Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı'nın yayımladığı rapor, sentetik uyuşturucuların yaygınlaşması, aşırı doz kaynaklı ölümlerin artması ve organize suç örgütlerinin yeni teknolojilerden yararlanarak faaliyet alanlarını genişletmesi nedeniyle Avrupa'nın giderek büyüyen bir uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Raporda Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu arasındaki stratejik konumu nedeniyle uyuşturucu kaçakçılığı güzergâhlarında kritik bir rol oynadığı belirtilirken, son yıllarda ortaya çıkarılan metamfetamin ve kokain üretim tesislerinin ülkenin yalnızca transit geçiş noktası değil, aynı zamanda üretim ve dağıtım zincirlerinde de daha görünür hale geldiğine işaret ettiği vurgulandı.

Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansının (EUDA), AB üyesi 27 ülke ile Türkiye ve Norveç'ten elde edilen verilere dayanan " Avrupa Uyuşturucu Raporu" Brüksel'de düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Rapora göre Avrupa uyuşturucu piyasası artık geçmiş yıllara kıyasla çok daha çeşitlendi, daha güçlü suç ağlarının kontrolüne geçti ve daha öngörülemez hale geldi. Özellikle sentetik maddelerin yükselişi, Avrupa'nın önümüzdeki yıllarda karşılaşacağı en büyük güvenlik ve sağlık sorunlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Uyuşturucu ticaretinin küreselleşmesi, internet üzerinden satış ağlarının gelişmesi, kripto para kullanımının yaygınlaşması ve uluslararası suç örgütlerinin daha profesyonel yöntemler benimsemesi, uyuşturucuyla mücadeleyi her geçen yıl daha da zorlaştırıyor.

Rapora göre Avrupa'da en yaygın kullanılan yasa dışı uyuşturucu madde esrar olmaya devam ediyor. Son bir yıl içerisinde yaklaşık 24,9 milyon yetişkinin esrar kullandığı tahmin ediliyor. Esrarın ardından kokain, MDMA, amfetamin ve çeşitli sentetik maddeler geliyor.

Rapor ayrıca birçok ülkede uyuşturucu kullanım yaşının düştüğüne dikkat çekti. Özellikle internet üzerinden uyuşturucuya erişimin kolaylaşması ve sosyal medya platformlarının dolaylı biçimde bu piyasayı desteklemesi önemli riskler arasında gösterildi.

SENTETİK UYUŞTURUCULAR YAYGINLAŞIYOR

Raporun en önemli bulgularından biri sentetik uyuşturucuların hızla yayılması.

Özellikle yeni nesil sentetik opioidler Avrupa'daki uzmanların en fazla endişe duyduğu maddeler arasında yer alıyor. 2009 yılından bu yana Avrupa'da 95 yeni sentetik opioid tespit edildi. Bunların 7'si yalnızca son bir yıl içerisinde ilk kez kayıtlara geçti.

Sentetik opioidler çok küçük miktarlarda dahi ölümcül etki gösteriyor. Bu maddelerin bazıları morfinden onlarca hatta yüzlerce kat daha güçlü

Amerika Birleşik Devletleri'nde yüz binlerce insanın ölümüne yol açan opioid krizinin Avrupa'da da benzer sonuçlar doğurabileceği yönünde ciddi uyarılar yapılıyor.

Rapora göre sentetik uyuşturucuların yayılmasının temel nedenleri arasında düşük üretim maliyeti, kolay taşınabilmeleri yer alıyor. Suç örgütleri açısından bu maddeler geleneksel uyuşturuculara göre daha cazip görülüyor.

AŞIRI DOZ KAYNAKLI ÖLÜMLERDE REKOR

Rapora göre 2024 yılında Avrupa genelinde 7 bin 600'den fazla kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybetti. Uzmanlar bu rakamın yalnızca kayıt altına alınabilen vakaları içerdiğini ve gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

Ölümlerin önemli bir kısmı birden fazla uyuşturucunun aynı anda kullanılmasından kaynaklanıyor.

ESRAR PİYASASINDA DEĞİŞİM, KOKAİN KULLANIMINDA BÜYÜK ARTIŞ

Esrar Avrupa'da en yaygın kullanılan yasa dışı uyuşturucu olmaya devam etse de rapor, bu maddenin geçmiş yıllara göre önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekildi.

Günümüzde piyasaya sürülen esrar ürünlerinin THC oranı geçmişe kıyasla çok daha yüksek. Bu durum kullanıcılar üzerinde daha güçlü etkiler oluşturmakta ve bağımlılık riskini artırıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde esrarın belirli ölçülerde yasallaştırılması veya kullanımına yönelik kısıtlamaların azaltılması, pazarın büyümesine neden oluyor.

Kokain Avrupa'nın en büyük uyuşturucu sorunlarından biri olmaya devam ediyor.

