gerekir” diye konuştu.
ABD’nin son dönemde ateşkesi ihlal ettiğini belirten Bekayi, İran’a yönelik deniz ablukasının sürmesi ve Pazar günü Umman Denizi’nde bir İran ticari gemisine yönelik saldırıyı bu ihlaller arasında saydı. “ABD’nin davranışları, Washington’un diplomasi söylemiyle çelişiyor ve İranlıların niyetlerine dair şüphelerini artırıyor” diyen Bekayi, İran’ın kararlarını ulusal çıkarları doğrultusunda dikkatle alacağını belirtti.
İran’ın geçmiş deneyimlerinden ders çıkardığını söyleyen Bekayi, “Geçen yılın maliyetli tecrübelerini ve ABD’nin diplomasiye yönelik tekrar eden ihanetlerini unutmadık. Mevcut gelişmelere bu deneyim temelinde yaklaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bekayi ayrıca Pakistan’ın, İran ile ABD arasındaki diplomatik süreçte şu an için “tek resmi arabulucu” olduğunu belirtirken, başka ülkelerin de temaslar yürüttüğünü ancak arabuluculuğun güvenilirliğinin tarafların taahhütlerine bağlı olduğunu vurguladı.
İki haftalık ateşkes süresinin sona yaklaşmasına rağmen ilerleme sağlanamamasına ilişkin değerlendirmesinde Bekayi, İran’ın ulusal çıkarları söz konusu olduğunda “süreler ve ültimatomlar” ilkesini kabul etmediğini söyledi. “Bu savaşı biz başlatmadık. İran’ın egemenliğini savunmak için girdik ve gerekli olduğu sürece çıkarlarımızı savunmaya devam edeceğiz” dedi.
PAKİSTAN TRUMP’I UYARDI: ABLUKA GÖRÜŞMELERİN ÖNÜNDE ENGEL
Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Münir, ABD Başkanı Donald Trump’a Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın Tahran ile yürütülecek görüşmeler önünde engel oluşturduğunu iletti.
Kaynak, Trump’ın da Münir’e Hürmüz Boğazı’ndaki abluka konusundaki tavsiyesini dikkate alacağını söylediğini aktardı.
Wall Street Journal gazetesi pazar günü yayımladığı haberde, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in pazartesi akşamı Pakistan’a ulaşmasının ve salı günü İran ile görüşmeler yapmasının beklendiğini yazmıştı. Ancak Tahran’ın, Washington’un taleplerini “aşırı ve gerçek dışı” olarak nitelendirerek görüşmelere katılmama kararını sürdürdüğü ifade edildi.
ABD YENİ OYUN PEŞİNDE
İran ile ABD ve israil arasında yürürlükte olan ateşkesin sona ermesine kısa süre kala, tablo büyük bir belirsizlik içeriyor. Tahran ile Washington arasında anlaşma ihtimalinin zayıflamasıyla birlikte, yeni müzakere turunun akıbeti de netlik kazanmış değil.
İranlı kaynaklar yaptıkları açıklamada, Trump’ın yeni müzakere turu ilanının “tek taraflı” olduğunu ve bu konuda Tahran ile önceden bir mutabakat sağlanmadığını belirtti
İsmini vermek istemeyen kaynaklara göre Trump, bu adımla İran’a baskı kurmayı ve onu zor durumda bırakmayı hedefledi. Tahran’ın ise deniz ablukası devam ederken ve ABD’nin müzakere yaklaşımında değişiklik görmezken yeni bir turda yer alma konusunda henüz karar vermediği aktarıldı.
Kaynaklar, ABD’nin müzakere sürecindeki tutumunu, “aşırı talepler, tehdit dili ve İran ticari gemisine el konulmasıyla güçlendirilen baskı politikası” olarak değerlendirdi. Bu durumun Tahran’da, “diplomasi kisvesi altında savaşa dönüşü amaçlayan yeni bir Amerikan oyunu” algısını güçlendirdiği ifade edildi.
