ABD’nin siyonist rejimdeki Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda Gazze savaşı, siyonist terör rejiminin nükleer programı ve “vadedilmiş topraklar” söylemine ilişkin yaptığı açıklamalar bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırdı. Özellikle Nil’den Fırat’a uzanan coğrafyaya dair “Tevrat’a dayalı hak” vurgusu, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkenin tepkisini çekti.
ABD’nin siyonist terör rejimi Büyükelçisi Mike Huckabee, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda “vadedilmiş topraklar” meselesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Huckabee’nin sözleri, “Tevrat’a dayalı Büyük israil” anlayışına yönelik ifadeleri nedeniyle itiraf olarak yorumlandı.
Carlson’ın, “israilin ABD askerlerini Irak’a göndermesi ve Amerikan askerlerini kendi savaşı için kullanması ABD’nin mi yoksa israilin mi çıkarınaydı?” sorusuna Huckabee, siyonist terör rejiminin ABD’nin en yakın müttefiki olduğunu söyledi. 2003 Irak işgalinin ise “teröre karşı mücadele” kapsamında yapıldığını ileri sürdü.
Carlson’ın, “israilin nükleer silah programını çalınmış ABD malzemeleriyle geliştirdiği” iddialarını hatırlatması üzerine Huckabee, siyonist terör rejiminin nükleer programını açıkça reddetmedi. “israilin nükleer programıyla kendini savunma hakkı vardır ve bu konuda iş birliği içindeyiz” dedi.
İran sorusuna ise Huckabee, “İran gerçek tehdit. Nükleer eğilimleri var ve ‘Amerika’ya ölüm’ sloganları atıyorlar. Bu savaş kışkırtıcılığı değil, barış için caydırıcılık” ifadelerini kullandı.
Carlson’ın, “Bu, Amerikan askerlerini israilin savaşları için feda etmek değil mi? İran’la savaş ABD için felaket olmaz mı?” sorularına Huckabee, İran'ın Amerikalıları hedef aldığını ve siyonist terör rejimi ABD’nin çıkarlarını koruduğunu savunarak yanıt verdi.
Carlson’ın, ‘israilin Nil’den Fırat’a kadar “vadedilmiş topraklar” iddiasına ilişkin sorusu üzerine Huckabee, İncil’e atıfta bulundu. Carlson’un, “Bu Mısır’ın, Suriye’nin, Irak’ın, Ürdün’ün, Lübnan’ın ve Suudi Arabistan’ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Ortadoğu’yu almak anlamına geliyor” diye itiraz etmesi üzerine Huckabee, “israilin onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi” ifadesini kullandı. Huckabee ayrıca, siyonist rejimin bu sınırlar üzerinde tam egemenlik kurmasının yakın zamanda gerçekleşmesini beklemediğini belirterek, “İncil’e göre, evet, bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır. Eğer bir gün israil bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz.” Carlson, “Peki Amerika neden bunu desteklemeli” diye sorunca Huckabee, “Çünkü İncil böyle diyor ve bu kutsal bir hak” yanıtını verdi.
Bölge Ülkelerinden Tepki
Huckabee'nin siyonist terör rejiminin Orta Doğu'nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının "kabul edilebilir" olacağı yönündeki ifadelerine Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan, Filistin, Mısır, Irak, Kuveyt, İran, Umman, İİT ve Arap Birliği de tepki gösterdi.
Türkiye'nin de Aralarında Bulunduğu 14 ülkeden Ortak Açıklama
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 14 ülkenin dışişleri bakanları ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Ligi ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) sekreterlikleri, ABD’nin israil Büyükelçisi Mike Huckabee’nin siyonist rejimin Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının “kabul edilebilir” olabileceğine yönelik ifadelerini kınadı.
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye, Mısır, Ürdün, Lübnan, Endonezya, Kuveyt, Katar, Umman, Pakistan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları ile İİT, Arap Ligi ve KİK sekreterliklerinin söz konusu ifadeleri uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık ihlali olarak değerlendirdiği bildirildi.
Açıklamada, Huckabee’nin sözlerinin bölgenin güvenlik ve istikrarını ciddi biçimde tehdit ettiği vurgulandı. Ayrıca bu ifadelerin, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu vizyonla ve siyonist rejimin Gazze’deki saldırılarını sona erdirmeye yönelik kapsamlı planla doğrudan çeliştiği belirtildi.
Söz konusu vizyonun, gerilimin tırmanmasını önlemeyi ve Filistin halkının bağımsız devletine kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir çözüm için siyasi bir ufuk oluşturmayı amaçladığı ifade edildi.