Rapora göre yaklaşık 4,3 milyon kişi son bir yıl içinde kokain kullandı. Kokain nedeniyle ilk kez tedavi talebinde bulunan kişi sayısı ise 37 bine ulaştı.

Avrupa limanlarında ele geçirilen kokain miktarları son yıllarda rekor seviyelerde seyrediyor. Özellikle Güney Amerika'dan gelen sevkiyatlarda önemli artış yaşandı.

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİNİN YENİ YÖNTEMLERİ

Avrupa Uyuşturucu Raporu, uyuşturucu ticaretini yöneten organize suç örgütlerinin faaliyetlerini giderek daha profesyonel ve karmaşık hale getirdiğini ortaya koydu. Rapora göre kaçakçılar, güvenlik güçlerinin denetimlerinden kaçınmak için küçük limanlar, açık deniz aktarmaları, insansız hava araçları ve şifreli iletişim sistemleri gibi yeni yöntemlere yöneliyor.

Suç ağlarının ayrıca gelişmiş gizleme teknikleri ve kripto para sistemlerinden yararlanarak operasyonlarını sürdürdüğü belirtilen raporda, bu yöntemlerin uluslararası uyuşturucu ticaretinin tespit edilmesini zorlaştırdığı vurgulandı.

Raporda, uyuşturucu ticaretinin artık yalnızca bir güvenlik sorunu olmaktan çıktığına dikkat çekilerek, organize suç faaliyetlerinin ekonomik istikrarı, kamu düzenini ve siyasi yapıları da tehdit eden küresel bir risk haline geldiği ifade edildi. Avrupa genelinde faaliyet gösteren suç örgütlerinin giderek daha geniş finansal ve teknolojik imkAnlara sahip olduğu kaydedildi.

TÜRKİYE ARTIK SADECE TRANSİT ÜLKE DEĞİL

Rapor Türkiye'nin Avrupa uyuşturucu piyasasındaki kritik konumuna dikkat çekti. Raporda, Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa'ya uzanan uyuşturucu kaçakçılığı güzergahlarının merkezinde yer aldığı belirtilirken, son dönemde ortaya çıkarılan üretim tesislerinin ülkenin rolüne ilişkin yeni endişeleri beraberinde getirdiği vurgulandı.

Rapora göre Türkiye, özellikle Afganistan kaynaklı eroinin Avrupa pazarına ulaştırılmasında yıllardır kilit transit ülkelerden biri olarak öne çıkıyordu. Ancak Avrupa'daki güvenlik ve uyuşturucuyla mücadele kurumları, son yıllarda yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin yalnızca geçiş noktası olmaktan çıkabileceğine işaret ettiğini değerlendiriyor.

Uzmanlar, özellikle sentetik uyuşturucu piyasasındaki büyümenin Türkiye'nin uyuşturucu üretim ve işleme faaliyetlerinde daha görünür hale gelmesine neden olabileceğine dikkat çekiyor. Raporda, metamfetamin üretimi ve kaçakçılığının Avrupa genelinde yükselişe geçtiği, Türkiye'nin de coğrafi konumu nedeniyle bu ağların önemli bir parçası haline geldiği ifade edildi.

Raporda Türkiye'ye ilişkin en dikkat çekici verilerden biri, güvenlik güçlerinin 2024 yılında gerçekleştirdiği operasyonlar oldu. Buna göre, Türkiye'de geçen yıl 5 metamfetamin üretim tesisi tespit edilerek kapatıldı. Aynı dönemde bir kokain üretim tesisi de ortaya çıkarılarak faaliyetlerine son verildi.

Söz konusu veriler, Avrupa'daki uzmanlar tarafından Türkiye'nin yalnızca uyuşturucunun taşındığı bir ülke değil, aynı zamanda bazı uyuşturucu türlerinin üretim zincirinde yer alma riski taşıdığı şeklinde değerlendiriliyor.

Raporda ayrıca, sentetik uyuşturucu üretiminde kullanılan kimyasal maddelerin uluslararası hareketliliğinin daha yakından izlenmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle prekürsör olarak bilinen kimyasalların bölgeye giriş ve dağıtım süreçlerinin denetlenmesinin önemine dikkat çekildi.

Avrupa Uyuşturucu Raporu'nda metamfetamin, önümüzdeki yılların en büyük tehditlerinden biri olarak gösterildi.

Bir dönem ağırlıklı olarak Asya-Pasifik bölgesinde görülen metamfetamin üretimi ve tüketiminin artık Avrupa'da da hızla yayıldığı belirtilen raporda, Avrupa Birliği ülkelerinde ele geçirilen metamfetamin miktarlarının son yıllarda önemli ölçüde arttığı kaydedildi.

Türkiye'nin Balkan güzergahı üzerinde bulunması ve Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü görevi görmesi nedeniyle bu ticarette stratejik bir konuma sahip olduğu belirtilirken, suç örgütlerinin bölgesel ağlarını genişletmesiyle birlikte Türkiye'nin öneminin daha da arttığı ifade edildi.

