Askeri olarak İran’ı alt edemeyen ve stratejik rezervlerinin tükenmesiyle masaya oturmak zorunda kalan ABD Başkanı Donald Trump, taviz vermeden savaşa geri dönebilmek için Ankara’daki NATO Zirvesi’ni tehlikeli bir tırmandırma sahnesine çevirdi. İran’ın tehdit ettiği alternatif rotaya ticari petrol tankerlerini bilerek yönlendirip Hürmüz Boğazı krizini patlatan Trump, AB’ye milyarlarca euroluk anlık fatura çıkaran bu enerji kaosunu müttefiklerinin önüne "ortak askeri cephe" kurma şantajı olarak koydu.

ABD ordusu, Salı gecesi İran İslam Cumhuriyeti’nin güneyi ve güneybatısındaki noktalara hava saldırıları düzenlerken, Tahran da buna karşılık olarak Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD üslerini hedef aldığını duyurdu.

İran ordusu yaptığı açıklamada, sabaha karşı ülkenin güneyindeki askeri ve sivil bölgelere düzenlenen ABD saldırılarına karşılık olarak, Bahreyn'deki Şeyh İsa Hava Üssü'nde konuşlu ABD güçlerinin toplandığı merkezleri insansız hava araçlarıyla hedef aldığını bildirdi.

İran ordusu, ABD'yi ateşkesi "açık ve tekrarlayan şekilde ihlal etmekle" suçlayarak, bunun sonuçlarından Washington'u sorumlu tuttu. Açıklamada, "Bölgedeki tüm ABD üsleri, ordumuzun insansız hava araçları için meşru hedef olacaktır." ifadelerine yer verildi.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları, yayımladığı açıklamada ABD saldırılarına ilk karşılığın verildiğini duyurdu. Açıklamada, bölgedeki ABD'ye ait 85 askeri tesisin hedef alındığı belirtildi.

Bu gelişme, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) salı günü yaptığı ve İran'a yönelik yeni saldırı dalgasını tamamladığını duyurduğu açıklamanın ardından yaşandı. CENTCOM, son saldırı dalgasında 80'den fazla hedefin vurulduğunu bildirmişti.

ABD, İran'a yönelik yeni saldırıların yanı sıra, İran'ın petrol satmasına izin veren lisansı da iptal etti. Bu karar, Hürmüz Boğazı'nda üç petrol tankerinin füze isabeti almasının ardından geldi.

TRUMP: BENİM İÇİN ATEŞKES BİTTİ

Saldırı emrini NATO Zirvesi için bulunduğu Türkiye’den veren ABD Başkanı Donald Trump, bugün (İran ile ateşkesin "kendisi açısından sona erdiğini" söyledi.

Gazetecilerin ateşkesin sona erip ermediği yönündeki sorusuna Trump, "Benim açımdan mesele bitti." yanıtını verdi ve "Onlarla uğraşmak sadece zaman kaybı." ifadelerini kullandı.

Trump, İranlıları "bir grup alçak" olarak nitelendirerek, "Onlardan hiç hoşlanmıyorum. Onlarla çok fazla zaman kaybettik ve onlar buna layık değiller. Yapmamız gerekeni yapmalıyız." dedi.

Ayrıca, "ABD'nin liderine, yani bana suikast düzenlemek istediler. Yıllardır hedef listelerinin ilk sırasında ben vardım. Kanser erken dönemde yok edilmelidir; ben böyle düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

İran'ın gemilere füze saldırıları düzenlediğini savunan Trump, "Bu yüzden dün gece onlara çok güçlü bir darbe indirdik." dedi.

SALDIRI İÇİN NEDEN NATO ZİRVESİ TERCİH EDİLDİ?

Dün İran ile başlayan saldırının zamanlaması pek çok kişi için şaşırtıcıydı çünkü saldırı günü NATO Zirvesi başlamıştı ve Trump İran’ın komşu ülkesi olan Türkiye’deydi. Ancak bu planlı yapılmış bir hamleydi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz haftalarda Körfez ülkelerinin temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonrasında Umman üzerinden Hürmüz Boğazı'na alternatif bir deniz ulaşım rotası önerdi.

Bu süreçte İran Devrim Muhafızları ise söz konusu güzergahı kullanacak gemilere müdahale edileceği yönündeki uyarılarını defalarca yineledi.

Buna rağmen, dün saldırıya uğrayan üç ticari gemi de ABD tarafından bu alternatif rotaya yönlendirildi. Bunun şifresi de tam da NATO Zirvesi’nde gizli.

Zirveye katılan Trump, NATO'ya ilişkin değerlendirmelerinde de ittifaktan memnun olmadığını söyledi.

Bazı müttefik ülkelerin İran konusunda ABD'ye destek vermemesini eleştiren Trump, birçok ülkeyle görüştüğünü ancak "hiçbir yardım alamadığını" dile getirdi.