Bakanlıkların açıklamasında, hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerine dayanan planın, başkalarının toprakları üzerinde kontrolü meşrulaştırmaya yönelik açıklamalarla baltalandığı kaydedildi. Bu tür söylemlerin barışı ilerletmek yerine gerilimi körüklediği ve kışkırtıcı nitelik taşıdığı belirtildi.
Siyonist rejimin işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, Batı Şeria’nın ilhak edilmesine veya Gazze Şeridi’nden ayrılmasına yönelik girişimlerin kesin biçimde reddedildiği bildirildi.
Ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine karşı çıkıldığı ve Arap devletlerinin egemenliğine yönelik her türlü tehdidin kategorik olarak reddedildiği vurgulandı.
Açıklamada, siyonist rejimin yayılmacı politikalarının ve hukuka aykırı uygulamalarının sürmesinin bölgedeki şiddet ve çatışmayı daha da tırmandıracağı, barış umutlarını zedeleyeceği ifade edildi. Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız devlet kurma ve kendi kaderini tayin hakkına bağlılık yinelenerek, kışkırtıcı açıklamaların son bulması çağrısında bulunuldu.
Ürdün: Açıklamalar Uluslararası Hukuka Açıkça Aykırı
Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Huckabee’nin sözlerinin diplomatik teamülleri ihlal ettiği, bölge ülkelerinin egemenliğine zarar verdiği ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’na açıkça aykırı olduğu belirtildi.
Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Fuat el-Mecali, açıklamasında söz konusu ifadeleri “provokatif ve sorumsuz” olarak nitelendirerek, bu söylemlerin ABD Başkanı Donald Trump’ın Batı Şeria’nın ilhakını reddeden açıklanmış tutumuyla da çeliştiğini vurguladı.
Açıklamada, Batı Şeria’nın Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi dahil olmak üzere uluslararası hukuka göre işgal altındaki Filistin toprağı olduğu hatırlatılarak, iki devletli çözüm temelinde bağımsız Filistin devletinin kurulmasının adil ve kapsamlı barışın tek yolu olduğu ifade edildi. Ayrıca Gazze’de istikrarın sağlanması için tırmandırıcı ve hukuki değeri bulunmayan açıklamalar yerine uluslararası kararların uygulanmasına odaklanılması çağrısında bulunuldu.
Suudi Arabistan: Açıklama Tehlikeli ve Dünya Barışına Tehdit
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Huckabee’nin açıklamalarını “tehlikeli ve dünya barışına tehdit” olarak nitelendirdi.
Riyad yönetimi, ABD’ye çağrıda bulunarak söz konusu açıklamalar karşısında “net bir tutum” almasını istedi. Açıklamada, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı açıkça ihlal eden bu tür söylemlerin tehlikeli bir emsal oluşturduğu vurgulandı.
Suudi Arabistan, bu yaklaşımın bölge ülkelerine ve halklarına karşı düşmanlığı körükleyebileceği ve küresel güvenlik ile barış üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Arap Birliği: Açıklamalar Mantık Dışı
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Huckabee’nin dile getirdiği ifadeleri kınadı.
Ebu Gayt, bu açıklamaların diplomasi kurallarına ve normlarına aykırı olduğunu, mantık ve sağduyuyla bağdaşmadığını belirtti. Huckabee’nin sözlerinin ABD’nin resmi politika ve tutumlarıyla çeliştiğini ifade eden Ebu Gayt, bu tür aşırıcı açıklamaların dini ve milli hassasiyetleri tahrik ettiğini ve bölgedeki gerilimi artırabileceğini dile getirdi.
Filistin: Açıklama İlhak ve İşgale Destek Veriyor
Filistin Dışişleri Bakanlığı, Huckabee’nin açıklamalarını sert ifadelerle kınadı.
Bakanlık açıklamasında, söz konusu ifadelerin dini ve tarihi gerçeklerle çeliştiği, uluslararası hukuka aykırı olduğu ve ABD Başkanı Trump’ın Batı Şeria’nın ilhakını reddeden tutumuyla ters düştüğü belirtildi.
Açıklamada ayrıca Huckabee’nin sözlerinin, siyonist rejimin ilhak ve yerleşim politikalarına destek anlamı taşıdığı ve Filistin halkının haklarını yok saydığı ifade edildi. Uluslararası toplumun, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’nın işgal altındaki Filistin toprağı olduğu yönündeki pozisyonuna dikkat çekildi.
Mısır: Bölgesel Barışa Zarar Veren Açıklamalar
Mısır Dışişleri Bakanlığı da Huckabee’nin sözlerini kınadı.
Kahire yönetimi, siyonist rejimin işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı.
