• DOLAR 12.609
  • EURO 14.241
  • ALTIN 728.932
  • ...

Aile, nikah akdi ile bir araya gelen iki nefsin birlikte kurduğu yuvada yetişen insan topluluğunun ilk çekirdeğidir. Bu çekirdek bünyesinde yetişen ve gelişen fertler, bir sosyal müessese olduğu gibi, İslami ahlak ve terbiyenin verildiği ilk kurumdur. İki ayrı cinsiyetten İslami kurallar çerçevesinde bir araya gelen eşler, bu kurumun eşit iki ayağıdır.

Aile, erkeğin eksiklerinin kadınla; kadının eksiklerinin erkekle tamamlandığı, birbirlerinin ihtiyaçlarının temin edildiği bir örtü, bir çatıdır. Aile, erkek ve kadını asil bir duygu ve heyecanla birleştiren, bedeni sükûna, ruhu huzura erdiren bir müessesedir. Aile, kişiyi toplum hayatına hazırlayan sevgi, saygı, şefkat ve merhametin öğretildiği bir okuldur.

Aile kurumu bir mescittir, huzur evi ve çocuk yuvasıdır. Hammadde halindeki küçük yavruların her yönden büyümesini sağlayan, onların şahsiyet sahibi birer insan, Allah'a kulluk bilincine ulaşan bir Müslüman ve İslam toplumunun sağlıklı bir üyesi olmaları için yetiştirip geliştirerek kalite kazandıran bir fabrikadır.

Evlilik, insan hayatını derinden etkileyen bir inkılaptır. Bireysel hayattan toplumsal hayata, cemiyet olmaya ve devletleşmeye geçişin ilk basamağıdır. Düzenli aile, düzensizlikten sisteme ve nizama tırmanır. Ailelerinde İslam'ı hâkim kılamayanların; sokaklarına, işyerlerine, toplum ve devletlerine İslam'ı hâkim kılmaları beklenemez.

Toplumu dindarlaştırmanın, ilk basamağı ve evresi evlilikle başlar. Aile, erkek için yöneticilik okuludur. Erkek, liderliği, otoriteyi, disiplini, sorumluluğu, emanete riayeti, haklara saygıyı, en iyi şekilde uygulamalı olarak ailede öğrenir. Aile kadınıyla erkeğiyle fedakârlığın, karşılık beklemeden vermenin, merhametin, sabrın, ahlâk ve faziletin öğrenildiği bir okuldur.

Aile bir eğitim yuvası, bir okul ve bir eğitim karargâhıdır. Anne-baba, bir taraftan öğretmeni, diğer yönden öğrencisidir bu okulun. Çocuk, hatta bebek, sanıldığı gibi sadece öğrenci değildir; minicik yapısına bakmadan ana-babasına çok, ama çok şeyler öğretir.    

İslam, akıl ve buluğ yaşını aşmış bütün Müslümanları aile yuvası kurmaya çağırdığı gibi, evliliği ve aile hayatını bir ibadet olarak değerlendirir. Kur'an-ı Kerim, sosyal birliğin en üstün ve sağlam şekliyle sevgi, saygı, merhamet, iyilik, müsamaha, yardımlaşma, doğruluk, insaf ve Allah korkusunu gözeterek aile kurumuyla ayakta tutulmasını hedef alır. Huzur, barış, sevgi ve mutluluk evde yaşanmayınca, toplumda hiç yaşanmaz. 

Güçlü ve sağlam toplumlar, ancak fertleri inanç, fikir ve gaye birliği içinde kaynaşmış mutlu ailelerden oluşabilir. Bunun içindir ki, İslam nizamı, aile kurumunu kutsal bir kuruluş şeklinde sunarak yüceltmiş ve dokunulmazlığını hükme bağlamıştır. Kuran-ı Kerim bu hususta şöyle ferman buyurur:

"İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda bir sevgi ve rahmet var etmesi, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen bir topluluk için dersler ve ibretler vardır." (Rum, 21)

Peygamberimiz sallellahu aleyhi vesellem de şöyle buyurur: "Evlilik, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmayan benden değildir. Evlenin, çoğalın (çoluk çocuk sahibi olun) ben kıyamet gününde sizin çokluğunuz ile (diğer ümmetlere karşı) iftihar edeceğim." (Ahmed bin Hanbel, II/72)

İslam, evliliği tavsiye ettiği gibi, evlilik çağında olanların evlenmesine yardımcı olunmasını da öğütlemiştir. Bu tür yardımı, anne ve babaların görevleri arasında saymıştır. Dinimiz, buluğ yaşını aşmış ve yeterli olgunluğa erişmiş, evlenme konusunda dinin hükümlerini öğrenmiş olan kız olsun erkek olsun genç yaşta evlenip yuva kurmalarını ister.

Bugün batı toplumunda, tarihe karışmak üzere olan evlilik yaşı çoğunlukla otuz yaşın üzerinde seyrediyor. Batıyı tüm olumsuz konularda örnek almaya çalışan toplumumuzda artık gençler 20 yaş civarını bile evlenme yaşı olarak görmüyorlar. Genç yaşta evlenmek isteyen bazı gençler de her türlü israf ve zorluklarla kaplı engelleri aşıp kolay yolla yuva kuramıyorlar.