• DOLAR 5.753
  • EURO 6.365
  • ALTIN 270.9
  • ...

Zalimi ve teröristi tanımamız için önce zulmü ve terörizmi iyi tanımamız ve tarifini doğru yapmamız gerekir. Şayet biz zulmün tarifini zalimden; terörizmin tarifini de teröristlerden öğrenirsek yanlış yapar, zalimi mazlum; teröristi mağdur görebiliriz. Çünkü hiçbir zalim kendine zalim demediği gibi, hiçbir terörist de ben teröristim, yaptığım şeyler terör faaliyetleridir demez.

Özellikle uluslararası büyük zalimler, ifsad şebekeleri ve terör baronları işlemekte oldukları nice mezalimi adalet, yaptıkları terörist faaliyetleri ıslahat, teröristleri özgürlük savaşçısı ve bağımsızlık yanlısı diye tarif etmektedirler. Örneğin Filistin topraklarını işgal altında tutan israil için gasıp, işgalci diyecekleri yerde nefsi müdafaa hakkını kullanma ve bağımsızlığını koruma gibi tanımlamalarla haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Hakeza ABD ve diğer batılı emperyalistler, bu güne kadar işgal ettikleri her yere ıslahat adına, barış ve özgürlük adına, insan hakları ve demokrasi adına gitmişlerdir. Ancak bugüne kadarki icraatları bunun tam tersini ispatlamıştır. Nereye girmişlerse orayı yıkıp yakmışlar, taş üstünde taş bırakmamışlardır. Kadın, çocuk, yaşlı, hasta demeden sivil katliamları gerçekleştirmişlerdir.

Bunun canlı izlerini mi görmek istiyorsunuz? İşte Afganistan! İşte Irak! İşte Suriye! İşte Filistin! Ve işte Arakan! Eğer özgürlük, insan hakları, demokrasi ve adalet buysa ona lanet olsun, köpek onun ortasına etsin. Aynası işdir kişinin lafa bakılmaz. İşleri kendilerini açık bir şekilde ele vermekte, kirli yüzlerini el aleme teşhir etmektedir.

Evet, Saddam Hüseyin zalimdi, ama Amerika Iraklılara onu aratır hale getirdi. Beşşar Esad zalim oğlu zalimdir. Ama Suriye`yi bu hale getirenler, ondan daha zalimdir. Onlara göre birilerini suçlu, terörist ilan etmek çok kolaydır. Kim onların dediklerini yapmaz, amaçlarına hizmet etmezse hemen bir terör yaftasıyla mahkûm edeceklerdir. Zira onların mantığı kurt mantığıdır. Aşağıdaki kuzu yukardaki kurdun suyunu bulandırırmış!

Bunlar istediğine istediği suçu bulabilir ve dünya kamuoyunda mahkum edebilirler. Mesela kendi kurtuluşları için çabalayan davetçilere, kendi halklarına saldırıyor ithamında bulundukları çokça görülür. Müslüman olduğunu söyleyen bazı zavallılar da onların oluşturduğu algının etkisinde kalarak onların kendilerine biçtiği hayat modelini bir hak olarak görürler. Müslümanların bunlara tavır almasını ise zulüm olarak değerlendirirler.

Demek ki herkesin kendi örfüne, inancına göre bir zulüm ve zalimlik anlayışı vardır. Kur'an'a göre put kırmak değil; puta tapmak zulümdür, hem de en büyük zulüm. Müslüman da zulme tepki gösteren kişidir. Zulmün en büyüğü Allah'a şirk koşmaktır. Oysa putperest Nemrut ve aveneleri put kıran İbrahim'i zalim ve terörist ilan etmişlerdi. Kur`an onların bu tutumlarını bize şöyle anlatıyor:

"Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Kim cüret etti ilâhlarımıza bunu yapmaya! Muhakkak o kim ise zalimlerden biridir' dediler." (Enbiya, 59)

Görülüyor ki, zulmü ortadan kaldırmaya çalışmak, putperestlerin bakış açısından büyük bir zulüm olarak değerlendirilmektedir. Yine Firavun'un İsrail oğullarını köleleştirmesi, erkek çocuklarını öldürüp kız çocuklarını sağ bırakmaya varan zulümleri, Firavun ve ona bağlı olanlarca normal bir durum olarak kabul edilirken; bu apaçık zulme karşı çıkan Musa Aleyhisselam ise, fitne ve fesat çıkaran bir nankör, bir terörist olarak nitelenir. (Şuara, 18-19)

Şu halde zulüm ve zalim kavramları, kişinin meseleye bakış açısıyla seçtiği ölçüye göre anlam kazanır. Bir kâfire göre putların tahribi bir zulüm ve terör eylemi görülürken, müminler açısından ise putlara tapmak en büyük zulüm olarak görülmektedir. Allah`ım! Bize hakkı hak olarak gösterip ona tabi olmayı; batılı da batıl olarak gösterip ondan ictinab etmeyi nasip eyle.