• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...

                Ülke yüz yıldır laik yasalarla yönetilmekte ve kadının “özgürleşmesinin” önünde bir engel yoktur. Bilakis “laiklik” kadınların bir kısmını giyim kuşamından ötürü eğitim ve çalışma hakkından mahrum etmiştir. Dolayısıyla bu günkü resim tamamen “sistemin” tuvalinden çıkmıştır ve her yerinde onun fırça izleri vardır. Ortaya ucube bir tablo da çıkmışsa, Picaso’yu kıskandıran bir tablo da varsa bu tamamen yüzyıllık sistemin eseridir.

                Elbette kadın mağdur edilmiş ve kullanılmıştır. Kadın siyasi/ideolojik çatışmaların aracı kılınmıştır. Ticaretin “vitrini” yapılmıştır. Eğlencenin “sembolü” kılınmıştır. Üstelik kadına biçilen siyasi, ticari ve kültürel çatışma ve asimilasyona malzeme olma rolü kendisine “özgürlük” olarak yutturulmuştur. Buna rağmen kadınlarımızın kahir ekseriyeti bu kullanılmışlıktan kendilerini kurtarabilmişlerdir.

Eğer bu gün kadın öldürülüyorsa bunu yüzyıldır sistemin yetiştirdiği “adamlar” öldürüyor maalesef. Hep birlikte sistemin “erkeğini” ve “kadınını” sorgulamalıyız. Kadın cinayetlerinin % 80’nini en az lise mezunu eğitimli kişiler işliyor. Yine önemli bir kısmı alkollüyken veya uyuşturucu kullanıyorken cinayet işliyor. Rusya’da 2020 yılında çoğu alkole bağlı olarak 1120 kadın cinayeti işlenirken, alkol tüketiminin sıfır olduğu Rusya’ya bağlı halkı Müslüman İnguşetya ve Adigey Cumhuriyetlerinde kadın cinayeti sıfırdır. Ülkemizde boşanmaların % 80’i, trafik kazalarının %70’i, ırza tecavüzlerin %50’si, aile içi şiddetin %70’i alkol yüzündendir. Buna uyuşturucu kullananların da oranını eklediniz mi kadın cinayetlerinin % 90’ına alkol ve uyuşturucunun sebep olduğu vahim tabloyu nasıl da gizleyip çirkinliklerini İslam’a ve dindarlara fatura ettiklerini anlarsınız. Üstelik alkol kullanmayı “Cumhuriyetin kadını ve erkeği” olmanın sembolü olarak işliyorlar. Oysa ülkede inancı gereği kadın öldüren bir tek vaka yoktur. Bu tabloya dindar halkımız isyan ediyor.

                Bizim kültürümüzde de, inancımızda da, pratiğimizde de kadın zaman zaman ticarette de, siyasette de, savaş ve barışta da öncü rol almıştır. Hatice(r.a.) ve Aişe(r.a) önemli örneklerdir. Ancak fıtraten kadının ticarette, yönetimde ve siyasette rol alma eğilimi düşüktür. Örneğin demokrasinin merkezi olduğu iddia edilen ABD’de bir tek kadın başkan çıkmamıştır. Kıble edindiğiniz 64 Avrupa ülkesinin sadece ikisini kadın yönetiyor. Tüm kolaylaştırmalara ve devlet politikası haline getirilmiş olmasına rağmen Avrupa’da büyük şirketlerin yönetim kurullarında ve başkanlıklarında kadının oranı %3’tür.

 Hakeza Türkiye’de kadın öğretmen %55 iken ve sınavla alınıp hiçbir mani yokken, hatta kız öğrencilerin olduğu okullarda kadın idareci önceliği varken okullarda yönetici kadın oranı % 15 civarındadır. Çünkü kadın, yönetmeye daha az meyyaldir. Buna bir de kadını eğlencenin merkezine oturtarak kadını hepten sosyal sorumluluktan uzak “lay lay lom” bir hafifliğe sebep olmalarını ekleyiniz.

Aile, eş, çocuk, sosyal ilişki ve sosyal statüden uzaklaştırıp “sahte özgürlükler” üzerinden duygusunu kullanıp aklını esir aldınız. Eğitim “tezgahınızdan” geçirerek güdükleştirdiğiniz erkeklere, kadını boyu-posu, kaşı-gözü üzerinden “zirve kadın modeller” sunarsanız, elbette 35’inden sonra boşanmalarda patlama meydana getirirsiniz. Kadına her sorunda hak arama yolu olarak evi terk etmeyi ve erkeği aşağılamayı tek çözüm olarak sunarsanız, her sorunda alkol içmeyi öğrettiğiniz erkeğin cinnet-cinayet ilişkisinde patlama meydana getirirsiniz. Düğün-dernek, nikah yaptırıp arkasından her türlü cinsel ilişkiyi, özgürlüğü diye kadına satarsanız, kendisine her türlü cinsel ilişkiyi mubah sayan erkek biraz içti mi yapacağı ilk iş kadın cinayeti olur. Dindar halkımız kadın katili üreten kafalardan hesap sormalı.

Buna rağmen dışarıdan “fonlanan”, içeriden “gazlanan” cinayeti azmettirici bu kafalar faturayı alkol içmeyen ekseriyete kesme aymazlığındadırlar. Hiç ayık olmadılar ki…

Şunlara bakın! Biz durmuşuz da onlar susmuyor!