Emperyalistlerin memleketlerimize yönelik saldırıları devam ederken, bizim kendi içimizdeki öfkenin sebep olduğu olaylar ve saldırılar da maalesef azımsanmayacak düzeyde.

Önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir kişinin, eskiden öğrencisi olduğu okula düzenlediği saldırıda; 10’u öğrenci, 4’ü öğretmen, 1’i polis, 1’i kantin görevlisi olmak üzere 16 vatandaşımız yaralandı.

Dün de Kahramanmaraş Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’na silahlı saldırı düzenlendi. 8. Sınıf öğrencisi bir haydut okula 5 silah ve 7 şarjörle gelerek katliam gerçekleştirdi. Olayda 1’i öğretmen 8'i öğrenci 9 kişi vefat ederken 3’ü ağır 13 kişi de yaralandı. Katil de ya intihar etti veya kendini yanlışlıkla vurdu bilgisi var. Saldırıda vefat eden vatandaşlarımıza rahmet ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bundan birkaç gün önce, yine İstanbul Bayrampaşa’da daha 16 yaşındaki bir gencin, kendi yaşıtları olan 10 kişinin saldırısı sonucu ağır yaralanması olayı vardı.

Son 5-6 yıl içerisinde gerçekleşen saldırılar gerçekten ürkütüyor. Resmî kurumların veya sivil toplum kuruluşlarının parçalı olarak verdikleri verilere göre, saldırılardaki artış göze çarpıyor.

2021 yılındaki saldırı sayısı 2 bin 100 civarıyken, bu sayı 2022’de 2 bin 300, 2023’te 3 bin, 2024’te 3 bin 800 ve 2025’te 3 bin 422 olarak değerlendiriliyor. 2025’teki olay sayısı, 2024’e göre biraz daha düşüş gösterse de yine de saldırılar çok yüksek düzeyde.

Bu denli “saldırgan” olmamızın mutlaka birçok sebebi vardır; ancak bütün sebepleri kapsayan tek sebep, kendi değerlerimizden uzak kalmamızdır, nokta!

Değerlerimizden uzaklaştıkça birilerinin bize “operasyon” çekmesi de kolay oluyor. Örneğin son saldırılar, çekilmek istenen derin operasyonların işaretleri olabilir.

Tesanüdü, merhameti, şefkati, empatiyi, selamı, kelamı yaydığımız bir yerde anlaşmazlık, kavga değil; anlaşma vardır, sulh vardır, selamet vardır.

Genel sebepler olarak bu şiddet atmosferinin nedeni; bireysel silahlanmanın çokluğu yanında artan ahlaksızlık sonucu çiftler arasındaki sadakatsizlik, güvensizlik ve geçimsizlik ile trafik tartışmaları, alacak-verecek meselesi ve anlık öfkeler diye sıralanabilir. Bir de siyasi çalkantılara kapı aramak isteyenlerin emelleri hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Şiddeti özendiren filmler, diziler ve bilgisayar oyunlarının özellikle genç nesle olan etkisi çok fazladır. Sanalı gerçekte yaşamaya çalışmak, sanıldığı gibi kahramanlaştırmıyor; çöktürüyor, yıkıyor, yıktırıyor.

Her gün için ortalama 9-10 saldırı oluyorsa ve bunların yüzde 80’i ateşli silahlarla gerçekleştiriliyorsa, o zaman bunun için ayrıca önlemlerin alınması kaçınılmazdır.

Birbirimize gülle değil, gül atalım. Saldırı, kin ve nefretin kapılarını kapatalım. Öfkeyi alevlendirecek hareketler değil, dindirecek erdemlilikler sergileyelim. Gençliğimize de bunu yaşayarak gösterelim.

Öfkeyle kalkanın hüsranla, pişmanlıkla oturacağının idrakine varalım ve bunu etrafa da kavratalım. Birbirimizi sevecek, birbirimize saygı gösterecek sebeplerimiz çok daha fazladır; onlara sarılalım.

Yunus Emre’nin dizeleriyle satırlarımıza son verelim: “Gelin tanış olalım / İşin kolayın tutalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimseye kalmaz.”

İdrak edilmesi dileğiyle…