Bu yaklaşım, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Pakistan Başbakanı şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmesinde de kendini gösterdi. Pezeşkiyan, ABD ve israilin olası yeni adımlarının bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, Washington’un tutumunun müzakerelere dair şüpheleri artırdığını ve “diplomasiye ihanetin tekrarlandığını” söyledi.
Bir başka İranlı yetkili de, ABD’nin “aşırı taleplerinin” müzakere sürecini belirsizliğe sürüklediğini ve ilerleme önünde ciddi bir engel oluşturduğunu ifade etti.
Eski İranlı diplomat Kourosh Ahmadi, İslamabad’ın çabalarının sonuç verebileceğini ve İran’ın müzakerelere katılabileceğini öngörüyor.
Ahmedi’ye göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in görüşmelere katılması ihtimali, İran açısından ek bir teşvik olabilir.
Ahmedi, tarafların ön koşullarda ısrar etmesinin çözümü zorlaştıracağını belirterek, ateşkesin sona ermesine günler kala savaşın yeniden başlamasının her iki tarafın da istemediği bir senaryo olduğunu söyledi.
Ahmedi’ye göre mevcut krizin merkezinde nükleer dosya, özellikle de uranyum zenginleştirme ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 460 kilogramlık stok yer alıyor. ABD’nin “sıfır zenginleştirme” talebi ile İran’ın bu talebi reddetmesi, müzakerelerin en kritik başlığını oluşturuyor.
İranlı uzman Mehdi Maleki ise, ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının tamamen kaldırılmasının İran için temel bir ön şart olduğunu söyledi. Maleki’ye göre Trump’ın çelişkili açıklamaları ve ABD’nin “aşırı talepleri”, müzakerelerin ertelenmesine yol açabilir.
Maleki, mevcut koşulların ateşkesin uzatılması ve gerilimin bir süre daha düşük seviyede tutulması ihtimalini güçlendirdiğini, ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle savaşın yeniden başlamasının da ihtimal dahilinde olduğunu vurguladı. Ayrıca İran’ın, olası müzakerelerin ABD tarafından yeni bir askeri operasyon için zemin olarak kullanılabileceği endişesini taşıdığını ifade etti.
GÖRÜŞMELER FÜZELERİ KAPSAMIYOR
Soykırımcı israil Ordu Radyosu’nun aktardığına göre, bir israilli yetkili, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında devam eden müzakerelerin balistik füze konusunu içermediğini ve bu meselenin masada olmadığını söyledi. israil, bu konunun ele alınmamasından endişe duyuyor ve bir anlaşmaya varılsa bile İran’ın füze üretimine kısıtlama getirilmeyeceğini düşünüyor.
Bu çerçevede israil ordusunun Askeri İstihbarat Birimi son günlerde üst düzey askeri ve siyasi yetkililere, İran’ın füze üretimini yeniden inşa etme hızına ilişkin bir istihbarat değerlendirmesi sundu. Sunumda, ABD-israil saldırısından önce ve sonra üretim seviyelerini gösteren grafikler yer aldı.
israil istihbaratına göre, hem “makul” hem de “kötümser” senaryolarda İran, birkaç yıl içinde binlerce füze biriktirme kapasitesine sahip olacak. Bu durum, israil açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca israile göre, balistik füze programına yönelik açık ve kesin kısıtlamalar içermeyen bir anlaşma, İran’ın kısa sürede üretimi artırarak cephaneliğini yeniden oluşturmasına yol açabilir.
ABD’nin zenginleştirilmiş uranyumu İran dışına çıkarma veya uranyum zenginleştirmeyi durdurma gibi şartları kabul ettirmesi halinde bile, füze meselesi çözülmediği sürece birkaç yıl içinde yeni bir savaş ihtimali israil açısından güçlü bir senaryo olarak görülüyor.





