Mehmet Şenlik

CİHAT VE ŞEHADET

27.02.2012 11:25:00 / Mehmet Şenlik
Şubat ayı şehitler ayıdır deyip aziz şehitlerimizi anarken biraz da şahadetten, cihaddan bahsetmek istiyorum. Zira geçmişte kazanılan güzel değerler bizim vesile-i iftiharımız ise de sevabı sahiplerine aittir. Eğer biz sadece onu anmakla yetiniyorsak bu bir acizlik veya kendi kendini avutmak gibi bir şey olur. Ama onu anarken bizi şahadet ve cihad aşkına itiyorsa bu bizim için aynı zamanda bir dinamizmdir ve yepyeni bir ufuktur. Bakınız bu hususta Allah (c.c) ne buyuruyor:  
“O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.” (Nisa:74)
 
Bu ayeti kerime müminleri cihada çağırıyor. Geçici dünya hayatını, ebedi hayata, ahiret hayatına tercih ederek ya şahadet ya zafer diye iki güzel şeyden birini kazanmaya çağırıyor. Tek kelimeyle dünya zevklerini terk ederek onları ahirete doğru, hayra doğru çağırıyor. Bu noktada Allah`u Teala`nın iki eşsiz mükâfatı bekliyor onları... İki akıbet gözlüyor onları ya şahadetle rablerine kavuşmak; ya da zaferle gazilik mertebesine yükselmek!
 
İslam`da sadece ve sadece: “Allah yolunda savaşın…” emri için savaşılır. Demek ki İslam, ancak Allah için Allah yolunda savaş tanır. Bir yerleri işgal ederek toprak zapt etmek, Ganimet toplamak, baskı yaparak yağma yapmak nedir bilmez İslam. Şahsi veya milli şöhret kazanmak için ise asla savaş yapmaz. Yeryüzünü istila etmek, orada yaşayanlara baskı yapmak, sanayisine ham madde temin etmek için açık ürettiği memullarına pazarları bulmak, sömürge kurmak için asla savaşmaz.
Müslümanlar, sadece bir şahsın, bir ailenin, bir tabakanın, bir devletin, bir milletin veya bir cinsin yararı için savaş etmez. Zalimler arasında yaşanan şahsi hesapların, çıkar amaçları ve ırki anlaşmazlıkların neticesi olarak doğan savaşların bir tarafı olmadığı gibi bunları temsil eden sembolleri de savunmaz ve onlar adına savaşmazlar. Ancak ve ancak Allah yolunda cihad etmek için, Allah`ın kelimesinin en yüce olması için sefere çıkar ve cihad ederler.
 
Evet, yeryüzünde Allah`ın kelamının en yüce olması için, Allah`ın Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselama gönderdiği şerefli İslam şeriatının bir hayat nizamı olarak insanlık hayatının tüm alanlarına hâkim kılması için, insanlar arasında mutlak adaleti tesis etmek için… Âlemşümul İslam hukukunun gölgesinde her ferde inancını yaşama hürriyetini vererek umumi barışı gerçekleştirmek için ve “yeryüzünde fitne kalmayıncaya, din yalnız Allah`ın oluncaya kadar” cihad ilkesini oturtmak için savaşır ve cihad eder.
 
Elbette Müslümanlar, Allah yolunda cihada çıkınca bu yolda ölebilir ve öldürülebilir. Öldürülünce Allah`ın konukları olarak Allah katındaki en güzel mükâfata ererek şehitlik makamına, yükselirler… Şayet kalbinde bundan başka bir gaye taşırsa buna şehid denilemez. Uğrunda savaşa çıktığı gayenin sahibinden beklesin mükâfatını… Bu gibi kimselere şehid diyenler Allah`a büyük bir iftirada bulunuyorlar. Bu tutumlarıyla Allah`a iftira ederek gerek kendilerini ve gerekse diğer kimseleri Allah`ın kanunları dışında beşeri zaaflarla tezkiye çabası içerisindedirler.
 
Müslümanlar bu şartlara bağlı olarak ahiret hayatının mutluluğunu, geçici dünya hayatına tercih ederek Allah yolunda savaşsınlar. O zaman ister öldürülsün, ister galip gelsinler, Allah`ın lütuf ve keremine nail olurlar. “Allah yolunda savaşan kimse öldürülse de galip de gelse biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.”
 
Ayeti kerime bu teması ile Allah yolunda savaşan mücahitleri yüceltmek istiyor. Zafer veya şahadet halinde de Allah`ın lütuf ve ihsanından temennide bulunmalarını ihsas ediyor. Bu yolda korkulan ölümü de arzulanan ganimeti de küçümsememelerini bildiriyor. Allah tarafından ihsan edilen fazilet ve nimetler yanında dünyevi hayat veya savaş ganimeti hiçbir değer ifade etmez.
 
Aynı zamanda ayeti kerime bunların, dünyayı ahirete değiştirip de ahiret yerine dünyayı tercih etmeleri halinde elde edecekleri hüsranı da belirterek ondan nefret ettiriyor. Ayette geçen; “iştera” lafzı zıt manalara gelen bir kelimedir. Ama umumiyetle satmak manasına kullanılır… Bu yolu tutanlar yeryüzündeki muharebelerde ister ganimet elde etsinler, ister etmesinler hüsrana mahkûmdurlar. Ahiretin karşılığında dünya neye değer! Allah`ın fazlu inayeti yanında mal ve ganimet kaç para eder? Allah`ın fazlu ihsanlarının muhtevasında mal da vardır, başka şeyler de… Rabbim samimi olan kullarını kendi katındaki en güzel mükâfatlara erdirmesi dileğiyle.
İlgili Haberler Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Tüm Yazarlar