ABD’nin ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ iddiası ve savunmasındaki sahtekârlık ve ikiyüzlülüğünün en büyük kanıtı, müzakere masasında iken israilin telkin ve teşvikiyle masayı devirip İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı haksız ve hukuksuz bir savaş başlatmasıydı. Haydut ve katil ABD, vahşi yüzünü 28 Şubat günü Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab şehrindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulunu Tomahawk füzeleriyle hedef alarak 185 öğrenciyi, minik ve masum bedeni parçalayarak gösterdi. Öğretmenleriyle birlikte toprağa devrilirken nazenin bedenler, sözüm ona uygar ve medeni geçinen Avrupa’nın köpek uygarlığı bu vahşete tepki göstermeyi bırakın kınama cüretinde bile bulunmadılar.

ABD ve israil rejimleri güdümündeki sosyal medya hesapları, vicdanı tefessüh etmemiş dünyanın tepkisini çeken saldırının aslında İran tarafından düzenlendiğini iddia etti. Yani onlara göre İran kendi çocuklarını öldürüyordu. Aman Allah’ım! Bu nasıl bir vicdan ve aymazlık böyle… Katil Donald Trump ve savaş bakanı, biri diğerinden daha yüzsüz ve yalancı olmalı ki İran’daki İlkokul saldırısına dair soruyu; "Bence, saldırı İran tarafından yapıldı. Biliyorsunuz, mühimmatları son derece isabetsiz. Hedefe ulaşma oranları çok düşük. Saldırı İran tarafından yapıldı" ifadeleriyle geçiştirmeleri de ahlaksızlığın cabası.

ABD-israilin bombaladığı okulun enkazında nazenin bedenleri parçalanan minik yavrularımızdan geriye kalan kitapları, defterleri, dahası, narin elleriyle çizip boyadıkları ‘bahar ve nevruz’ temalı etkinliklerinin etrafa savrulduğunu görünce insanlığımdan utandım, kahroldum. Evet, soruyorum ilkokul binaları bombalanan ve vahşice katledilen bu masum çocuklar hangi suçtan dolayı öldürüldüler? Bu çocuklar hangi bir terör eylemine katılmışlardı da Tomahawk füzeleriyle iki defa vurulmayı hak edecek kadar bir şiddette cezalandırılmışlardı.

Malumunuzdur, bu okul saldırıları birtakım cılız kınamalar dışında ne yazık ki yoğun dünya gündemi olmadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2601 sayılı kararı uyarınca taraflara okulları, eğitim personelini ve öğrencileri koruma yükümlülükleri hatırlatıldı. Hiç merak ettiniz mi? Öldürülen çocuklar sarı saçlı ve mavi gözlü olsaydı dünyanın tepkisinin dozajı daha yüksek olmayacak mıydı? Her fırsatta insan haklarından, hukuktan, bilmem guguktan dem vuran bu edeniler ve yamyamlar topluluğu söz konusu esmer tenli, zeytin gözlü İranlı çocuklar olunca üç maymunları oynamaya başladılar. Görmedim, duymadım ve bilmiyorum.

Konvansiyonel patlayıcı başlık taşıyan Tomahawk füzeleri, ABD ve müttefikleri tarafından kullanılan, gemi ve denizaltılardan fırlatılabilen, uzun menzilli (1600+ km), yüksek hassasiyetli seyir füzeleriyle ilkokul binası olduğu aşikâr olan bir mekanda bir ilkokul binasının bombalanarak çocuklarımızın öldürülmesi, uluslararası savaş hukuku uyarınca okullara sağlanan korumanın ciddi bir ihlalini oluşturuyor, desek de ABD ve gasıp Siyonist çetenin umurunda mıdır?

Haçlı kiniyle işlenen, hem insanı insanlığından utandıran bu cürüm ve canilikler tablosu karşısında uygar ve özgür dünyanın, bilmem Avrupa’nın, BM’nin, dünyadaki insan hakları kurum/kuruluşlarının umurunda mı? Bunlardan hangi birinin sesi ya da gıkı bu vahşet tablosu karşısında çıktı?

Dostlar, bu yavrularımız, canlarımız, nazenin güllerimiz, ne acıdır ki Ramazan Bayramının coşkusunu yaşayamadan, sevdikleriyle bir araya gelemeyerek bizleri hüzne boğarak aramızdan ayrıldılar. Nevruz, yeni yılın başlangıcı, dirilişin ve umudun simgesidir. Onlar, Nevruz'un getirdiği yenilenmeyi görmeden, baharın neşesini ve coşkusunu da yaşayamadan gittiler. Hayalleri yarım kaldı, gülüşleri dudaklarında donup kaldı.

Gazze'de katledilen çocuklarla aynı vahşeti yaşadılar. Katil ve haydut ABD’nin Tomahawk füzeleri, 28 Şubat sabahı Minab'da 185 hayatı paramparça etti. Şimdi o çocuklar, Gazze'deki kardeşleriyle birlikte cennette bayramlaşıyor; ama geride kalan anneler, babalar ve İslam ümmeti, bayramları göremeden gidenlerin ardından ağlıyor, katillerine lanet yağdırıyor.