Sorunlar çözülmeden yeni sistem şifa vermez

Erdoğan'ın yemin töreni ile yeni dönem başladı.

Erdoğan'ın oluşturduğu Bakanlar listesinde AK Parti milletvekillerinin veya Parti teşkilatlarından gelme olanların sayıca az olması olumludur. Zira bu dönemde Erdoğan'a yapılacak en büyük eleştiri “parti devleti” eleştirisi olacaktı.

Artık yürütmede oldukça güçlü bir Erdoğan var. Güçlü Erdoğan'ın güçlü bir Türkiye inşa edebilmesi toplumsal uzlaşı ve bir arada yaşama kültürünü yaşatması ile mümkündür ancak. Zira lider güçlü olsa da toplum güçlü değilse devlet güçlü olmaz.

Toplumun sorunlarını birkaç madde de sıralarsak:

1- Yozlaşma ile mücadele edilmelidir: Binlerce yıllık aile kurumumuz çatırdamaya başlamış durumdadır. Şüphesiz bu çatırdamanın en büyük nedeni 90'lı yıllarda kurulan özel televizyonlardır. Televizyon dizilerinde akla hayale gelmeyen ahlaksızlıklar diz boyu, moda tabirle “sevgili yapma” neredeyse tüm kanallarda verilen ana mesaj. 10 yaşlarındaki çocuklar bile “sevgili” yapma derdinde… Televizyon yayıncılığına ciddi bir neşter vurulmalıdır. Çıplaklığı özendiren yayınlar(özellikle reklamlar) kesinlikle yasaklanmalı, espriyi bel altına indirgeyen basitlik cezalandırılmalıdır.

2- Kapitalizmin inşa ettiği, patrona kazandırdıkça kazandıran, işçiyi ölmeyecek derece de ayakta tutan ekonomik anlayış “bizden” değildir. Çalışanın ve emeğin sömürüldüğü bu kısırdöngü kırılmalı ve hakça bir paylaşıma giden yol yasalaştırılmalıdır. İşsizlik ile mücadele üretim ekonomisi ile mümkündür, bu konuda ciddi bir atılıma ihtiyaç var.

3- Kürt meselesi bu ülkenin el frenidir. Çözülmeden güçlü bir devlet olunamayacağı gerçeği ıskalanamaz. Çözüm: “sende ne varsa bende de olsun.” Kürtçe Dilinin 2. Resmi dil olması, yer(coğrafya) isimlerinin iadesi, Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı coğrafyalarda Kürt Dili ve Edebiyatının ve İslami dönem Kürt tarihinin okutulması sağlanmalıdır. Elbette mesele sadece Kürtçe ile sınırlandırılamaz,(diğer etnik kesimlerin de dili korunmalıdır) ama coğrafya ve şartlar bu meselenin çözümüne aciliyet kazandırıyor.

4- Madem Yeni bir Türkiye inşa ediliyor. Eski Türkiye'nin molozları temizlenmelidir. Evet, epeyce bir moloz var gibi… Ama bir yerden başlamak gerekmez mi? Mesela anayasadaki molozlar(ayrıştırıcı-yaralayıcı-yok sayıcı) temizlenmelidir. Cunta döneminin molozları temizlenmelidir. Cezaevlerinde yüzlerce dindar insan 28 Şubat cunta rejiminin baskılarından ve hukuksuzluklarından dolayı hala cezaevlerindedir ve Yeni Türkiye, Eski Türkiye'nin bu utancını taşımamalıdır.

5- Dış politikada elbette belirleyici unsur güç dengesidir. Ama İslam dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülerek ortak bir İslam birliği kesinlikle şarttır. Hem Kur'an, ‘içinizde haddi aşanlara karşı bir güç oluşturun' der. Malumunuz biz kendi yaralarımıza, bedenimizin çürüyen kısımlarına neşter vur/a/madığımızda ABD ve Batılı güçler o yarayı bahane ederek vücuda dalıyor ve iç organlardan başlamak üzere bedeni(ülkeyi) delik deşik ediyor.

Elbette umudumuz inancı ile halkın değer yargıları ile barışık bir ülkenin inşasıdır. Fakat bu yapılırken toplumun diğer katmanlarını sivrileştiren bir dil kullanmak yerine hikmet merkezli bir dil geliştirilmelidir.

Şu an kurulan yeni sistemi yargılamak da alkışlamak da erken bir hamle olur ama yukarıda maddelendirdiğimiz sorunları çözmeden sistemden ülkeyi uçurmasını beklemek safdillik olur herhalde.

Yeni sistemin ve sürecin ülkemiz ve İslam Dünyası için hayırlara vesile olması duaları ile…

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..