Siz de bu filmi daha önce seyretmiş miydiniz? Sanki ben seyretmiştim.

Hani bir parti vardı DTP. Bu parti kapatılıp iki milletvekili yasaklı olunca o partinin ileri gelen delikanlıları erkeklik yapmış 'Biz meclisten çekiliyoruz. Sine-i millete döneceğiz' demişlerdi. Bilumum düşünürleri de telaşa atmışlardı. Herkes başlamıştı. 'Aman gitmeyin, ne olursunuz. Bu anayasa mahkemesinin yaptığına bakmayın. Bir haylazlıktır oldu. Giderseniz memleket batar.' diye yalvarmaya. Sonra ne oldu. Baktılar, evde yapacak iş yok. Döndüler sine-i TBMM`ye.
Şimdi bu adamlar sadece bir oyunu ezberlemiş okul tiyatro ekibi gibi, iki aydır 'meclise gelmeyiz' oyununu sergilediler. Bizim akıllı zevat da gene başladı 'Fırsat kaçtı, terör tırmanacak, keşke dönseler. Dönmeseler battık gitti' diye vaveyla etmeye. Halbuki herkes de biliyor ki adamlar eninde sonunda meclise gidecek.
Hani eski Türk filmleri vardır. Bazı insanlarımız o filmleri birkaç kere seyretmiştir. Hepsini seyretmeyenler de bilir ki; 'Battal Gazinin Oğlu' filmin en sonunda o gavurların hepisini öldürecek. Bu film de böyle bitecek. Buna rağmen seyredenleri bir heyecandır tutar. Onunla beraber acı çeker, çalıların ardına onunla beraber gizlenir.
Şahsen DTP milletvekili olup ta BDP`den aday gösterilmeyen veya seçilemeyen bir kişi olsam bu yeni BDP`ye mahkeme açardım. Adamlar düpedüz senaryo çalmışlar. Kimse de bir şey demiyor. Türk savcılarını göreve çağırıyorum.
Şimdi bu akşam televizyonlar da ne şenlenmiştir ama. 'BDP meclise girecek, bayramınız kutlu olsun. Demokrasi kazanacak.' ve daha neler neler. Televizyonum olmadığı için seyredemiyorum. Ama üzülmüyorum. Çünkü filmin bu bölümünü de daha önce seyretmiştim.
Biz küçükken mahallede top oynadığımızda bile, bir mertlik anlayışımız vardı. Sözden dönmek olmazdı. Örneğin mahallenin tek topunun sahibi olan küçük arkadaş topunu bir kere verdi mi, artık oyun bitene kadar geri almazdı. Çünkü ayıp olurdu.
Şimdi bu arkadaşlar aylardır. 'Gitmeyiz de gitmeyiz. Gitmek çare değil. Bizi de tutuklayın' diye avaz avaz bağırırken, bakıyoruz meclise girmeye karar veriyorlar. Sanki filmin yönetmeni 'Arkadaşlar şimdi diğer kareleri çekeceğiz' demiş de onlar da ona göre rollerinin değiştiriyorlar.
Artık bıktık bu eski filmlerden ya, yok mu yeni bir senaryo. Hani sadece bu kadar olsa neyse diyeceğim. Bundan sonrası da belli. Meclis açılışının ilk günü, Bdp ile chp arasında samimi diyalog. Yok Bahçeli ters baktı. Tersi de olsa fark etmez. Zaten hiçbiri ne yaptığını bilmiyor. Politika belli olmadığı için, koro halinde 'biz merkez partiyiz' diyorlar. Merkez parti de nedir biliyor musunuz? Yani ortadaki parti. Öyle de olur böyle de. Bizim bir öğretmen buna 'şaban mantığı 'diyordu: Kemal Sunal yani. Hani derdi ya; olabilir de olmayabilir de. Salata da olur, döner de… Hatta çevir kazı yanmasın mı, yoksa ne şiş yansın ne kebap mıydı? Hepsi uyar bunlara. Bir oy olsun; ilkeler feda olsun.
Bu arada benim merak ettiğim bir konu var. Acaba BDP`nin görünürdeki yetkilileri, ara sıra gerçek yetkililere kızmıyorlar mı? Benimki de laf mı? Kızamazlar ki. Hadi sitem etmek diyelim. Acaba demiyorlar mı: 'Bak beyim ne yapacaksak baştan ona karar verin ki; biz de millete onu diyelim. Önce böyle diyorsunuz, sonra değiştiriyorsunuz. Biz de herkese rezil oluyoruz. Ayıp oluyor. En azından Kılıçdarolu`dan bir farkımız olsun. Çünkü o da bizim gibi yapmaya kalktı da gene erken pişman oldu, kararını bizden önce değiştirdi.'
Bu yazıda pek ciddi olmadı ama ne yapalım. Adamların ciddi bir siyaseti yok ki, ciddiyetle konuşalım. Çocuklardan bahsederken onların kelimeleri ile konuşmak gerek. BDP milletvekilleri artık bu akşam 'Yaşasın 'Apo'm bana ceylan derisinden koltuk hediye etti, artık ben de o kırmızı koltuklarda oturacağım.' diye sevinip duruyorlardır. 'Şurda iki-üç gün var. Ters bir şey olmasa bari meclisimize gitsek de rahat etsek. Perişan olduk bu sokaklarda' diye dua eden bile olabilir. Hem de Allah`a. Sıkıntı anıdır belli olmaz eder mi ederler. Bu günler öyle Bodrumdaki günlere benzemez. Allah muhafaza İmralı`da hava serinler, adam üşütür, hasta olur, kızar, işler gene bozulur.
Erdoğan ikide bir 'meclise gelecekler' diyordu da millet de O`nun bir şeyler bildiğini düşünüyordu. Meğer bir bildiği yokmuş. Sadece o da eskiden seyrettiği filmi hatırlıyormuş.