Çay közden, muhabbet özden alır demini

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm da O'nun pak Rasûlüne olsun.

Günümüz insanının, özellikle de gencinin en büyük sorunlarından biri ‘kendisi olamamak'… Rüzgârın esişine, ırmağın akışına kendini bırakmak… Kim nasıl isterse öyle olmaya çalışmak, iyi-kötü gözetmeksizin… Konuşmak ama dinlememek, hep başkaları için konuşmak… Oysaki bir insan için, kendisi olmak en güzel şeydi. Dinlemek, dinlenmenin ilk adımı idi. Sükût da konuşmanın…

Melodilere akor basılmadığı zamanlardı. Her notanın kendi değeri, kendi sesi vardı. Her nota kendini anlatırdı, yeri gelince bekler, yeri geldiğinde çalardı. “Falan nota ses çıkardı, ben de çıkarmalıyım.” demezdi asla. Beklerdi sırasını bütün notalar gibi. Ve böylelikle ortaya çok güzel melodiler çıkardı.

Sonra ‘akor' denen bir şey çıktı. Akor, üç veya daha fazla sesin aynı anda tınlaması idi. Aslında aynı an diye bir şey yoktu, birçokları bunu anlamadı. Telli çalgılarda çoğunlukla üstteki telden çıktı ilk ses, o torpilli idi. Diğerleri onu takip etti, aynı anda ses çıkardıklarını sanarak. Tuşlu çalgılarda ise çalan insandı ve bütün parmakları aynı basması mümkün değildi.

Müziğin değişimi insana da yansıdı. Özellikle gençler hep birden konuşmaya başladı. Herkes konuşuyordu lakin dinleyen yoktu. Bu hep birden konuşanların çıkardığı gürültü üzerine güzel bir ezgi besteleyenlerin sözü dinleniyordu. Gürültü yapanlarsa kendilerinin dinlendiğini sanıp avunuyorlardı.

Susmak mı? Kimsenin buna niyeti yoktu. Oysa namaz dediğimiz Rabb'le konuşmalarda bile sessiz okunan dualar vardı. Demek ki sessizlik de en güzel ezgilerden, en güzel konuşmalardan biri idi. Sükûtun kavurucu ateşinde demlenirdi yürek… Sükût ocağında pişen muhabbet, közde demlenen çaydan daha lezzetli idi oysaki... Zira çay közden, muhabbet özden alırdı demini.

Zindanın bağrında saltanat, zulmetin bağrında muhabbet yetiştiren Yusufî bir çiledir sükût… Bazen ağızdan çıkamayan Eyyûb (as) duası, bazen kavmine içten içe yükselen Harun(as) nidası... Bazen Hızır(as) karşısında Mûsa(as), bazen ağacın içindeki Zekeriyya(as) nefesidir. Bir zaman olur İdris(as) gibi yükseltir insanı göğe, bir zaman da Hz. Meryem'in sükûtuyla getirir Hz. İsa'yı dile. İçinde demlenir Lokman(as)'ın sükûtu, sonra çıkarır içindeki hakikatleri yüze; hikmet olur, nimet olur, rahmet olur. Olur da, Kur'an'da zikredilir oğluna ettiği nasihatler…

Allah'ım bizi sükûtun değerini bilenlerden eyle. Kuru gürültü çıkarmaktan bizleri uzak eyle. Bakışımızı ibret, sükûtumuzu tefekkür, konuşmamızı hikmet eyle. Konuşmaktan çok susmayı sevdir bize, içimizde demle aşkının şerbetini… Ve sonra en büyük âşık olan şehidler arasına yaz ismimizi…

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..