Açıklamada, söz konusu ifadelerin uluslararası hukukun ilkelerine açıkça aykırı olduğu ve bölgesel barış çabalarına zarar verdiği kaydedildi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT): Açıklama Tehlikeli ve Sorumsuz
İİT, Huckabee’nin açıklamalarını “tehlikeli ve sorumsuz” olarak nitelendirdi.
Teşkilat açıklamasında, bu tür aşırı ideolojik söylemlerin radikalizmi besleyebileceği ve siyonist rejimin işgal politikalarını sürdürmesine zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuldu. Ayrıca söz konusu ifadelerin bölgesel istikrarı tehdit ettiği belirtildi.
Irak: Açıklama Tehlikeli Bir Aşırılık
Irak Dışişleri Bakanlığı, Huckabee’nin sözlerini “tehlikeli bir aşırılık” olarak tanımladı.
Açıklamada, bu ifadelerin devletlerin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlal niteliği taşıdığı belirtildi. Irak yönetimi, bu tür açıklamaların bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Kuveyt: Huckabee’nin Sözlerini Sorumsuzca
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, Huckabee’nin sözlerini “sorumsuz” olarak nitelendirerek şiddetle kınadı.
Açıklamada, Filistin halkının devredilemez kendi kaderini tayin hakkına ve 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmasına verilen desteğin sürdürüleceği belirtildi.
İran: Açıklama Bölgede Gerilimi Artırır
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Huckabee’nin açıklamalarını kınadı.
Bekayi, bu tür aşırı ideolojik söylemlerin siyonist rejimin politikalarını cesaretlendirebileceğini ve bölgedeki gerilimi artırabileceğini belirtti.
Bekayi, ayrıca ABD’nin Huckabee’nin sözlerinin, Washington’un siyonistlerin “yayılmacı savaşlarına” ve Filistinlilere yönelik soykırım eylemlerine aktif katılımının açık bir kanıtı olduğunu söyledi.
Netanyahu’nun da Vizyonu ‘büyük israil’
Siyonist rejimin sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD’li büyükelçiden çok daha önce israil merkezli i24News kanalına verdiği röportajda, “Büyük israil” projesini dile getirmiş, kendisini bu vizyonu hayata geçirmek için “tarihi” ve “manevi” olarak görevlendirilmiş gördüğünü söylemişti.
Röportajda dikkat çeken ifadeler
Röportaj sırasında sunucunun, israillilerin “vadedilmiş topraklar” olarak adlandırdığı haritayı içeren bir muskayı Netanyahu’ya takdim etmesi üzerine Netanyahu, bu vizyona güçlü bağlılığını dile getirmişti. Netanyahu, ilhak etmeyi hedeflediği bölgeleri açıkça sıralamasa da “Büyük israil” anlayışının Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde kurulması beklenen Filistin devletine ayrılması öngörülen alanları, Ürdün Nehri’nin doğu ve batı yakasını, hatta Sina Yarımadası’na kadar uzanan coğrafyayı kapsadığı değerlendirmeleri yapılmıştı.
“Yeni değil, ideolojik süreklilik”
Netanyahu’nun siyasi kariyerini yakından izleyenler için bu çıkış sürpriz olarak görülmedi. 1993 yılında yayımlanan “Uluslar Arasında Bir Yer: İsrail ve Dünya” adlı kitabında Netanyahu, Yahudi ulus devletine dair geniş bir coğrafyayı kapsayan vizyonunu ayrıntılı biçimde ortaya koymuştu.
Kitapta, 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu’na atıfla, Yahudiler için Ürdün Nehri’nin doğusu ve batısını da içine alan bir vatan anlayışına yer verilmişti. Netanyahu, Batı’yı Yahudi halkına verilen sözlerden geri adım atmakla eleştirirken, demografik üstünlük yoluyla Filistinlilerin siyonist yönetimi altında azınlık konumuna düşmesini öngören bir tablo çizmişti.
Analistlere göre bu yaklaşım, Netanyahu’nun günümüzdeki söylem ve politikalarının ideolojik arka planını oluşturuyor.
Netanyahu’nun “Büyük israil” söylemi, Siyonistlerin Gazze’ye yönelik askeri operasyonları, Güney Suriye’deki faaliyetleri ve Güney Lübnan’daki stratejik noktalardaki varlığıyla birlikte değerlendiriliyor. Siyonist rejimin iç siyasetinde bazı aşırı sağcı isimlerin Sina Yarımadası’nın yeniden işgali ya da Gazze nüfusunun buraya yönlendirilmesi yönündeki çıkışları da bu tartışmaları besliyor.