İspanya'yı ise "NATO'nun çok kötü bir ortağı" olarak nitelendiren Trump, Madrid yönetiminin ittifaka yeterli katkı sağlamadığını savundu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'e İspanya ile tüm ticari ilişkilerin ve ziyaretlerin durdurulması talimatını verdiğini açıklayan Trump, "İzleyin, bize nasıl geri dönecekler." dedi.

Küresel petrol sevkiyatının yaklaşık dörtte biri ile üçte birini, sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) ise beşte birini karşılayan bu su yolu, dünya ekonomisi için hayati bir "darboğaz" niteliği taşıyor.

Boğazın kapanmasıyla birlikte Avrupa Birliği (AB) verilerine göre doğal gaz fiyatları yüzde 70, petrol fiyatları ise yüzde 50 oranında artış gösterdi. Bu durum, Avrupa'nın fosil yakıt ithalat faturasına şimdiden 13 milyar euroluk ek bir yük getirmiş durumda.

Avrupa Birliği'nin Orta Doğu ham petrolüne doğrudan bağımlılığı nispeten sınırlı düzeyde; 2024 verilerine göre ithalatın sadece yüzde 8'i Suudi Arabistan'dan yapıldı. Ancak blok, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerden gelen dizel ve jet yakıtı gibi işlenmiş yakıtlara daha fazla bağımlı durumda. Bu da Avrupa'yı rafineri kesintilerine karşı savunmasız bırakıyor.

Aynı zamanda, başlangıçta Avrupa'ya gitmesi planlanan LNG sevkiyatları, alıcıların daha yüksek fiyat ödemeye hazır olduğu Asya pazarına yönlendiriliyor.

ABD’nin İran’a yönelik askeri stratejilerinin sahada karşılık bulamaması, rejim değişikliği hedefinin başarısızlıkla sonuçlanması ve uluslararası arenadan beklenen desteğin alınamaması, Trump yönetimini Tahran ile mutabakat imzalamaya zorlamıştı. Ancak sürecin perde arkasındaki en büyük etken ise küresel petrol krizi ve ABD'nin hızla eriyen stratejik rezervleriydi.

G7 Zirvesi’nin ardından gelişmelere ilişkin itiraf niteliğinde bir açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin karşı karşıya kaldığı enerji tehdidini şu sözlerle gözler önüne sermişti;

"Yaklaşık dört hafta içinde rezervlerimizi tüketiriz. Dünyanın farklı yerlerinde rezervler var ama sonunda onlar da tükenir. Öyle bir noktaya gelinir ki artık temin edemezsiniz. O zaman tam bir kaos yaşanır."

Trump, bu savaştan eli boş dönmeyi ya da Tahran’a taviz vermeyi istemiyor ancak İran da şartlarından vazgeçmeyeceğini bildiriyor buna nükleer mesele de dahil ve şimdi sürse ile asıl tıkanmanın nükleer müzakerelerde yaşanacağı belirtiliyor. Bu nedenle zamanlama önemli.

Zirvede müttefiklerinin karşısına "Hürmüz Boğazı" kartıyla çıkan Trump’ın asıl hedefi, savaşı kendi lehine geri döndürebilmek için NATO desteğini arkasına almak.

Trump, zirve ortaklarına İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün küresel ekonomiye ve lojistiğe faturasının çok ağır olacağını belirtmek için doğrudan bir mesaj verdi. ABD Başkanı son saldırıyla, aslında çöken İran stratejisini canlandırmak için ortak bir askeri/siyasi cephe inşa etmeye çalıştı.

NATO Genel Sekreteri de bu saldırıya destek verdi. Mark Rutte, ABD tarafından İran'a yönelik düzenlenen yeni askeri harekatın "kesinlikle gerekli" olduğunu belirtti.

Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Rutte, "Bir ateşkes varken ve İran bu ateşkesi esasen ihlal ediyorken, ABD'nin buna güçlü bir yanıt vermesinin tamamen hayati olduğunu düşünüyorum" dedi.

İNGİLTERE-FRANSA İLK ADIMI ATTI BİLE

İngiltere ve Fransa birkaç gün önce bu konuda bir adım attı bile. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için askeri plan hazırlanması çağrısı yaptılar. Londra’daki toplantıda, boğazın yeniden açılmasına yönelik ortak seçenekler masaya yatırıldı.

Onlarca ülkeden askeri planlamacı, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve deniz trafiğinin güvenli şekilde sürdürülmesi amacıyla Londra’nın kuzeyindeki Northwood’da bulunan İngiltere Daimi Müşterek Karargâhı’nda bir araya geldi.

İngiltere Savunma Bakanı John Healey ile Fransız mevkidaşı Catherine Vautrin tarafından paylaşılan ortak mesajda şu ifadelere yer verildi:

“Göreviniz, liderlerimizin ortaya koyduğu diplomatik uzlaşıyı pratik askeri seçeneklere dönüştürmektir. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü koruyacak koordineli ortak plan hazırlanmalıdır.”

Açıklamada, müttefik ve ortak ülkelerin katkı taahhütlerinden memnuniyet duyulduğu da belirtildi.

Muhabir: FATİH SİVİ