Allah`ın adıyla
Ağzı olan konuşuyor; kalemi, klavyesi olan yazıyor. Siyasiler nutuk çekiyor. Her biri bir hekim edasıyla hasta olan sisteme koşturuyor. Kimi konuştursanız, artık susturamıyorsunuz. Hemen hemen hiç kimse içerisinde bulunduğu –maddeye endeksli- durumdan, kurumdan memnun değil. Çünkü sistemin neresinden tutarsınız elinizde kalıyor. Bunlar konuşup yaza dururken; cevapsız, çözümsüz bırakılmış soruların, sorunların bini bir para.
İşte o çözümsüz bırakılmış sorunlardan bir tanesi şudur:
Lafı fazla uzatmayayım. Tam da Sayın Erdoğan 'dindar bir gençlik, dindar bir nesil yetiştirme' isteğinden bahsetmişken Diyarbakır`ın İmam Hatip Liselerine olan ihtiyacından bahsetmek istiyorum. Zira bu bahis Sayın Başbakanın 'dindar bir gençlik ve dindar bir nesil yetiştirme'yi isteme samimiyetini ispatlayabilecek fırsatlardan biridir.
Şimdi gelelim Diyarbakır`a. Diyarbakır nüfusu 1 Milyonu aşan bir ilimizdir. Diyarbakır ki Peygamber`e olan sevdası dillerde, ezgilerde destan, meydanlarda da ayan beyandır. Diyarbakır ki İstasyon Meydanında Peygamber Sevdasıyla bir araya gelen yüz binlerden dolayı, Müslüman Kürtlerin ve Müslüman Türklerin medar-ı iftiharıdır. Tüm olumsuzluklara, karanlık ve kirli planlara, din düşmanlarına ve havaperestlere rağmen Diyarbakır`ın bu manevi atmosferi yakalaması tabiî ki bir çalışmanın, gayretin, fedakarlığın, koşuşturmanın ve samimiyetin ürünüdür. Nasıl ki ancak birileri elini taşın altına bırakmakla Diyarbakır Diyar-ı Muhammed olmuşsa; Diyarbakır`ın bu manevi atmosferinin korunması için de birilerinin elini taşın altına bırakması gereklidir. Doğrusu siyasiler açısından baktığımızda altına elin bırakılacağı taş da yok da, neyse.
Açık ifadeyle; Diyarbakır`ın manevi atmosferinin muhafazası için, dindar bir gençlik ve dindar bir nesil için nüfusuna göre mevcut iki imam hatip lisesi az değil, çok azdır. Mevcut İmam Hatip Liselerindeki her bir derslik mevcudunun 70`in üzerinde olması, her bir sıraya dört yetişkin öğrenciyi oturtma mecburiyetinin olması sanırım bu yetersizliği yeterince açıklamaya yetiyordur. Hele Diyarbakır`da bir tane bile kız imam hatip lisesinin olmaması herkes için büyük bir ayıp ve kabahat olduğundan her yerde olduğu gibi Diyarbakır`da da Kız İmam Hatip Lisesi acil bir ihtiyaçtır. İmam Hatip Liseleri´nin Türkiye´ye en önemli katkılarından birisinin kız çocuklarının eğitimi alanında olduğu bilinmesine ve kamuoyu araştırmaları da imam hatip liseleri olmasaydı, şu anda mezun olan yaklaşık 500 bin kız çocuğunun okuyamamış olacağını göstermesine rağmen bu ihtiyacın görmezden gelinmesi neyle açıklanabilir.
Öyleyse edebiyat yaparak, nutuk çekerek, masa başından, ekranlardan ahkam keserek; kızların okullulaşmasından, eğitimden, kadın haklarından dem vuracağınıza samimiyseniz buyurun fiiliyatını gösterin. Yetişecek dindar, dürüst; kendisine, insanına faydalı, sorumluluklarının bilinciyle hareket edecek bireyler için sözden, teoriden öte elinizi taşın altına bırakıp da pratiğe geçin.
Beş yüz kırk bir sahabe-i kiramın medfun olduğu, İslam`ın beşinci haremi olan Ulu Camii`nin bulunduğu Diyarbakır`ın İmam Hatip Lisesi ve Kız İmam Hatip Lisesi ihtiyacının karşılanması için sorumluluk sahiplerini üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.
Aslında Diyarbakır`ın bu ihtiyacının karşılanması çok da zor değil. Nasılıysa şöyle: İmam Hatip Lisesine bağışlanmasına rağmen gasp edilmiş, el konulmuş binalar İmam Hatip Lisesi olarak kullanılmak üzere geri verilirse sorunun büyük bir kısmı hal olur.
Malumunuz olduğu üzere İmam Hatip Liseleri binalarının yüzde 90 'dan fazlası hayırseverler tarafından inşa edilmiş. İşte onlardan biri şu anki Çelebi Eser İlköğretim Okulu`dur. Diğeri de SHÇEK Erkek Yetiştirme Yurdu`dur. Bu binalar İmam Hatip Liselerine bağışlanmasına rağmen ve Diyarbakır`daki İmam Hatip Liselerine ve Kız İmam Hatip Liselerine duyulan büyük ihtiyaca rağmen başka amaçlarla kullanılması, hangi mantıkla açıklanabilir. Bunun için ya bir an önce bağışlanma amacı dışında kullanılan bu binalar İmam Hatip Liselerine dönüştürülmeli ya da İmam Hatip Liseleri için yeni bina yapımına başlanmalıdır. Hasılı şöyle veya böyle Diyarbakır`ın bu ihtiyacı görülmeli, en kısa zamanda köklü bir çözüme kavuşturulmalıdır.
Unutmayalım ki bu coğrafyanın manevi dokusunu muhafaza edecek türden çalışmalara imza atmak boynumuzun borcudur.