Uzmanlar, metamfetaminin düşük maliyetle üretilebilmesi, kolay taşınabilmesi ve yüksek bağımlılık oluşturması nedeniyle küresel uyuşturucu piyasasında giderek daha fazla tercih edildiğini belirtiyor. Raporda, bu özelliklerin metamfetamini hem üreticiler hem de organize suç örgütleri açısından cazip hale getirdiği vurgulanıyor.

EUDA, Avrupa'nın önümüzdeki dönemde yalnızca kaçakçılıkla değil, sentetik uyuşturucuların üretimi, dağıtımı ve kullanımındaki artışla da mücadele etmek zorunda kalacağı uyarısında bulundu. Raporda, Türkiye'nin bu tablo içerisinde hem coğrafi konumu hem de son yıllarda ortaya çıkarılan üretim tesisleri nedeniyle yakından takip edilen ülkeler arasında yer aldığı belirtildi.

HÜDA PAR KANUN TEKLİFİ VERDİ: BARONLARA MÜEBBET, KULLANANLARA HAPİS

Türkiye kullanım oranlarına ilişkin tablo da ağır. Madde kullanma yaşı 12’ye düştü, suça sürüklenen çocukların yüzde 8,2'sine uyuşturucu suçlarından işlem yapılıyor. HÜDA PAR bu kapsamda, uyuşturucuyla mücadelede cezaların artırılması, bağımlıların tedavi süreçlerinin yeniden düzenlenmesi ve suça karışan kamu görevlilerine yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını içeren kapsamlı bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sundu.

Teklifin ayrıntılarını açıklayan HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir, Türkiye'nin uyuşturucu tehdidiyle mücadelede mevcut yöntemlerin yetersiz kaldığını belirterek, güvenlikten sağlığa uzanan bütüncül bir yaklaşımın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Uyuşturucuyla mücadelede hem bağımlıların tedavisi hem de uyuşturucunun ilkokul çağındaki çocuklara kadar ulaşmasının önlenmesi konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu ifade eden Demir, "Uyuşturucuyla mücadele konseptinin değiştirilmesi ve Türkiye'nin bu zehirden kurtarılması için ciddi yeniliklere ihtiyaç duyulduğu herkesçe bilinen bir gerçektir." dedi.

Kanun teklifinin en önemli maddelerinden birinin uyuşturucu üreticileri ve suç örgütlerine yönelik cezaların artırılması olduğunu belirten Demir, mevcut sistemde daha çok kullanıcılar ve sokak satıcılarının hedef alındığını, uyuşturucu baronlarının ise faaliyetlerini sürdürebildiğini savundu.

Bu nedenle uyuşturucu üretimini ve ticaretini organize eden çete ve suç örgütlerine karşı daha ağır yaptırımlar öngördüklerini ifade eden Demir, söz konusu kişiler için müebbet hapis cezası teklif ettiklerini açıkladı.

Teklifte, uyuşturucu suçlarına karışan kamu görevlilerine yönelik cezaların da artırılması yer alıyor.

Demir, polis, savcı, hakim veya farklı kamu kurumlarında görev yapan personelin uyuşturucu suçlarına karışması halinde mevcut cezaların iki katına çıkarılmasını önerdiklerini belirtti. Bu düzenlemenin kamu görevlilerinin suça karışmasını önleyici bir tedbir olarak düşünüldüğünü söyledi.

Kanun teklifinde uyuşturucu bağımlılarının tedavi süreçlerine ilişkin önemli değişiklikler de bulunuyor.

Demir, bağımlı kişilerin çoğu zaman tedaviye ihtiyaç duyduklarını kabul etmediklerini ve kendi istekleriyle rehabilitasyon süreçlerine katılmadıklarını belirterek, tedavinin tamamen kişinin inisiyatifine bırakılmasının doğru olmadığını savundu.

Bu kapsamda AMATEM'lerin güçlendirilmesi, rehabilitasyon süreçlerinin geliştirilmesi ve manevi destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması öngörülüyor.

Demir, bazı bağımlıların tedavi sırasında verilen ilaçları satarak yeniden uyuşturucu temin ettiğine ilişkin örnekler bulunduğunu belirterek, mevcut sistemin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

HÜDA PAR'ın teklifinde uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçlarına yönelik cezaların da artırılması yer alıyor.

Demir, mevcut mevzuatta kullanıcı ve bulundurucular için öngörülen cezaların yeterince caydırıcı olmadığını belirterek, bu suçların daha ağır kategoride değerlendirilmesini ve tutuklama ile daha ağır cezalara imkan tanıyacak düzenlemelerin yapılmasını önerdiklerini söyledi.

Muhabir: ENES ÖZCAN