Yaşadığımız çağın insanımıza vurduğu darbelerin başında onu tek başına bırakması gelmektedir.
Anne babalar sadece kendi rahatlarını ve etkilendikleri hayat tarzlarını ölçü alarak bir iki taneden fazla çocuk yapmamanın ne anlama geldiğini hiç düşünürler mi acaba?
Ablasız, abisiz, kardeşsiz olmak ne demektir hiç düşündünüz mü? Halbuki hayat bunlarla birlikte hayattır. Çocukluktan itibaren bunlardan mahrum bir hayat yaşamak acınacak, ağlanacak bir durum değil mi?
Bütün bunlar fazla çocuk istemeyen, onun yerine behimî bir hayat tarzını tercih eden ebeveynin inatlarından başka bir şey değil de nedir?
Yalnız insan eksik insandır, ablasız çocuk, ağabeysiz çocuk öksüz ve yetimdir, merhametten ve muhabbetten mahrum olmak ne büyük bir kayıptır!
İşin daha da kötüsü, mesele sadece çocuğunu kardeşsiz bırakmak değil, aynı zamanda torununu dayısız, amcasız, halasız bırakmak demektir.
Bir başka felaket, dayıları, amcaları ve halaları olduğu halde sırf anne babasının inatları yüzünden ilişkileri kesik olanlara ne demeli? Sılayı rahimi kesmenin, akrabalık bağlarını koparmanın ne büyük bir cinayet olduğunu bu durumda biraz daha iyi anlıyoruz.
Gelelim baba annesiz, anne annesiz ve dedesiz büyüyen çocukların neleri kaybettiklerine.
Zavallı çağ tam bir bunalım çağına dönüşmüş, duygusuz, sevgisiz ve merhametsiz nesillerin yaşadığı bir çağ olmuşsa sebebini buralarda aramalı ve buralardan tutunarak ayağa kalkmalı değil miyiz?
Acaba çocuklar bugünden tezi yok anne babalarının yakalarına yapışsalar;
“Benim niçin ablam yok, ağabeyim yok, benim niçin küçük kardeşim yok, benim çocuklarım olduğunda kime dayı diyecekler, kime hala diyecekler, kime amca diyecekler?” deseler bir çare olur mu dersiniz?
Selam ve dua ile!