Hem de yüzlerce kez tebrikler, teşekkürler! Evvela sosyalizmin tarihin çöplüğüne gömüldüğünü gözlerimizle gördüğümüz hâlde Hayvan Çiftliği romanı kahramanlarının her dönemde var olageldiğini gösterdiniz. Meydanlarda “Domuz bağı” diye bağırırken ne domuzluklar peşinde olduğunuzu kimsenin fark edemediğini sandınız. “Cambaza bak cambaza!” dedikten sonra cambaza bakanların hâlden hâle girmelerini görünce sadece cambazlık değil koca bir kitleye şekerpancarını turp diye yutturacak hokkabazlık bile yaptınız.

Tebrikler, zira koca bir kitleyi amaçsız sürü hâlinde sandıklara taşıdınız. Neredeyse bütün Cehalet Halt Partisi tabanı oy kullanmak için sandıklara üşüştü. Evvela bu bir başarıdır ve bu başarıda imzası bulunan ikili, şüphesiz Snowball ve Napolyon’dur. Sonra bu kitlenin neredeyse yüzde doksan dokuzu Napolyon’u cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istediğini belirterek iradesini(!) gösterdi. Gerçi sandıkta tek aday olunca başka irade gösterme gücü de yoktu ancak yine de olsun. Sonuçta iradesi elinden alınmış bir kitleyi tıpış tıpış sandıklara getirmek, hem de niçin oy kullanması gerektiğini bilmediği halde o kitleyi önce yığına, sonra da sürüye dönüştürmek takdire şayan bir başarıdır ki siz bunu başardınız.

***

Pazar günü ergenliğini atlatamamış bu kuşaksız güruhtan bir gencin vapurda “anne oyunuzu kullandınız mı, dedem de ihmal etmesin, bir an önce kullansın” dediğine tanık oldum. Kara mizaha denk gelince takılmadan edemedim yaradılışım gereği. “Hayrola ne seçimi” diye bir tecahül-i arif sanatı yaptım ki karşımdaki genç, tecahül-i hakikat ya da garibe-i hilkat olup çıktı. “Napolyon’un adaylığını desteklemek için ön seçim yapıyoruz” deyince “seçimi kaç aday arasında yapıyorsunuz” dediğimde gencin beyni önce bir kısa devre yaptı, biraz sendeledi ve “sen de nereden çıktın” der gibi yüzüme baktı. Sonra biraz toparlanır gibi oldu ve “tek aday” deyip kendince uzaklaşmaya çalıştı. Ancak izahı olmayan durumun mizahını yakalamışım bir kere, bırakır mıyım? Domuz bağı diye meydanlarda böğüren domuzun ipliğini pazara çıkarmak ya da girdapta debelenen bir gence el uzatmak, beyninde bir işaret fişeği çakmak için de olsa onu bırakmaya niyetim yoktu. “Peki, katılım sayısı düşük olursa Napolyon yine aday olamayacak mı” soruma biraz önce turp gibi kızaran gencin yüzü bir anda toprağı temizlenmiş şeker pancarı gibi sararmaya başladı. Ben de pırıl pırıl olması gereken bir gencin nasıl mankurtlaşabileceğinin canlı bir tezahürünü görmüş oldum. “Bilmiyorum” cevabı her şeyi özetlediği gibi Snowball ve Napolyon ikilisinin nelere kadir(!) olduğunun da göstergesi oldu bir bakıma.

***

Gelelim bu ikiliye esbab-ı teşekküre…

Yıllardır tek parti ve tek aday saçmalığını yeni jenerasyona anlatmak için göbeğim çatladı. Bunu onlara anlatmanın, hele uygulamalı anlatmanın, imkânı yoktu. “Böyle saçma şey mi olur, biz İsviçre’den önce sandık kurmuş bir ülkeyiz” diyen gençler, hafta sonu meleyerek sandıklara gittiler ve bu başarıda Snowball ve Napolyon’un imzası var. Anlatmaya çalıştığımı yeni nesle tatbik ettiler. Dolayısıyla onları tebrik etmek yetmez, bir teşekkür de borçluyum onlara.

***

Ha bu arada geçmiş olsun Napolyon… Senin de bahtın açıldı Snowball!

En azından şimdilik…

Daha büyük turplar çıkmazsa…